13.01.2018 04:50
Tek derste normal doğum

Bilimsel çalışmalar, doğum süreci ile ilgili bilgi sahibi olan anne adaylarının daha az ağrı çektiğini ve sezaryene daha az ihtiyaç hissedildiğini gösteriyor.

Ziyneti Kocabıyık

Sağlık Bakanlığının normal doğumu artırmak için aldığı bütün tedbirlere rağmen Türkiye hâlâ dünyada sezaryen doğum oranlarının en yüksek olduğu ülke. Türkiye’de geçen yıl Suriyeli sığınmacıların yaptığı doğumlar hariç bir milyon 248 bin 41 bebek dünyaya gelirken, bu doğumların 676 bin 152’si sezaryenle gerçekleştirildi. Yani her 2 bebekten biri sezaryenle dünyaya geldi. Uzmanlar sezaryen doğumun tercih edilmesinin en önemli sebebinin anne adaylarının doğum konusundaki bilgisizliği ve ağrı korkusu olduğunu vurguluyorlar. Sağlık Bakanlığının normal doğumu özendirme çalışmalarına destek veren Türkiye Hastanesi, 2 yıldan bu yana herkese açık ve ücretsiz olarak düzenlediği “Gebe Okulu” ile anne adaylarını doğum olayı ile ilgili bilinçlendiriyor. İçinde, kadın hastalıkları ve doğum uzmanı, çocuk hastalıkları uzmanı, ebe hemşire, diyetisyen, psikiyatrist ve doğum psikoloğunun da bulunduğu zengin eğitim kadrosu anne adaylarını eğitiyor.

SAĞLIK BAKANLIĞI DESTEKLİYOR
Sağlık Bakanlığının “anne dostu” hastaneler kriteri altında normal doğumu destekleyen bir dizi girişimi olduğunu söyleyen Türkiye Hastanesi Gebe Okulunun sorumlusu Ebe Hemşire Ayşe Arslanyılmaz, “Sağlık Bakanlığının normal doğum tercihini artırmak için gebenin mahremiyetinin sağlandığı ortamların oluşturulması, ebelerin doğum sürecine daha fazla dahil olması, hidroterapi havuzları gibi projeleri var. Özel hastanelere ‘gebe okul’larını mecburi hâle getirdi. Biz de son 2 yıldır hem hastanemizde doğum yapacak hem de dışarıdan tavsiye ile gelen anne adaylarına işlerine çok yarayacak eğitimler veriyoruz” dedi.
Bilinçsiz anne adayının hamileliği süresince “gereksiz bir korku çemberi içinde” yaşadığını belirten Arslanyılmaz “Gevşemeyi bilmiyor, nefesi bilmiyor bu yüzden daha çok ağrı duyuyor. Korkuları yüzünden dünyanın en tabii olayı olan doğumu kolaylaştıran hormonlarını salgılatmıyor. Bütün kaslar, hormonlar karmakarışık hale geliyor. Bundan ötürü de istenmeyen birçok müdahaleye de açık oluyor” diye konuştu.

Nisa’ya niyet Nida’ya kısmet
Gebelik okulunun anne adayı öğrencilerinden biri de Selma Güli Akın. Eğitime 2.5 yaşındaki kızı Nisa ile gelen Selma hanım, ikinci hamileliği olmasına rağmen hâlâ öğrenecek çok şeyi olduğunu düşünüyor. İlk bebeği Nisa’ya hamileliği sırasında eğitim almak istediğini ancak çeşitli sebeplerden dolayı gerçekleştiremediğini söyleyen Selma Güli Akın “Şu anda hamileliğimin 37. haftasındayım. O da kız, adı Nida olacak. Kısmetse doğuma çok az bir süre kaldı. Bir aksilik olmazsa normal olsun istiyorum. İlki de öyleydi zaten. Ancak ilk doğumda hiçbir tecrübem yoktu. Çok kaygılı girdim. Daha sonra da özellikle bebeğimi emzirme süresinde büyük zorluklar yaşadım. Bunları tekrar yaşamamak için bu eğitimi almak istedim. Gördüm ki bir çocuk annesi olmama rağmen bu konuda hâlâ öğreneceklerim varmış” diye anlattı.

