12.10.2018 06:30
Slender Man: ‘Batılı  Gulyabani’

İnternet ortamında yayılan Slender Man korkusu “Uzun Kâbus” filmiyle beyazperdeye taşındı. Sylvain White'ın yönettiği korku filmi, bol klişeli hikâyesiyle popüler paranormal karakterin hakkını veremiyor.

Murat Öztekin

Korku sineması, tarihtekilerin yanı sıra artık modern efsanelerden de besleniyor.  Onlardan biri de “Slender Man”... Eric Knudsen adlı bir genç tarafından ilk defa 2009'da uzun boylu ve yüzü olmayan bir karakter ortaya çıkarıldı. Photoshop’la üretilen ve “Slender Man” adı verilen bu karakterin fotomontajları, sanki hakikaten varmışçasına internet ortamında yayıldı; hakkında hikâyeler uyduruldu, kurbanlar arandı... Tabii, bu kadar meşhur olunca sinema yapımcılarının da iştahını kabarttı. “Modern Gulyabani” olarak kısa zamanda viral olup çıkan “Slender Man”, Türkiye’de “Uzun Kâbus” ismiyle beyazperdeye geliyor. Yönetmenliğini Sylvain White'ın yaptığı eserde, ticari endişeler ön planda tutularak, neredeyse tamamen klişelerden meydana gelen bir hikâye anlatılıyor. Eserin oyuncu kadrosunda ise Joey King, Julia Goldani Telles, Jaz Sinclair, Annalise Basso, Alex Fitzalan ve Taylor Richardson gibi isimler yer alıyor. 

BELAYA DAVETİYE…
Birbirine çok yakın arkadaşlar olan Hallie, Wren, Chloe ve Katie, pijama partisi için toplandıkları bir gecede, adını duydukları esrarengiz varlık “Slender Man”i çağırmaya karar veriyorlar. Gayri ciddi bir şekilde internette araştırma yapan kızlar, bir video seyrediyorlar. Videoda üç kere çan sesi duyduktan sonra oyunun içerisinde dâhil olduklarını öğreniyorlar. Önce her şeyin yolunda gittiğini sanan genç kızlar, ilerleyen günlerde peş peşe garip şeyler yaşamaya başlıyor. 

ARKADAŞIN PEŞİNDE
Derken sınıf olarak tarihî bir mezarlığı ziyarete gittiklerinde garip davranışlar sergileyen Katie, aniden ortadan kayboluyor. Yapılan aramalar netice vermeyince, arkadaşları bunun sebebinin “Slender Man” olduğuna kanaat getiriyor. Suçluluk psikolojisine kapılan kızlar, Katie'yi kurtarabilmenin hâl yolunu arıyorlar. Bunun için ormanın derinliklerine dalıp istenilenleri yerine getirmeye çalışıyorlar. Ama tabii ki her şey beklendiği gitmiyor. Arkadaşlarını kurtarmak için çabalayan kızlar yeni bir oyunun içerisine düşüyorlar.

Daha kötüleri de var!
“Uzun Kâbus”, mümkün olabildiğince metafizik ögelerden uzak durmaya çalışan bir korku filmi. Eserde, daha önce korku filmlerinde görmediğimiz bir şey yok! Cin çağırma seansı, kâğıtlara çizilen resimler gibi şeyler de bu klişelere dâhil. Zayıf bir hikâye üzerinden ilerleyen film “Slender Man” karakterinin mahiyetini tam olarak yansıtamıyor. Böylece eser, salt korkutma fonksiyonunu bile yerine getirmekte zorlanıyor. Hâlbuki bu popüler paranormal karakter, çarpıcı bir film için gerekli şeyleri haiz… Ama korku türünün genel durumunu göz önünde bulundurursak; “Uzun Kâbus” elbette “en kötü” olmaktan uzak. Filmde ucuz komplolarla eğlenceli sahneler de ortaya çıkmıyor değil. Eser, belki bu hâliyle korku filmleri tutkunlarının seyir planlarına dâhil olabilir. 

 

 

YORUMLAR