18.01.2012 17:58
12 Eylül'de kulağını ve gözünü kaybetti

12 Eylül'de isim benzerliği nedeniyle gözaltına alınan Abdurrahman Yücel, Pirin Palas'ta yaşadığı işkenceleri göz yaşı ve korku içerisinde anlattı: Falakaya yatırdılar. Ayaklarımın altı kanlar içerisinde kaldı. Daha sonra tuzun üzerinde yürüttüler. 'Yaptım' desem de kurtulamıyordum. Düşmüş bayılmışım ve beni koğuşa atmışlar. Aradan bir hafta geçtikten sonra tekrar beni aşağı indirip tırnaklarımı çektiler. Gözlerimiz bağlı ellerimiz kelepçeli, dizimize kadar pis suyun içinde bıraktılar. Günde bir parça ekmek veriyorlardı; demir kadar sertti.

12 Eylül Darbesi'nde isim benzerliğinden dolayı gözaltına alınarak çeşitli işkencelere maruz kalan ve kulağını ve gözlerini kaybeden Abdurrahman Yücel, yaşadığı dehşeti anlattı. Kendisi askerden yeni geldiği bir döneme denk gelen 12 Eylül Darbesi'nde isim benzerliği nedeniyle gözaltına alınan Abdurrahman Yücel, Pirin Palas'ta yaşadığı işkenceleri göz yaşı ve korku içersinde anlattı.Kendisinin terzi olduğunu ve bir sabah erkenden alınarak Pirin Palas denilen yerde işkenceye maruz kaldığını kaydeden Abdurrahman Yücel'in sağ elindeki tırnaklar çekilirken, işkence nedeniyle bir kulağı sağır, iki gözü kör oldu. Yaşadığı evin bir odasına mahkum olan Abdurrahman Yücel, 12 Eylül Darbesi'ni yapanların yargılanmasının olumlu bir gelişme olduğunu fakat o dönemde nice hayatların karardığını vurguladı. Abdurrahman Yücel yaşadığı dehşet verici işkenceleri şu şekilde anlattı: "Beni sadece bir isim benzerliğinden aldılar. Bana 'Örgütte ne iş yapıyordun?' diye sordu. 'Neden bahsediyorsunuz' dedim. Ben askerden yeni geldiğimi söyledim. 'Ne çabuk bu işlere karıştım' dedim ama anlatamadım. Ellerime vurmaya başladı. Ellerim param parça oldu. 'Konuşmayacak mısın?' diye sürekli dövüyorlardı. Ben bir şey bilmediğimi söyledim. Ondan sonra falakaya yatırdılar. Ayaklarımın altı kanlar içerisinde kaldı. Daha sonra tuzun üzerinde yürüttüler. 'Yaptım' desem de kurtulamıyordum. Düşmüş bayılmışım ve beni koğuşa atmışlar. Aradan bir hafta geçtikten sonra tekrar beni aşağı indirip tırnaklarımı çektiler. Gözlerimiz bağlı ellerimiz kelepçeli, dizimize kadar pis suyun içinde bıraktılar. Günde bir parça ekmek veriyorlardı; demir kadar sertti. Oradan sağ çıkan zordu. Ölüm yağıyordu, zulüm yağıyordu. Kim benim hesabımı verecek? Kenan Evren mi verecek? Ona muhabbette verseler bu yaştan sonra bir şey olmaz. Ben ve benim gibi yılları kaybolanlara devlet yardım elini uzatmalı. Ben odaya kitlenmişim bir hayvan gibi yaşıyorum.Bitmiş tükenmiş bir dava. Onlar bu saatten sonra yargılansalar ne olacak? Topraklara gömülen o insanların hesabını kim verecek? Kahtalı Mıçı, Kürtçe bant yaptığı için yapmadıkları işkence kalmadı. Ne Abdurrahman kayboldu, ne Abdurrahmanlar sakat kaldı, ne Abdurrahman topraklara gömüldü, ne Abdurrahman işkenceler gördü." 
Kaynak : İHA
YORUMLAR