Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan, Radyo, Televizyon Gazetecileri Derneği (RTGD) 2017 Medya Oscarları Ödül Töreni’nde yaptığı konuşmada, eko-terör konusunda önemli mesajlar verdi. 

“Bin yıldır acısıyla tatlısıyla bizim olan bu coğrafyaya çok daha sıkı sahip çıkmamız gereken bir dönemden geçiyoruz” diyen Erdoğan, özetle şunları söyledi:

*Hiç kimse milletimizin içini karartacak, şevkini kıracak, kafasında ve gönlünde şüphe uyandıracak yollara boşu boşuna tevessül etmesin. Türkiye’nin girdiği her mücadeleden sadece ayakta değil aynı zamanda kazançlı bir şekilde çıkmasından başkaları rahatsız olabilir ama bu ülkenin hiçbir ferdi, hiçbir kuruluşu böyle bir hakka sahip değildir.

*Şimdi ekonomi üzerinden bizi sıkıştırmaya çalışıyorlar. İnşallah biz bu dalgayı da atlatacağız. Alt yapımız, bunu atlatmaya zaten inanıyorum ki kabiliyetlidir, o gücü de vardır. Türkiye’nin ekonomide çözmesi gereken yapısal sorunları elbette mevcuttur. Biz bunları zaten biliyor ve çözümü için çalışıyoruz. Gerek ekonomi yönetimimiz, gerek devletimizin diğer kurumları ihtiyaç duyulan tedbirleri alıyorlar, alıyoruz. Bu sürecin hem ekonomik hem de siyasi bakımdan yeni bir sıçrama dönemine girişine vesile olacağına inanıyorum.

*Bize böyle tehditlerle geri adım attırmak mümkün değil. Biz, öyle bir tarihin varisleriyiz ki bu tehditlerle yıldıramazlar.

*Türkiye’nin, alternatifsiz olmadığını herkes görecek. Biz tüm ilişkilerimizi tek taraflı kazanma değil, birlikte kazanma üzerine kuran bir ülkeyiz. Türkiye’yle birlikte hareket etmenin herkes için karşı bir tercih olduğunu bugüne kadar beraber çalıştığımız herkese gösterdik ancak NATO’da birlikte stratejik ortak olduğumuz bir ülkenin (ABD), kalkıp da Türkiye gibi NATO içerisinde ilk üçün içerisinde yer alan bir stratejik ortağına bu şekilde yaklaşımlarda bulunmasını hiç bir cümle ifade edemez.

*Biz her biri top güllesi niyetiyle atılan manşetlerle köşelerini kurşun gibi kullanan kalemşorlarla çarpışa çarpışa bugünlere geldik. İstanbul Büyükşehir Belediye Başkanlığına aday olduğumuz günden itibaren, bize en çok saldıranların, bizi en çok linç etmeye çalışanların başında kusura bakmayın medya geliyor. Ana akım medya ülkemizde eskiden beri vesayetçilerle darbecilerle mandacılarla birlikte hareket etmiştir.

*Hukuka da vicdana da ahlaka da sığmayacak bir mahkeme kararıyla mahkûm edildiğimde atılan “Muhtar bile olamaz” manşetlerini unutmadım. Şahsımız, hükümetimiz, partimiz aleyhine yazılan, çizilen, atılan iftiraların, yapılan çarpıtmaların haddi hesabı yoktur. Gezi ihanetini ‘sosyal tepki’, 17-25 Aralık emniyet yargı darbe girişimini ‘hukuka saygı’, çukur eylemlerini ‘sivil direniş’, 15 Temmuz’u ‘tiyatro’ olarak göstermeye çalışanlar, operasyonlarını hep medya üzerinden yürüttüler.

*Teröristlere güzellemeler yapan, milleti aşağılayan, hor gören, hakir gören bir zihniyet yıllarca medyada baş tacı edildi. Millete ‘göbeğini kaşıyan adam’ , ‘bidon kafalı’, ‘koyun’ diyerek ve daha nice ifadelerle en ağır hakaretleri yapanlar hep kusura bakmayın medya mensupları değil miydi?