İmsak'a kalan zaman
06:30:00

Doymadan kalkan Efendimiz'in sünnetine de uyar, fazla gıda kalbi öldürür

Doymadan kalkan Efendimiz'in sünnetine de uyar, fazla gıda kalbi öldürür

“Çok su, ekini kuruttuğu gibi, fazla gıda kalbi öldürür” buyurulur. Bunu iyi bilen eskiler “Çok yemek, hastalıkların başı, az yemek ise ilaçların başıdır” der, ölçüyü sofrada koyar.

Malumunuz mübarek ramazan ayı biraz mide ile alâkalıdır, marifet onu tıka-basa doyurmak değil, bu aya hürmeten eşe dosta Allah rızası için iftar vermektir. Zira bir hadîs-i şerîfte “Bir kimse, bu ayda, bir oruçluya iftar verirse, günahları affolur. Hak teâlâ, onu cehennem azabından azat eder. O oruçlunun sevabı kadar, ona sevap verilir.” Buyrulur. Her selamün aleyküm diyenin dâhil olduğu bu sofralarda İslamî kaideler içinde yenir, içilir, israf ve gösteriş asla vâki değildir.
O zamanlar günde iki öğün yemek adettir ki bu aslında Peygamber Efendimizin sünnetidir. Bu adet İstanbul’un alınışından yirminci yüzyılın başına kadar hemen hiç değişmez.
Bir hadîs-i şerîfte “İnsan kalbi, tarladaki ekin gibidir. Yemek, yağmur gibidir. Fazla su, ekini kuruttuğu gibi, fazla gıda kalbi öldürür” buyrulur. Eskiler bunları çok iyi bilir, “Çok yemek, hastalıkların başı, az yemek ise ilaçların başıdır” der, ölçüyü softada koyar. Eskilerin bir âdeti de “Az yiyen melek olur, çok yiyen helâk olur”, “Az yiyen her gün yer, çok yiyen bir gün yer” gibi vurgulu sözleri usta hat sanatçılarına levha üzerine yazdırıp yemek odalarına astırmalarıdır. Bunu seçen gözler ölçüyü kaçırmaz, doymadan sofradan kalkmayı bilir. 

ÖNCE NAMAZ...
İftar vakti girince önce cemaat ile namaz kılınır, ardından sofraya geçilir. Mütemâdiyen hurmanın eksik olmadığı sofralara eller yıkanmadan oturulmaz, önce gençler, yemekten sonra, önce yaşlılar yıkar. Besmelesiz sofraya geçildiği vâki değildir, hatta herkese hatırlatmak için yüksek sözle söylenir. Âlâ olanı tabağın kenarından yemek, kendi önünden yemek, sağ ayağı dikip, sol ayak üstüne oturmaktır ve sünnettir. Bu sofralar herkesin sus-pus oturup kaşıkların bir tabaktan diğerine sallandığı ortamlar değildir, zira konuşmamak ateşe tapanların âdetidir, Müslümanlar sofrada neşeli şeylerden bahseder, ölümden, hastalıktan ve cehennemden konuşmaz. Karnı doyan mümin, bunu günah işlemekte kullanmamak için dua eder, bunun kıyametteki hesabını düşünür ve ibadet yapmaya kuvvetlenmek niyeti ile yer.

BİR TUTAM TUZ İLE...
Tuz ile bitirmenin sünnet ve şifâ olduğunu bilenler bir tutam tuz ile iftarını tamamlar, “Elhamdülillah” demeyi de unutmaz. 
Yemekten sonra eller açılıp, “El-hamdü-lillahillezî eşbeanâ ve ervânâ min-gayri-havlin minnâ ve lâ kuvveh. Allahümme at’imhüm kemâ at’amûnâ. Allahümmerzuknâ kalben takıyyen, mineşşirki beriyyen lâ kâfiren ve şekıyyen velhamdülillahi rabbilâlemîn. Allahümme mâ esbaha bi min nimetin ev bi-ehadin min halkıke, fe minke vahdeke, lâ şerike leke, fe lekel hamdü ve lekeşşükr” demeli ve her akşam (Mâ esbaha) yerine (Mâ emsâ) diyerek, hepsini aynen okumalıdır. Ardından ev sahibine, bereket, rahmet ve mağfiret ile dua yapılır.

SOFRA ADABI
 Muhiddin-i Arabi hazretlerinin “El Tedbiratü’l İlahiyye İslahü Memleketi İnsaniye” adlı eserinin “El-ekl ve’ş-Şurb” (Yemek ve İçmek) bölümünden: 
“İhtiyacına göre ye ve doyma. Suyu çok içme. Tesannunen ve taazzuzen yeme. Fakat taama ihtiyacın kadar ye ve açlığına kimseyi vakit etme. Acele etmeden ve teenni ile lokmayı ortalama olarak al. Ağzına koyduğun vakit iyi çiğne ve besmele çek. Badehu sana anları ihsan eden Allahü teâlâ’ya hamd et ve bu esnada diğer lokmaya elini uzatırsan keza besmele çek. 
Ve taam sofrasına hazır olduğun vakit sen el kaldıran kimsenin ahiri ol ve sofra kalkıncaya kadar kıyam etme. Davet olunduğun bir cemiyette cemaate karşı nezaket eseri gibi gösteriş yapmak kasdıyle gayet az yemek yemek ve naz ve istiğna göstermek için iptida kendi hanende yemek yeme ve oraya karnı tok olarak gitme ve sana iltifat kasdiyle ‘aman ne kadar az yemek yiyor denilmesine meydan verme ve eğer öyle derlerse sen onlara kulak asma ve kendi haklarını bozma. Muhakkak bu münafıkların ahlakındandır ve yemen bir vakitten bir vakite olsun...”

 

11.06.2017 - 06:56

[XTemplate]