İmsak'a kalan zaman
06:30:00

Onlar bereket koyunun adsız kahramanları

Onlar bereket koyunun adsız kahramanları

Yemekler pişiyor, masalar seriliyor, isimler yazılıyor, ebrular yapılıyor, pamuk helvalar, macunlar uzatılıyor, canlı yayınlara çıkılıyor, haber akışı sağlanıyor, 70 kişilik ekip arı gibi çalışıyor.

İrfan Özfatura
Bayrampaşa Belediyesi tarafından yola çıkarılan Bereket Konvoyu bu sene 13. defa Balkanlarda. Sözle kolay ama bu iş filan semtte ramazan çadırı kurmaya benzemiyor.
Konvoyun organizatörü Mehmet Kalemci “Önce seferin altyapısı hazırlanıyor” diyor, “Haritalar açılıyor, az gidilmiş, ihmal edilmiş, kırılmış, darılmış bölgeler göz önüne alınarak bir güzergâh çiziliyor. Sonra her ülkeye bir mesul seçiliyor, bunlar defalarca gelip gidiyor, ilgili mercilerden izin alıyor. Ekibin ve malzemenin nakli, iaşe ve konaklama meselesini çözüyorlar.”
Konvoyun üçü tır olmak üzere 9 aracı var. Tırlardan biri açılıp sahne oluyor, biri yürüyen mutfak, diğeri de masa ve iskemleleri taşıyor. Meydanı hazırlayan çocuklar ateş parçası gibi. Ağabeyleri Emre ve Nuri’nin emrinde 400 masa ve 2.500 tabureyi fırtına gibi indirip yayıyor, üzerlerine masa örtülerini geçiriveriyorlar. Bir kısmı kutuları katlıyor, bir kısmı pideleri poşetliyor, bir kısmı kâğıt mendil, çatal kaşık ve su şişelerini yerleştiriyor.
Bu arada yemekler pişmiş oluyor. Pilav, tas kebap ve tatlı plastik kaplara konuyor, dökülmesin diye üzerine selefon çekiliyor. Sandıklar iki kulplu, gençler birini önden birini arkadan tutarak zincir teşkil ediyor ve hızla dağıtıyorlar. Yukarıdan bakarsanız tırtıl gibi masaların arasına giriyor, sıcak sıcak servis ediyorlar. Bunlar daha ziyade Bayrampaşa’da oturan göçmen çocukları, lisandan yana dertleri olmuyor. Diyelim program bitti herkes evine gitti, onların işi tekrar başlıyor, masalar katlanıyor, tabureler iç içe geçiriliyor, kamyona yükleniyor. Ortalıkta ne kadar karton, pet şişe, poşet varsa çöp torbalarına alınıyor ki; bu, takriben üç saat sürüyor.
Mutfak Sabahattin ve İlhan Ustalara emanet. Her ülkeden mesul arkadaşlar var, sabah sana ne lazım diye soruyorlar. O, isteklerini sıralıyor ve malzemeyi önünde buluyor. Her gün 250 kilo et, çuval çuval pirinç işleniyor. Hızla işe koyuluyor, ocakları yakıp eti kavurmaktan başlıyorlar. Derken patatesler kızarıyor, pilavlar demleniyor. İki kişiyle oruç ağız 2.500 kişilik yemek hazırlamak kolay değil. Ancak namazların teşehhüdünde oturabiliyorlar. Tırın içi sauna gibi, ocaklar yandı mı ter topuklarından akıyor. 
Yalçın İbiş tatlıcımız, kendisi Bereket Konvoyu’nun gediklilerinden. Sabah, besmelesini çekip hamurunu tutuyor, her gün 6-7 bin lokma yapıyor. Bu, ustalık isteyen bir meslek, unu özel; zira hamurun su gibi olması gerekiyor. Kızgın yağa ufacık leblebi gibi parçalar atıyor, anında balon gibi şişiyor, çıtır çıtır kızarıyor. Hamur koyu olursa ekmek gibi olur ve yağ çeker diyor. Hâlbuki onun tatlıları mideye asla ağırlık vermiyor.
Konvoyun transferi de sıkıntılı. Balkan coğrafyası hayli engebeli, virajlı yollar ekibi yayıktaki ayrana çeviriyor. Minibüsümüzün şoförü Günay, ustalığını konuşturuyor. İbrahim Kaptan iki çekicisi ile gelen bir gönül ehli. Ücreti siz belirleyin demiş. Onun da yarısını almış. Firma sahibi olmasına rağmen direksiyon sallıyor, hayrın içinde olmaya çabalıyor. Otobüs şoförümüz Kırcaalili Mustafa boş duramayan biri, takıp önlüğü paket hazırlıyor. 


En çok zorlanan da canlı yayın arabasındaki arkadaşlar, onca malzeme, gümrükçülerin adını bilmediği cihazlar, ata karneleri, evraklar, imzalar...
Ekip her gün üç canlı yayını Türkiye’ye aktarıyor. Jeneratör çalıştırıyor, jimi kuruyor, hepsi bir yana yüzlerce metre kablo döşeyip topluyorlar. Kemal, Gökmen, Fatih ve Macit Eker’in uyumu herkesi imrendiriyor. 
Tek Rumeli’den Yusuf Emin, genç kameramanı Yunus ile birlikte gün boyu malzeme toplamakla kalmıyor, ayrıca çıkıp sahneye sunuculuk yapıyor. Şaşılası bir enerjisi var, herkesle dost olabiliyor. Diyanet TV’den Ramazan, efendiliği ile Rahmetli Salih Zeki Ağabey’imizin oğlu Mustafa Ortaç mesleğine hâkimiyeti ile dikkat çekiyor. 
Ve insanın içini titreten manzaralar. Tabakların dolumu için yardıma koşanlar, yıllardan beri ilk defa ezan sesi duyduğu için ağlayanlar. Türkiye’den beklentileri çok büyük, elini açan devletimizin güçlü olması için dua ediyor. Bize de âmin demek kalıyor... 

SÖZ UÇAR YAZI KALIR

Necmeddin Hoca teknesini ikindiden kuruyor ve en az 200 ebru yapıp meraklılara hediye ediyor. Çocuklar onun başında, suya çizilen şekilleri merakla takip ediyorlar. Ebru hiç de unutulacak bir hediye değil; ihtimal, duvarlarına asacak yıllarca Türkiye’den gelen amcalarını hatırlayacaklar. Kaligrafi sanatkârı Rıdvan kardeşimiz de en az 300 isim yazıyor. Eee söz uçar yazı kalır demişler, insanların hoşuna gidiyor.

 

09.06.2017 - 06:43

[XTemplate]