İmsak'a kalan zaman
04:19:00

Bulunmaz bir gönül ehli

Bulunmaz bir gönül ehli

Seyyid Emir hazretleri bütün talebelerini sever, emek verir, ancak bunlardan ikisi öne çıkar ki; biri Buharalı Bahaeddin, diğeri Dikgerânlı Arif’tir.

Buhara’dan Semerkand’a gidiyoruz, takriben 100 km gitmişizdir. 
Şoförümüz sol tarafı gösteriyor. “Burada da bir türbe var” diyor, “Ziyaret etmek ister misiniz?”
- Kim acaba?
- Biz Hoca Arif deriz.
- Hoca Arif, Hoca Arif... Duyduğumuz bir isim değil, bilmem ki...
Zahmet vermek de istemiyoruz, yol ortadan banketle bölünmüş zira, kilometrelerce gidip geri döneceğiz. Sonra yine kilometrelerce geldiğimiz yana. Bu noktaya gelebilmemiz nereden baksanız bir saat...
Şoför ısrarlı “Uzak sayılmaz, yolu toprak ama fazla vaktimizi almaz.” 
-Eh girelim o zaman.
Bir süre gidiyoruz köy beliriyor. İyi ki gelmişiz, belli ki cami çok eski, kim bilir belki Şeybanilerden, Samanilerden belki Timur oğullarından kalma. 
Duruyoruz. Aaaa tabelada tanıdık bir isim. Mevlâna Arif-i Dikgerani...
Bu mübarek Seyyid Emir Külâl hazretlerinin halifelerinden, Şah-ı Nakşibend hazretleri ile medrese arkadaşı hatta. Daha kıdemli olduğu için hocalık yapıyor ona...
Seyyid Emir hazretleri elbette bütün talebelerini sever, emek verir, ancak iki tanesi öne çıkar. Bunlardan biri Buharalı Bahaeddin’dir, diğeri Dikgeranlı Arif.  Allahü teala istidatlı yaratmış, ne verse alırlar.
KOKU... BEBEK... EMANET
 Seyyid Emir Külâl hazretlerinin hocası Muhammed Baba Semmasi hazretleri yıllar evvel Kasr-ı Hinduvan’dan geçerken buradan güzel bir koku geliyor buyururlar. Şah-ı Nakşibend hazretlerinin doğduğu gün koku nasıl artar anlatılamaz. Belli ki beklediği özlediği pırlanta doğmuştur. Büyük veli kapıyı çalar, nurlu bebeği kucaklarına alıp teveccühte bulunurlar. 
Bütün bebekler güzel kokar ama Kasr-ı Hinduvan-ı, Kasr-ı Arifana çevirecek olan budur işte, mana kokuları da alır Veliyullah!
Bu yavru iyi yetiştirilmeli buyururlar. İlerleyen yıllarda hem kendileri ders verir, hem de Seyyid Emir Külâl hazretlerine ısmarlarlar.
Seyyid Emir Külal hazretleri, hocasının emaneti olduğu için hayli itina gösterir ona.
Mübarek titizlikle eğitmekle kalmaz, Mevlâna Arif’in sohbetlerinde yetişmesini ister ayrıca. Şah-ı Nakşibend aynı tekkede okumalarına, aynı hasırın üstünde diz kırmalarına rağmen Molla Arif’e büyük saygı gösterir. Öyle ki akan sudan abdest alsalar yukarı geçmez asla. Yolda yürürken hep geriden adımlar, bir şey sorarsa konuşur, o da edebi hissedilir bir tonla. 
Şah-ı Nakşibend, Mevlâna Arif’in her sözünü emir bilir, asker gibi itaat eder ona.
Seyyid Emir Külâl hazretleri ölüm döşeğinde iken, talebelerini toplayıp vasiyetini bildirir. Buna göre oğullarından Emir Burhan’ı, Şah-ı Nakşibend Behaeddin Buhari’ye, Emir Hamza’yı Mevlâna Arif-i Dikgerani’ye, Emir Şah’ı, Şeyh Yadigâr’a, Emir Ömer’i de Mevlâna Celâleddin Dehkesani’ye havale eder. 
Sonra evlatlarına dönerek “Hanginiz, Allahü tealanın kullarına hizmet hususunda vekilim olmak ister?” 
Oğulları; “Biz buna nasıl güç yetirebiliriz? Fakat kim kabul ederse hizmetinde bulunuruz” derler. Mübarek başını eğer, bir süre murakabeye dalar. “Büyüklerin ruhaniyeti, Emir Hamza’yı işaret buyurdular” der.
