İmsak'a kalan zaman
05:01:00

Namazın tadına varmak

Namazın tadına varmak

Namaz kılarken Efendimizin (sallallahü aleyhi ve sellem) kutlu miracı ve Musa aleyhisselâmın Tur Dağı’ndaki müşahedesi hatırlanırsa...

Camiye girdik, sünneti bitirdik. İkamet başladı. Kad kameti’s-salâtü “işte kılınıyor” demektir. Bu hem cami içindekileri ikazdır, hem de namazın şerefini duyurmak içindir. 
Bu arada kimin huzuruna çıkacağımızı düşünmeliyiz. Vücudumuza şu sağlığı kuvveti bahşeden, sadece bizleri değil bütün cemadatı (taşı, toprağı, madenleri), nebatatı (otları, çiçekleri, ağaçları) ve hayvanatı (uçan, yüzen, koşan) ve görünmez mahlûkatı yaratan Rabbimizin emri için buradayız. 
O ‘ol’ dedi mi olur. Dağlar, deryalar, nehirler, sahralar yıldızlar onundur... 
Cinlerin sayısı insanlardan fazladır, meleklerin sayısı cinlerden fazla. 
Server-i âlem “sallallahü aleyhi ve sellem” göklerde, melek bulunmayan bir karış yer yoktur. Kimi kıyamda ve ka’dede, kimi secdede, kimi de rükûdadır. Bunlar Allahü tealayı tesbihle meşguldür” buyurdular.
Namaza tahrime tekbiri ile girilir. Ellerimizi kaldırırken “Allahü tealadan başka, her şeyden uzağım” diye düşünecek, tabiri caizse dünyayı elimizin tersi ile iteceğiz. 
 Allahü ekber!
Allah büyüktür, gücü her şeye yeter. 
Kıyam tevazudur. Rabbimizi huşu ile tazime çalışacağız. Allahü teala aklımıza gelen şekillerden hayallerden uzaktır. Bizim idrakimizin ötesinde hazır ve nazırdır. Ne yaparsak görür, gönlümüzden geçenler de malumdur ona.
Kıyamda dünya ticaretini, geçici makamları mevkileri düşünmekten haya etmeliyiz. 
Huzura dâhil olunca, Sübhaneke okunur. “Ya Rabbi şu kıldığım namazın liyakatinden münezzehsin. Sana layık bir ibadet değildir. Üzerime farz olduğu için kılıyorum, inşallah gün gelir hakikati de nasip olur bana.” 
Sonra emredildiği şekilde Fatiha-i şerif ve birkaç ayet okunur. Bakın bunlar hakiki mütekellim olan Allahü tealanın kelamıdır. Nefsin vesveselerinden uzak durmalıyız. E’ûzü billâhi mineşşeytanirracîm deyip, şeytanın şerrinden yine Rabbimize sığınmalıyız. 
Melekler, Fatiha sûresindeki dualara âmin demeye hazırdırlar. Belki bizim çürük âminlerimiz onların makbul âminleri ile karışınca kâbule şayân olurlar. Allahü teala kerimdir, şüphesiz bize acıyacaktır. 
Bu arada mahşer meydanında hesaba çekildiğimizi farz edelim. Hak teala (Ey kulum! Sana verdiğim mühlet ve fırsatları nasıl değerlendirdin? Sıhhatini gücünü nerede tükettin? Benim huzuruma neyle geldin?” diye sorarsa ne cevap vereceğiz acaba? 
Herhâlde utancımızdan ayakta kalmaya takat getiremeyiz, belimiz bükülür. İşte rükûa varırken bunlar gelmeli aklımıza. 
Rükû acizliktir, ellerimizle dizlerimizden güç almasak o korku ve zillete dayanamayız asla. 
 Sübhane rabiyel azim (zı ile)... 
Azim olan Rabbim. Seni bütün noksanlıklardan tenzih ederim. 
Tenzih ederim, tenzih ederim, tenzih ederim. Ya Rabbi! Azametine tahammül ne mümkün. Bu rükûum da sana layık değildir. 
