İRFAN ÖZFATURA

Bir zamanlar Karadeniz sahilinde üç şehrin adı geçermiş, Trabzon, Canik (Samsun) ve Ünye…
Ne yazık ki üçü de beton istilasına uğruyor, tahrip oluyor. Şimdi kalanları kurtarmak için canla başla çalışıyorlar ama, meğer ki geçmiş ola.
Yöreden pek çok kavim geçmiş, Hititlerden başlarsak, Persler, İskender ve Roma...
İslam sancakları 1080 yılında dalgalanmaya başlıyor, Miryokefalon Savaşı akabinde Karadeniz sahilleri Selçukluların eline geçiyor.
Sonra Danışmend Beyliği…  Yağbasan Mahallesi adını Melik Yağbasan’dan alıyor mesela.
Moğol istilasının (1243) ardından Çepnileri görüyoruz ki bilirsiniz Oğuzların Üçok boyuna bağlıdırlar Gökhan soyundan.  
Canik Beyliği, Hacı Emîr Bey ve Kadı Burhanettin derken hep birlikte katılıyorlar Osmanlıya.
Ünye, tarihi boyunca seyyahların gözdesi oluyor, nitekim Evliya Çelebi de ziyarete geliyor. Seyahatnameye bakarsanız pek zengin, geliri yetmiş beş bini aşıyor.
İyi de 75 bin ne? Tabii ki altın, çil çil sarı lira.

SARAYLARA LAYIK
1800’lü yıllarda Canikoğlu Süleyman Paşa, güzelliği dillere destan bir saray yaptırıyor. Ancak bir yangında çıra gibi yanıp gidiyor. Hamamı yadigâr kalıyor.
Saray Camii aynı ismi taşısa da daha eski 1710 yılından kalma…
Evet buradan çok medeniyet geçmiş ama elle tutulan gözle görülen eserler daha ziyade Osmanlı imzası taşıyor.
Kadılar yokuşu diye bir sokakları var, bakıyorsunuz birbirinden alımlı konaklar.
Türklerde kadılık önemli bir makam, ciddi bir tedris gerektiriyor. Demek ki ulema yerleşmiş, yokuş dolusu kadı yetiştirmek kolay mı yoksa?
Sonra sıkıntılı yıllar, göçler, savrulmalar, ayaklanmalar. ‘Ünye de Fatsa Arası’ türküsündeki Hekimoğlu aynalı martini ile nam salıyor dağlarda.
Civarda çok sayıda tarihî köprü sarnıç, han, çeşmeye rastlandığına göre kervanlar konaklıyor burada.

AÇIK HAVA MÜZESİ
Duvarları Ünye taşı ile yükselen evler birer sanat eseri. Dülgerler ahşabı yakıştırmış taşa. Sahildeki birkaç Rum yalısı var ama yokuşlarda bahçesi yüksek duvarlı, kapıları kemerli, alınları besmeleli, nazar ayetli, cumbalı, kafesli Türk evleri sıralanıyor. Sokaklar Safranbolu gibi ecdat kokuyor. Ünye merkezde yaklaşık 80 tarihî ev var. Eskiden nineler dedeler aynı çatı altında yaşıyor, aşçılar, seyisler, kâhyalar eksik olmuyor... Günümüz ailelerinin koca konakları yürütmesi zor, bu yüzden elden geçirilip otel yapılıyor.
Üç tarihî hamam var. Bakırcılar Arastası yakınındaki Çifte Hamam kullanılıyor hâlâ. Bacası gün boyu dumanlı, yanık ağaç kokusu yayılıyor ortalığa.  
Ünyeli bakırcılar uzun yıllar mangal, cezve, hamsi tavası, mıhlama sahanı, semaver yetiştirmiş civara. Çekiç sesi kesilmiş değil, yine yapılıyor, sunuluyor meraklısına.   
Ünye’nin temel geliri fındık. Zaten kaza yemyeşil görünüyor karşıdan bakınca. Dağları meşe, kayın, gürgen, kestane, çam, köknar, kızılağaç, karaağaç. Zengin bir maki örtüsü bulunuyor sonra.
Eh bu kadar gümrah bir yeşiliniz varsa kuş sesi eksik olmaz. Ormanlar kartal, şahin, atmaca, doğan, çaylak gibi yırtıcıları da barındırıyor, şehir kumrulara martılara kalıyor.
Trabzon hurması, mısır, karalahana…  Kiraz yaygın, kivi de koptu geliyor son yıllarda.
Diyelim atınız var, nerede besleyecek, nasıl ilgileneceksiniz? Ama Ünye’de yaşıyorsanız kolay, belediye tesislerinde bakılıyor itinayla. Hevesliler kiralık atlara binebiliyor icabında.

