13.10.2017 07:13
Bugün geri kalan hayatının ilk günü!

Öldürüldüğü günün içerisine sıkışan bir kızın yaşadıklarını işleyen ‘Ölüm Günün Kutlu Olsun’, hikâyesiyle genç bir kitleye hitap etse de orijinal ve mizah dolu bir gerilim sunuyor.

Aynı zaman dilimini tekrar tekrar yaşamak, gerçek hayatta pek mümkün olmasa da sinemada uzun dejavu hâline pek yabancı değiliz. ‘Yarının Sınırında’, ‘Yaşam Şifresi’ ve ‘Zamanda Aşk’ gibi filmleri seyredenler bu zaman döngüsünü yaşamışlardır. Bugün gösterime girecek olan ‘Ölüm Günün Kutlu Olsun’ (Happy Death Day) ise aynı bakış açısını, farklı ve absürt bir korku filmine dönüştürüyor. Filmde genç bir kızın, öldürüldüğü günü katilinin kimliğini öğreninceye kadar dehşetli bir şekilde tekrar yaşaması işleniyor. Yönetmenliğini ‘Paranormal Activity’den tanıdığımız Christopher Landon’ın üstlendiği filmde Jessica Rothe, Israel Broussard ve Ruby Modine gibi oyuncular rol alıyor. 
‘HEY UYANMIŞSIN!’
Filmde Jessica Rothe’un canlandırdığı Tree adlı egoist ve gıcık bir zamane kızının hayatına temas ediliyor. Kendisi doğum gününün sabahında daha önce hiç bulunmadığı yurt odasında, nahoş bir şekilde uykudan uyanıyor. Her şeyi anlamaya çalışırken tekrar tekrar yaşayacağı garip gün başlamış oluyor. İşlerin yolunda olduğunu zanneden genç kız, kendi doğum günü partisine giderken maskeli biri tarafından sürprizmişçesine bıçaklanarak öldürülüyor. Fakat hayata gözlerini kapar kapamaz kendisini tekrar o yurt odasında buluyor. Uyandıktan sonra yine yaşadığı şeylerle karşılaşıyor; “Hey uyanmışsın!” hitabına muhatap oluyor, aynı yoldan yürüyüp, benzer diyaloglara yeniden şahitlik ediyor. Bunlar üst üste birkaç gün gerçekleşiyor. Önce insanlara başına gelenleri anlatmakta zorlanan Tree, çıldırmak üzereyken çareyi her defasında odasında uyandığı genç Carter’ın anlayışında buluyor. Onun yardımıyla içine girdiği sarmaldan kurtulmaya çalışıyor. Tree, hayatla ölüm arasında ring seferler yaparken, kendisiyle de yüzleşiyor. Bu ölüp ölüp dirilmeler, genç kızın yüz çevirdiği yakınlarına daha farklı bakmaya başlamasını ve bazı hatalarına son vermesini sağlıyor. Sonra el ele verdiği Carter’la kendi katilini bulmaya çalışıyor.
Korku-mizah kokteyli
‘American Beauty’ filminde kafamıza kazınan “Bugün geri kalan hayatının ilk günü” sözünün vurgulandığı ‘Ölüm Günün Kutlu Olsun’ , bir bakıma yeni başlangıçlar hikâyesi. Sıradan bir korku filmi seyretmek için sinemaya gidenler sürprizle karşılaşacak. Oldukça gerilimli bir şekilde başlayan film, zaman zaman absürt ve mizahi bir şekle bürünüyor. Dakikalar önce kanlı bir cinayet sahnesi varken, kendinizi garip bir ergen esprisini izlerken bulabiliyorsunuz. Kendi katilini gizlice arayan karakter fikri alaka çekici olsa da, senaryonun zekice kurgulanmayışı buna zarar veriyor. Film, bazı şeyleri göze sokmaya çalışmasıyla 17 yaş altına oynadığını açıkça belli ediyor. Zaman zaman klişe gençlik filmlerinde başvurulan ucuz teşhir yöntemlerine de müracaat ediliyor. Hollywood için modern bir dogma hâline gelen LGBT mesajları da filmin bize vaaz ettikleri arasındaki yerini alıyor! Oyunculuklara gelirsek: Jessica Rothe, hem bir katilin elinden kaçmaya çalışıp hem de komik davranışlar sergileyebilen ikili ruh hâlini ustaca canlandırıyor. Aslında günümüzün gençliğini resmediyor. Israel Broussard’ın iyiliksever hâli de görülmeye değer. Sürpriz sahneleriyle sık sık seyirciyi ters köşeye yatıran ‘Ölüm Günün Kutlu Olsun’ eksiklerine rağmen izlenmeye değer orijinal bir film olmayı başarıyor.

 

YORUMLAR