Nuruosmaniye Camii, Osmanlı Cihan Devleti’nin 18. yüzyılda Batı ile artan diplomatik, kültürel ve ticari ilişkilerinin bir yansıması olarak, Avrupa mimarisinin etkisinin görülmeye başladığı bir dönemde inşa edildi. Külliye, mekana hakim ana kubbesi, hünkar mahfili, münhani (eğrisel) kemerleri ile Osmanlı’da inşa edilmiş ilk barok mimari olma özelliğini taşıyor.


Çevresi küçük kubbelerle çevrilmiş “U” şeklindeki avlusuyla farklı bir hava yakalanan Nuruosmaniye Külliyesi’nde kullanılan barok ve rokoko bezemeler, Osmanlı ustalarının elinde farklılaşarak, eşsiz sanat süslemelerine dönüştü. Bu muhteşem eser, kentin önemli ticaret merkezlerinden Kapalıçarşı’nın Nuruosmaniye çıkışında ve İstanbul’un yedi tepesinden ikincisinde yer alıyor. Hünkâr kasrı, çeşme, kütüphane, sebil, medrese, türbe, aşevi ve dükkanlardan oluşan külliye, klasik dönem Selatin külliyelerinden farklılaşıyor.


İstanbul Teknik Üniversitesi Mimarlık Fakültesi Öğretim Üyesi Doç. Dr. Aras Neftçi, külliyenin özelliklerini, şöyle anlattı: “Nuruosmaniye’nin diğer önemli özelliği 25 metre 80 santimlik açıklığı kapatarak, İstanbul’un üçüncü büyük kubbesine sahip olması. İstanbul’da Osmanlı’nın ikinci büyük kubbesidir. Benim ve birçok araştırmacının gözünde Süleymaniye’nin ikinci bir silkelenişidir. İstanbul’da Süleymaniye Osmanlı için ne ise Nuruosmaniye de bunun ikinci bir ispatıdır. Osmanlı ne olursa olsun mimari açıdan, medeniyet açısından bir dirilişe vesile oldu.”