 Semi’allahülimen hamideh: 
Allah kendisine hamdedenleri işitti. O kimi ve neyi işitmiyor ki? 
Rabbenâ leke’l-hamd: 
Ey Rabbimiz! Her türlü övgü sana mahsustur. 
Yapamıyoruz o başka. Bunca nimet bunca lütuf karşısında... 
Secdeye kapanıp alnımızı yerlere sürmeli, aczimizi arz etmeliyiz Allah’a.
 Sübhane rabbiye’l-a’lâ:
Ey Yüce Rabb’im! Seni bütün noksan sıfatlardan tenzih ederim.
Secde, rükûdan da ileri bir zillettir. A’lâ’nın azim’den daha kuvvetli bir mana taşıdığı gibi. 
Şüphesiz Hak teala sonsuz rahmet ve merhamet sahibidir, bizi affedecektir. Yüzümüzü topraktan kaldırınca tekrar secdeye kapanırız. O’nun ihsanlarına ikramlarına şükrederiz. 
Bu şuur ile namazını kılanın dizlerinde derman kalmaz, Ettehiyyatü okurken otururuz. 
Selamı nebilere velilere verdiğimizi düşünürüz, hayatta karşılaşsak nasıl edepli olacaksak yine öyle olmalıyız. Kaldı ki sağ ve sol omzumuzda iki tane melek var, sağdaki sevap yazmaya hasret, soldaki hatalarımızı kusurlarımızı yazıyor da yazıyor. Onları güzel şeyler yazdırarak sevindiremedik, bari selamımızla rahatlasınlar. 
Esselamü aleyküm ve rahmetullah:
Huzur ve selamet, Allahü tealanın rahmeti bereketi üzerinize olsun. 
Selam, duadır aynı zamanda.
Allahümme entesselam ve minkesselam tebârekte yâ zelcelâli ve’l-ikrâm:
 Ya Rabbi selâm da, selamet de sendendir (afetlerden sen korursun). Ey celâl ve ikrâm sâhibi, tazime yüceltilmeye lâyık olan sensin.
Estagfirullah: Allah’ım beni affet.
Farz namazını kıldıktan sonra, Âyet-el-kürsiyi okuyanın, Cennete girmesine mani’ yoktur. Arada sadece ölüm vardır.
33’er kere tesbih (Sübhanallah), tahmid (Elhamdülillah) ve tekbir (Allahü ekber) söylemenin sırrı şudur ki, namazımızdaki kusurlarımız telafi edilir. 
 La ilahe illallahü vahdehü lâ şerîke leh, lehül-mülkü ve lehül-hamdü ve hüve alâ külli şey’in kadîr:
 Allah’tan başka ilah yoktur. O tektir ve ortağı bulunmaz. Mülk onundur. Hamdedilmeye layık olan O’dur. Onun her şeye gücü yeter.
 Sübhâne rabbiyel aliyyil a’lel-vehhâb:
İhsanı bol olan yüce Rabb’imi tenzih ederim.
 Allahümmahşurnâ fî zümretissâlihîn:
 Allah’ım bizi salihlerle haşr eyle.
Hadis-i şerifte “Ne mutlu o kişiye, namazda Allah korkusundan ağlar” buyuruldu. Hiç değilse ara sıra ağlamaya çalışalım...
Salih kullar namazı hasrete beklerler, kulakları ezanda. Gafiller işe güce dalarlar, Cenab-ı Hakk’ın emrini tehir ederler ki (geciktirirler ki) edebe sığmaz. 
Namazını vaktinde kılmayanlara, cemaati kaçıranlara, tadil-i erkâna, adaba uymayanlara “veyl” buyrulmuş. 
Allah muhafaza!

07.06.2017 - 06:52

Günün Yemeği
Emrah Fandaklı’yla Şefin Ramazan Lezzetleri TGRT Haber ve TGRT EU’da

Taze Otlu Domates Çorbası Soğan Kebabı İncir Uyutma Reyhan Şerbeti Taze Otlu Domates Çorbası 1 kg domates 4-5 sarımsak 1 kırmızı soğan 3-4 dal taze kekik 2 dal taze biberiye maydanoz taze fesleğen tuz, karabiber, zeytinyağı çıt..