İmsak'a kalan zaman
06:30:00

Efendimizden yadigâr, muhabbetin hediyesi 'Hırka-i şerif'

Efendimizden yadigâr, muhabbetin hediyesi 'Hırka-i şerif'

Resûlullah Efendimizin risâletini duyar duymaz Müslüman olan Veysel Karani aşkla yanıp tutuşur, karşılığını da misliyle alır...

Öyle bir muhabbet besler ki, sonunda en güzel hediye ona nasip olur... Veysel Karani hazretleri Resûlullah Efendimizi görmeyi çok ister, lâkin gözleri görmeyen ve hasta bir anacığı vardır. Onu yedirmeli, içirmeli, paklamalı, bebek gibi bakmalıdır. Çok ister ama anasını bırakıp nasıl gitsin? Hem yol sabah çıkılıp akşam dönülecek cinsten değildir ki. İşte bu çaresizlik içinde kendini ibadete verir... Gün gelir perdeler açılır, o zikr ile meşgul iken hayvanlarını melekler güder. Ama dışarıdan bakanlar için deve peşinde dolanan garip bir çobandır. Peygamber Efendimiz (sallallahü aleyhi ve sellem), zaman zaman o cihete döner ve “Yemen tarafından rahmet rüzgârı esiyor” derler, “Ümmetimden bir kimse vardır ki, kıyamette Rebîa ve Mudâr kabilelerinin koyunlarının kılları adedince kişiye şefaat edecektir...”
Eshab-ı kiram sorar:  “Ya Resûlallah kimdir o?” 
- Allah’ın kullarından biri
- Biz hepimiz kullarız, ismi nedir? 
- Üveys!
- Nerelidir?
- Karnlıdır.
- O sizi gördü mü?
- Baş gözü ile görmedi.
- Hayret size bu kadar âşık olsun da, hizmet ve huzurunuza koşup gelmesin.
- Gelmediyse benim dinime bağlılığındandır. İhtiyar bir annesi vardır. Gözleri görmez, elleri tutmaz. Üveys gündüzleri deve çobanlığı yapar, aldığını annesinin nafakasına harcar. 
Hazreti Ebû Bekir sorar: “Peki biz onu görür müyüz?” Efendimiz “Sen göremezsin” buyururlar. Ardından Hazreti Ömer ve Ali’ye döner “Siz onu görürsünüz” derler, “Avucunun içinde bir gümüş miktarı beyazlık vardır. Bu, baras beyazlığı değildir. Ona varınca selamımı söyleyin, ümmetime dua etsin”. Resûllulah Efendimiz vefatları yaklaştığında Üveys-i Karnî’yi hatırlar, “Hırkamı ona götürün” buyururlar... Hazreti Ömer hırka-i saadeti, Üveys-i Karnî’ye vermek için Karn’a gelir. Yanında Hazreti Ali de vardır. Sorar soruşturur onu bulurlar. Namaz kılmaktadır. Selam verince, Hazreti Ömer yanına gider ve sorar: “İsminiz?” 
- Abdullah (Allah’ın kulu)
- Ama hangi Abdullah?
- Buralarda beni Üveys diye çağırırlar.
- Sağ elini gösterebilir misin? 
- Buyurun.
- Peygamber Efendimizin size selamı var. Mübârek hırkalarını gönderdi “Alıp giysin, ümmetime de duâ etsin” buyurdular.
- Ya Ömer! Ben zayıf, aciz ve günahkâr bir kulum. Bu vasiyet başkasına ait olmasın?
- Hayır ya Üveys! Aradığımız kimse sensin. Peygamber Efendimiz senin eşkâlini ve vasıflarını bir bir belirtti. Veysel Karani hazretleri çok hislenmiş ve başını mübarek hırkaya koyarak Ümmet-i Muhammed’e yanık dualar etmişti. 
Veysel Karani hazretleri Efendimize o kadar çok muhabbet besler ki, Uhud savaşında Resûlullah’ın mübarek dişlerinin kırıldığını duyar ve çok hislenir. Yerden bir taş alarak “Peygamber Efendimizin dişi kırıldı ise neyleyim ben dişi” deyip dişini kırmak ister. Fakat hangi diş kırılmıştır kestiremez. O yüzden kendini tutamaz ve bütün dişlerini tek tek taş ile kırar. Ne muhabbet ama... 
Aradan yıllar geçer. Üveys-i Karnî’ye hediye edilen Hırka-i şerif, Veysel Karani hazretlerinin soyu tarafından saklanmış daha sonra Abbasi ailesinden olan ve Hakkâri havalisinde hüküm süren İrisan Beylerine geçmiş. İrisan Beyleri de bu hırkayı Sultan II. Osman (Genç Osman)’a hediye etmişler. II. Osman da bunların soyundan gelen ailede emanet olarak kalmasını ve her ramazanda halkın ziyaret edilmesini istemiş. Sultan Abdülmecid, Fatih’te bulunan Hırka-i Şerif Camii’ni yaptırmış ve her sene mübarek hırka ramazan ayında, dünyanın ve Türkiye’nin dört bir yanından gelen insanlar tarafından ziyaret edilmektedir.

Dededen toruna...
Hırka-i şerifin asıl sahipleri, dedeleri 19’uncu yüzyıl ortalarında Mekke ve Mısır kadılığı yapmış olan Tırnakçızade ailesi. Tırnakçızade Mustafa Bey’e görevi sırasında hediye edilen bu emanetler, daha sonra ailede elden ele dolaşarak en son Mualla Negiz’e kadar ulaşmış. ABD’de yaşayan Negiz, bütün bu emanetleri Hırka-i şerifin yanında muhafaza edilsin diye 1991 yılında vakfa hediye etmiş.     (Fotoğraf: Ahmet Münir Eren)

 Efendimizin iç gömleği​
Müminler Hırka-i şerife koştu
Peygamber Efendimizin vasiyeti üzerine Veysel Karani hazretlerine bırakılan ve nesli tarafından günümüze kadar ulaştırılan Hırka-i şerif, dün Fatih Hırka-i şerif Camii’nde ziyarete açıldı. Mukaddes emaneti görerek bereketlenmek isteyen vatandaşlar caminin kapılarında uzun kuyruklar meydana getirdi. Bazı vatandaşların da gözyaşlarını tutamadığı görüldü. Hırka-i Şerif Camii’nin tam karşısındaki küçük odada ise Resûlullah Efendimize ait iç gömlek, Nalın-ı saadet (ayakkabıları), Sakal-ı şerif, Efendimizin kabir toprağı, gömleğin içinde korunduğu tarihî bohçalar, Kâbe’nin temizliğinde kullanılan süpürge ve sünger, kabri başında yanan mum, Kâbe’nin 16. yüzyıla ait iç ve dış örtü parçaları muhafaza ediliyor. Bu emanetler içinde elbette en çok ilgi göreni Resûlullah Efendimizin iç gömleği. Bej renkli pamuklu kumaştan dikilmiş bu gömlek, genel olarak iyi muhafaza edilse de bazı bölümleri tahribattan nasibini almış. Bu saydığımız emanetler, Hırka-i şerif gibi sadece Ramazan-ı şerifte değil, her cuma ziyarete açılıyor. Eğer toplu ziyaret edilecekse hafta içi de güvenlik sebebiyle kapalı tutulan bölüm isteyen herkesi buyur ediyor.

Nalın-ı saadet (ayakkabıları)

 

 

 

03.06.2017 - 06:41

[XTemplate]