BATUHAN YAŞAR

Tahran’daki İran Liderler Konferans Salonu, dün yakın tarihin en çarpıcı, en hararetli, bölgemizin geleceğini yakından ilgilendiren en kritik zirvelerden birine ev sahipliği yaptı. Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, Suriye’de muhaliflerin elindeki son kale İdlib’in geleceğini konuşmak üzere toplantı gerçekleştirdi. Dünya televizyonlarının canlı yayınladığı zirvede liderler, kıran kırana pazarlık yaptı. Zaman zaman gergin anların yaşandığı salonda, İdlib üzerine tam mutabakat sağlanamadı. Türkiye’nin beklentisi öncelikle ateşkes kararı çıkarmaktı. Ancak muhataplarının tavrı sebebiyle bu mümkün olmadı.
Suriye meselesinde nokta değil, virgül konuldu.

ŞİRAZİ’DEN DOKUNDURMA
Zirveye Erdoğan’ın siviller için yaptığı çıkışları damga vurdu. Sözlerine İranlı şair Sadi Şirazi’nin “Eğer sen başka insanların mihnetinden, ızdırabından gamlanıp kederlenmiyorsan sana Ademoğlu demek yakışmaz” diyerek başlayan Cumhurbaşkanı, “3,5 milyona ev sahipliği yapıyoruz. Bir 3,5 milyona daha ev sahipliği yapmaya gücümüz de imkanlarımız da yetmez” şeklinde uyarıda bulundu. “Süratle bir adım atıp ateşkesin sağlanması çok önem arz ediyor” diye konuşan Erdoğan şöyle devam etti:

YANLIŞ ADIM ATMAYIN
Türkiye olarak baştan beri Suriye’de akan kanın durması için mücadele ettik. Hiçbir ayrım gözetmeden Suriyeli kardeşlerimize sahip çıktık. İdlib adeta tüm Suriye’nin küçük bir modeli konumundadır. Burada atılacak yanlış adımların menfi yankıları her tarafta hissedilecektir. Suriyeli sivillerin can güvenliğini hiçe sayan yöntemler teröristlerin ekmeğine yağ sürmekten başka hiçbir fayda sağlamayacaktır. İdlib meselesi yeni acılara, yeni gerginliklere, yeni sıkıntılara mahal vermeden Astana ruhuna sadık kalınarak çözülmelidir. Bölgedeki sivil halkın korunması, terörist unsurların ayrıştırılması ve İdlib’in mevcut statüsünün muhafazası hayati önem taşıyor. Bugün burada bir ateşkes ilanı yapabilirsek bu zirvenin en önemli adımlarından biri bu olacaktır. Suriye halkı bir an önce kendi anayasasını ve bir an önce adil seçimi bekliyor. Bunu başarmamız lazım.

SURİYE’DEN ÇIKMAYACAĞIZ
Suriye’nin toprak bütünlüğüne vurgu yapan Erdoğan, “Türkiye, Suriye’nin siyasi coğrafi ve sosyal bütünlüğü sağlanana kadar bölgedeki varlığını korumakta kararlı. Tehdide göre gereken adımları atacağız” dedi. Cumhurbaşkanı, “ABD, Suriye rejiminin de göz yummasıyla, Fırat’ın doğusunda güçlenen terör örgütü sahadaki varlığını, yabancı güçlerin desteğiyle kalıcı hale getirmeye çalışıyor” diye uyarıda bulundu.

DERTLERİ ESAD'I KURTARMAK
Rusya Devlet Başkanı Vladimir Putin ve İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani, çözüm için yüzbinlerce kişinin kanını akıtan Beşar Esad yönetimini adres gösterdi. Putin “Bizim önceliğimiz Suriye’yi teröristlerden tamamen temizlemektir. Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın teklifiyle bütün taraflara silahları bırakma çağrısında bulunduk. Sivilleri korumak bahanesiyle teröristleri korumak ve Suriye hükümetine zarar vermek kabul edilemez. Suriye’de kimyasal saldırı provokasyonu yapılması hususunda elimizde net ve açık kayıtlar bulunuyor. Silahlı gruplar, bu tür provokasyonu sahneleme çabasında. Bizim barış çağrımız İdlib’de de duyulacaktır. Bizim sağlanan tüm mutabakatlarımız şunu esas aldı: Çatışan tüm tarafları barıştırmaya çalışıyoruz. Terör unsurları ise bu sürece dahil olmamalıdır. Parantez dışında kalmalılar. Umarım teröristler de sağduyu gösterip silahlarını bırakacaklar” dedi.

RUHANİ: ABD GİTSİN
İran Cumhurbaşkanı Ruhani ise Trump yönetimini suçladı. “ABD’nin Suriye’ye kanunsuzca müdahale etmesi uluslararası yasaların hiçbirine uymamaktadır ve Suriye’deki kalıcı barışa ulaşılması için ciddi sorunlar oluşturmaktadır” diyen Ruhani şöyle devam etti: “Türkiye’nin, terörizm ve ayrılıkçılarla ilgili endişelerini anlıyoruz. Bu endişelerin giderilmesi için en etkili ve en kalıcı yöntemin Suriye’nin yasal hükümetiyle yapılması gerektiğine inanıyoruz. Suriye hükümetiyle organize etmeden doğrudan müdahale etmenin, krizin derinleşmesine sebep olacağına inanıyoruz. Bu olayın bütün boyutlarını hesaba katarak kapsamlı bir bakış gerekiyor. Bu kapsamda İdlib’de terörle mücadele, barış ve istikrarın geri getirilmesinin kaçınılmaz bir parçasıdır ama bu mücadele sivillere zarar vermemelidir. Yakıp yıkma tekniklerine neden olmamalı biz barış için savaşıyoruz.”