Emir Hamza boynunu büker. Çare yok kabul edecektir, elini koyacaktır taşın altına. 
Yetiştirilmesi için Arif-i Dikgerani’ye emanet edilmiştir, dikkat!
 Mevlâna Arif ince düşünceli biridir, hediye kabul etmekten dahi çekinir. Hediye almak o insana yaraşır ki duası bereketiyle getiren de ersin muradına.
Kendisini duası makbuller arasında saymaz ihtimal.  Hâlbuki sözünü dinleyenler, nimetlere kavuşur, itiraz edenler dünyada da ahirette de pişman olurlar. 
Dikgeran köyünün yanında bir ırmak. 
Şırıl şırıl akar, dolaplar gıcırdayarak döner, su taşır arklara. O sene yağışlar sert olur, dağlardan inen sular ırmağı taşırır, köy tehdit altında kalır. 
İnsanlar çaresiz, su büyük bir güç, nasıl durabilirsiniz ki karşısında. Mevlâna Arif mescittedir o sıra, mübarek dışarı çıkıp ırmağın karşısına dikilir. “Eğer beni de götürebiliyorsan al götür, hiç durma!” 
Dalgalar küçülür, köpükler kaybolur, Allah’ın lütfu keremiyle sular döner yatağına. 
İNNA LİLLAH...
 Mevlâna Arif, Hoca Bahaeddin Nakşibend hazretleri ile bir hac seferine çıkmışlardır. Bir defa daha çıkarlar. Dönüşlerinde bir süre Merv şehrinde soluklanırlar. Bakarlar talip çok, iştiyaklı gençler, soru soranlar… Şah-ı Nakşibend hazretlerini orada bırakıp döner dergâha. Aradan bir süre geçer, Merv’e haberci gelir, Mevlâna Arif’in mektubunu uzatır.
Açar “Çabucak yetişiniz, ahirete göçmemiz yakınlaşmıştır. Size vasiyetim var!” 
Şah-ı Nakşbend hazretleri derhâl düşer Buhara yoluna. 
Mübarek onu büyük bir hasretle karşılar. “Birlikte güzel günlerimiz oldu. Şimdi sona eriştik. Bu yolda elime geçen ne varsa Hoca Muhammed Parisa’ya havale ettim ve yakınlarımdan ona bağlanmalarını istedim. Şimdi sizden bir ricam var: Şu kapları bizzat elinizle yıkayıp doldurun! İki dizinizin üzerine çökerek ateş yakın ve suyumu ısıtın! Defin işlerimi siz yapın ve üç gün sonra da yerinize dönün, hizmete devam.”
Şahı Nakşibend Mevlâna Arif’in isteklerini harfiyen yerine getirir ve üç gün sonra Merv’e döner, sohbete oturur ilim irfan âşıklarıyla. 
HATIRALAR...
Şah-ı Nakşibend hazretleri, yoldaşı, arkadaşı (hocası da diyebiliriz) Mevlâna Arif’i “Bir kimse gördünüz mü ki, sizinle diz dize otursun da sırrı göklerden yüce olsun” diye anlatacaktır dostlarına.
Gizli zikirle meşgul olurken esrarlı bilgiler edinir, anlamaya çalışırlar. Otuz yıl boyunca Mevlâna Arif omuz verir ona. İki kere Hicaz seferine çıkar, dergâh dergâh, hankah hankah dolaşırlar, pek çok Allah adamıyla tanışırlar. Ama hazine yanındadır, Mevlâna gibisi kolay bulunmaz bir daha...
Şah-ı Nakşibend hazretleri Arif-i Dikgerani emri üzerine Hace Muhammed Parisa hazretlerinin sohbetlerine devam eder. Bilahare Mevlâna Emir Şeref ve Mevlâna İhtiyarüddin ile devam eder yola. 
Hepsinden ayrı istifade eder, çalışır, çile çeker, velilere serdar olur sonunda. 
Büyük insanlarmış... Makamları âlâ ola.

13.06.2017 - 07:09

Günün Yemeği
Emrah Fandaklı’yla Şefin Ramazan Lezzetleri TGRT Haber ve TGRT EU’da

Taze Otlu Domates Çorbası Soğan Kebabı İncir Uyutma Reyhan Şerbeti Taze Otlu Domates Çorbası 1 kg domates 4-5 sarımsak 1 kırmızı soğan 3-4 dal taze kekik 2 dal taze biberiye maydanoz taze fesleğen tuz, karabiber, zeytinyağı çıt..