Yeni www.turkiyegazetesi.com.tr ile tanışın. Keşfetmek için tıklayın.

İslâmiyete uymanın güç gelmesi

Allahü teâlânın varlığını, büyüklüğünü düşünmeyenin İslâmiyete uyması güç olur...
 
Sual: Bazı kimselere, dinin emirlerine uymak, yasaklarından kaçmak çok güç gelmektedir. Bunun sebebi ne olabilir?
Cevap: Kalp ve beden ile, İslâmiyetin emirlerine, yasaklarına uymalı ve kalp, gafletten uyanık olmalıdır. Kalbi uyanık olmayan yani Allahü teâlânın varlığını, büyüklüğünü, Cennet nimetlerini, Cehennem ateşinin şiddetini hatırlamayan, düşünmeyen kimsenin bedeninin İslâmiyete uyması güç olur. Fıkıh âlimleri fetvaları bildirirler. Bunların yapılmasını kolaylaştırmak, Allah adamlarının işidir. Bedenin İslâmiyete severek ve kolay uyması için, kalbin temiz olması lazımdır. Fakat yalnız kalbin temiz, ahlakın güzel olmasına ehemmiyet verip, bedenin İslâmiyete uymasına ehemmiyet vermeyen kimse, mülhiddir. Bunun nefsinin parlaması ile hasıl olan gaybdan haber vermek, hastaları okuyup üfleyip iyi etmek gibi âdet dışı başarıları istidrac olup, kendisini ve buna uyanları Cehenneme sürükler. Kalbin temiz ve nefsin mutmainne, uysal olduğunun alameti, bedenin İslâmiyete seve seve uymasıdır. His organlarını ve bedenini İslâmiyete uydurmayanların; “Kalbim temizdir, sen kalbe bak!” demeleri boş laftır. Böyle söylemekle kendilerini ve etrafındakileri aldatmaktadırlar.
           ***
Sual: Erginlik çağına ulaşan ve aklı başında olan her Müslümanın namaz kılması şart mıdır, eğer şart ise, başkası bunun yerine namaz kılabilir mi?
Cevap: Bu konuda Ni'met-i islâmda deniyor ki:
“Akil ve baliğ olan her Müslümanın her gün beş vakitte namaz kılması farzdır. Kimse, kimsenin yerine namaz kılamaz. Bir kimse kıldığı namazın ve başka ibadetlerinin sevabını diri veya ölü başkalarına hediye edebilir. Kendine verilen sevap kadar onların her birine de sevap verilir. Kendi sevabı hiç azalmaz. Namazın farz olduğuna inanıp da, özrü olmadığı hâlde tembellik ederek kılmayan kâfir olmaz, fasık olur. Çocuk, yedi yaşına gelince namaz kılması emrolunur. On yaşına gelince, namaz kılmazsa, cebredilir, zorlanır. Hastanın da kudreti, gücü yettiği kadar namaz kılması farzdır.”
           ***
Sual: Müslüman olduğunu söyleyen bir kimse, dinin emir ve yasakları için “ben onları bilmem, öğrenmek de istemem” dese imanı gider mi?
Cevap: Miftâh-ul Cennet kitabında; “İslâmiyeti bilmem veya istemem dese, imanı gider, kâfir olur” denmektedir.
Hicrî Kamerî : 9 ŞA'BÂN 1439
Hicrî Şemsî :1396  Rûmî :  12 Nisan 1434   Hızır :  Kasım : 169
25
2018

Nisan

Çarşamba

 

Kara Şehitlerini Anma Günü - Sitte-i Sevr’in sonu - Dünya DNA Günü - Anayasa Mahkemesinin kuruluşu (1962)

 

Din kardeşine eziyet eden, kalbini kıran, Kâbe’yi yıkmış gibi günaha girer. Hüseyin Hilmi bin Saîd “Rahmetullahi aleyh”

 

   Türkiye Takvimi   




 
 
GÜNÜN MENKIBESİ

Ayağını uzatıp yatmazdı...

Ebû Abdullah el Mukrî hazretleri “rahmetullahi aleyh” evliyânın büyüklerindendir...
Nişâbur'da vefât etti. Ömrü insanlara hizmetle geçti bu zâtın. Sonunda bir hastalığa yakalandı.
Ölüm hastalığıydı bu.
Ateşler içinde kıvrandığı hâlde, edeple “diz üstü” oturur, ayağını uzatıp da yatmazdı.
Hâlbuki oturacak gücü tâkati yoktu.
Bu hâl dikkatini çekti oğlunun.
Yanına gelip diz çöktü...
“Babacığım!”
“Buyur evlâdım.”
“Ağır hastasınız şu anda.”
“Evet, elhamdülillah.”
“Hani diyorum ki, şöyle ayaklarınızı uzatıp da yatsanız olmaz mı? Rahat edersiniz.”
Oğlunu dinledi.
Şefkatle bakıp;
“Güzel oğlum, iyi güzel dersin. Uzatayım da, kime karşı uzatayım?” buyurdu.
Delikanlı sağına ve soluna bakıp;
“Burada kimse yok ki” dedi.
Babası;
“Var evlâdım!.. Senin görmediğin kimseler var burada. Melekler var. Onlara karşı mı ayak uzatayım?” buyurdu.
Oğlu pişmân oldu öyle söylediğine.
“Özür dilerim babacığım” dedi.
Ve açtı Kur’ân-ı kerîm’i,
Başladı sesli okumaya.
Az sonra babası "Allah!” dedi. Rûhunu teslim etti...