ACEM OYUNU
İran’ın ev sahipliğinde düzenlenen üçlü zirvenin müzakere kısmı, teamüllerin aksine basına açık gerçekleştirildi.
Tahran’daki zirvenin, açılış konuşmalarının ardından basına kapalı devam etmesi bekleniyordu. Basın mensupları, açılışın ardından basın toplantısının yapılacağı salona alındı. Ancak daha sonra İranlı yetkili yayın kuruluşunun yayını kesmediği ortaya çıktı. Bu karardan Türkiye ve Rusya tarafının bilgisi olmadığı öğrenildi. Bu tür zirvelerde müzakerelerin basına kapalı yapıldığı biliniyor.

İŞTE 12 MADDELİK MUTABAKAT METNİ
Tahran’daki zirvenin ardından liderler 12 maddelik ortak bildiriye imza attı. Mutabık kalınan maddeler şöyle sıralandı:
1. Liderler, Astana formatının Ocak 2017’den bu yana sağladığı başarılardan, Suriye Arap Cumhuriyeti genelindeki şiddetin azaltılmasında katedilen ilerlemeden ve ülkede barış, güvenlik ile istikrara yapılan katkıdan duydukları memnuniyeti ifade etmişlerdir.
2. Suriye Arap Cumhuriyeti’nin egemenliği, bağımsızlığı, birliği ve toprak bütünlüğü ile BM Şartı’nın amaç ve ilkelerine olan kuvvetli ve devam eden taahhütlerini vurgulamış ve bunlara herkes tarafından saygı gösterilmesi gerektiğinin altını çizmişlerdir. Kim tarafından gerçekleştirildiğine bakılmaksızın, hiçbir eylemin bu ilkelere halel getirmemesi gerektiğini yinelemişlerdir. Terörle mücadele kisvesi altında sahada yeni gerçeklikler oluşturulmasına dair her türlü girişimi reddetmiş, Suriye’nin egemenliği ve toprak bütünlüğü ile komşu ülkelerin ulusal güvenliğini zayıflatmayı amaçlayan ayrılıkçı gündemlere karşı durma kararlılıklarını ifade etmişlerdir.
3. Sahadaki güncel durumu ele almışlar, 4 Nisan 2018 tarihinde Ankara’da yapılan son toplantılarının ardından Suriye Arap Cumhuriyeti ile ilgili meydana gelen gelişmeleri değerlendirmişler ve aralarındaki mutabakat uyarınca üçlü eş güdümü sürdürmek hususunda hemfikir kalmışlardır.
4. BM Güvenlik Konseyi tarafından terörist olarak tanımlanan DEAŞ, Nusra Cephesi ile El Kaide veya DEAŞ’la bağlantılı tüm diğer bireyler, gruplar, teşebbüsler ve oluşumların tamamen ortadan kaldırılması amacıyla aralarındaki işbirliğini sürdürme kararlılıklarını teyit etmişlerdir. Terörle mücadelede, yukarıda belirtilen terörist grupların ateşkes rejimine katılmış veya katılacak olan silahlı muhalif gruplardan ayrıştırılmasının sivil zayiatın önlenmesi bakımından da dahil olmak üzere büyük önem arz ettiğinin altını çizmişlerdir.
5. Suriye ihtilafına askeri çözüm getirilemeyeceğine ve ihtilafın yalnızca müzakere edilmiş bir siyasi süreç yoluyla sona erdirilebi- leceğine dair inançlarını yinelemişlerdir.  
6. Suriyelilerin öncülüğünde ve sahipliğinde bir siyasi çözüme ulaşma sürecini ilerletme amaçlı ortak çabaları sürdürme konusundaki kararlılıklarını yinelemişler ve Anayasa Komitesi’nin kurulması ile çalışmalarının başlatılmasına yardımcı olmaya yönelik taahhütlerini vurgulamışlardır.  
7. Bütün Suriyelilerin normal ve huzurlu bir hayata yeniden kavuşmalarına yönelik tüm çabalara destek olma ihtiyacını vurgulamışlardır. Bu bağlamda, başta BM olmak üzere uluslararası topluma çağrıda bulunmuşlardır.
8. Sivillerin korunması ve insani durumun iyileştirilmesini hedefleyen ortak çabaları sürdürmedeki kararlılıklarını yinelemişlerdir.
9. Sığınmacıların ve ülke içinde yerlerinden edilmiş kişilerin Suriye’de ikamet ettikleri asıl yerlere güvenli ve gönüllü olarak geri dönüşleri için gerekli şartların oluşturulması ihtiyacının altını çizmişlerdir.
10. BM ve Uluslararası Kızılhaç Komitesi uzmanlarının katılımıyla yürütülen, alıkonulanlar/kaçırılanların serbest bırakılması, cenazelerin teslimi ve kayıp şahısların tespitini memnuniyetle karşılamışlardır.
11. Vladimir Putin’in daveti üzerine, bir sonraki toplantılarını Rusya Federasyonu’nda yapmayı kararlaştırmışlardır.
12. Tahran’daki Üçlü Zirve’ye ev sahipliği yapmalarından ötürü İran Cumhurbaşkanı Hasan Ruhani’ye içten teşekkürlerini sunmuşlardır.