YAĞLI TEREYAĞLI
Ünye balıkçıları ile ünlü. Sadece denize değil, akarsu ve göllere de olta atılıyor, tatlı su kefali, alabalıklar, bıyıklılar…
Sofralarında hamsinin yeri ayrı. Çarşılar fındıklı kurabiye ve mısır ekmeği kokuyor.
Ünye’ye has bir yemek derseniz, yağlı tavsiye ediyorlar. Yağlı dedikleri bir nevi kıymalı pide. İçini kavrulmuş kıyma ve soğanla hazırlıyor, fırından çıkınca tereyağı bırakıyorlar bolca. Hamurları ince, kürekçiler usta, çıtır çıtır dağılıyor ağzınızda.
Çarşamba sabahları Kavakdibi’nde (adı kavak, Fatih’i görmüş 5 asırlık bir çınar oysa) köylü kadınları kendi yetiştirdikleri sebzeleri, meyveleri satıyor. Mayaladıkları yoğurdu, köy yumurtalarını, yayık yağlarını sergiliyorlar.
Yörenin sütü rahiyalı, çünkü hayvanlar kırda bayırda otluyor. Oturtun kuzinenin üstüne inceden kaynasın, tıkırdadıkça kaymak tutacak, odalar mis kokacak.
Kavakdibi’nde otlar kökler, sepet sepet menevcan, sütlücan, diken ucu, mendek, pancar. Bunları tek başına pişirip aş yapabilir, böreklere de katabilirsiniz. Ne ilaç ne gübre %100 tabii.

BU NE SEVGİ AH!
Halkımızın Yunus Emre sevgisi malum. Bu yüzden çok kabri var Anadolu’da. Listede Ünye’yi görünce şaşırmayın, çok iddialılar. Dernek Başkanı Yaşar Argan “Yunus Emre bidat bilmez Türk’ün temiz sesidir” diyor, “O da diğer dervişler gibi Anadolu’yu gezdi dolaştı. Eskişehir, Karaman, Bursa, Aksaray, Kula (Emre Sultan Köyü), Erzurum (Duzcu), Isparta, Gönen, Sivas ve Sandıklı’dan geçmesi mümkün her hâlükârda. Azeriler de sahip çıkıyor, Niyazi Mısri hazretleri ise Limni Adası’nda olduğunu söylüyor. Zaten güzellik de burada, demek bütün müminler hemşehri olmak istiyor ona. Fatiha’mızı nerede okursak okuyalım, ecri ulaşacaktır mutlaka.
Bir rivayete göre büyük veli Sivas, Zile, Tokat, Niksar üzerinden sahile iniyor ve bunu geçiriyor mısralarına.
 “İndik Rum’u kışladık
Çok hayr ü şer işledük
Oney oldu son durak
Göçtük el-Hamdülillah”
Dörtlükteki kelimeleri biliyorsunuz, bir tek Oney’e takıldınız ihtimal.
Oney Ünye’nin eski ismi efendim.  Ve Şehnus (Şeyh Yunus) tepesi var beldenin hemen arkasında.
Olur mu? Allahualem bissavab! Doğrusunu Rabb’im bilir anca.

İlçemize bekleriz
Ünye Belediye Başkanı Ahmet Çamyar “Nüfusumuz 126 bin ama” diyor, “ağırlığımız daha fazla. 2005 yılından beri Tarihî Kentler Birliğine üyeyiz. Bu birlik tecrübe paylaşıp önümüzü açıyor. Bir ara maalesef mahalli doku ezilmiş, beton ucubeler dikilmiş sağa sola. Şimdi onlardan kurtulmaya çalışıyoruz. Hâlbuki Ünye eski bir Sancak, nereyi eşeleseniz tarih çıkıyor karşınıza. Dört sene evvel başladığımız Kültür Yolu Projesi’ne 15 milyon harcadık, 19 konağı ayaklandırdık. Oyunun birinci bölümü tamam, şimdi ikinci kısma geçeceğiz, yapacak çok işimiz var zira. Bakırcılık geçmişimiz çok güçlü, hanımlarımız da el sanatlarında fevkalade usta. Eğer imkân sunulacak olursa...
Turizmde en önemli şey ulaşım, Ünye, Ordu Giresun ve Çarşamba Hava Meydanlarına eşit uzaklıkta (ikisi de birer saat). İstanbul ve Ankara’dan kalkıp Ordu, Giresun, Trabzon, Rize, Artvin istikametine giden bütün otobüsler Ünye’den geçiyor. Sahil yolu Ordu ve kazalarına dokunmadı, kıyılarımızı bozulmadı, denizimiz temizliği ile tanınıyor. Serin yaylalarımız ve bulunmaz bir mutfak kültürümüz var. İnsanımız neşeli ve candan. Buyurun gelin, gözünüz yeşile, ciğerleriniz oksijene doyacak.”