Gamze Gülseren: Bilinçli annelik öğreniyorum
Türkiye Hastanesi Gebe Okulunun en genç anne adaylarından biri de Gamze Gülseren. İlk hamileliğini yaşıyor. “Bu konuda çok amatörüm. Bilinçli bir anne olabilmek için geldim. Hamileliğimin 33. haftasındayım. Normal doğum istiyorum” diyen Gülseren, aldığı eğitimi şöyle özetledi:
“Önce Ebe Hemşire Ayşe Arslanyılmaz, doğumun fizyolojisini anlattı. Doğumun bir kas eylemi olduğunu belirterek aslında bu konudaki gücün bizim elimizde olduğunu söyledi. Doğum sırasında ağrı duygusunun da bizim beynimiz tarafından yönetilebileceğini anlattı ki, bu benim için önemli bir bilgi. Çünkü ağrı düşüncesi beni de korkutuyor. Daha sonra sırasıyla doğum psikoloğu, psikiyatrist çocuk doktoru şu anda yaşadığımız ya da daha sonra karşılaşabileceğimiz sorunları nasıl aşabileceğimizi anlattılar. Bence her hamile mutlaka eğitim almalı.”

Sertifikalı anne adayları
Birçoğu arkadaşlarının tavsiyesi ile Türkiye Hastanesi Gebe Okuluna katılan anne adayları, soru ve cevaplarla interaktif ve eğlenceli bir ortamda geçen eğitimin ardından sertifikalarını aldılar. Ayşe Arslanyılmaz, ayda bir düzenlenen eğitimin bütün hamilelere açık olduğunu söyledi.

Ebe Hemşire Ayşe Arslanyılmaz: Doğumda da eğitim şart
Türkiye Hastanesi Gebe Okulunun sorumlusu Ebe Hemşire Ayşe Arslanyılmaz, eğitimin amacının ilk defa doğum yapacak anne adaylarına doğum sürecini anlatmak olduğunu belirterek “Eğitim almış bir gebe ile çevreden duydukları ve okudukları ile doğuma giren gebenin arasında hem çektiği ağrı hem de normal doğuma uyumu açısından çok büyük farklar var. Gebe okullarını, doğum öncesinde kadına anlattığımızda normal doğum oranlarının artacağını düşündüğümüz için yapıyoruz.  Burada ücretsiz olarak verdiğimiz eğitimde doğum süreciyle birlikte, doğumun rahat gerçekleşmesi için hamilelik süresince yapılabilecek fizik egzersiz, nefes terapisi eğitimleri veriyoruz. Eğitimi tamamlayan kadınlar kolay bir normal doğum süreci yaşıyorlar” diye konuştu.

Opr. Dr. Özgür Çetiner: Sezaryen, doğum alternatifi değildir
Sezaryen doğumun bir doğum alternatifi değil, cerrahi olduğunu söyleyen Türkiye Hastanesi Kadın Hastalıkları ve Doğum Uzmanı Opr. Dr. Özgür Çetiner “Sezaryen bir ameliyat şeklidir. O yüzden sadece anneye ve bebeğe ait riskler varsa tercih edilmelidir. Bu riskler, kordon dolanması, bebeğin aşırı kilolu olması, doğum yoluna giriş şekli, annenin kronik hastalıklarının olması, beklenen sürede normal doğumun gerçekleşmemesi, bebeklerin ikiz olması, daha önce sezaryen olması gibi durumlardır. Sezaryende kanama ve enfeksiyon riski normal doğuma göre daha yüksektir. Normal doğan bebekler sezaryene göre solunum hastalıkları açısından daha avantajlıdır” dedi.

Psikolog Hatice Çizmecioğlu: Doğum efsaneleri anneyi korkutuyor
Kadınları sezaryene yönelten en önemli unsurun “doğum korkusu” olduğunu söyleyen Türkiye Hastanesi Doğum Psikoloğu Hatice Çizmecioğlu, üstelik bu korkuların kadının kendi korkusu değil, yüzyıllardan bu yana anlatılan kötü doğum efsaneleri olduğunu belirtiyor. Annesinden ve komşularından bu efsaneleri dinleyen kadının “başkalarının korkuları”nı yaşayarak doğuma girdiğini ifade eden Çizmecioğlu, “Bu gerginlik yüzünden anne adayı doğumu kolaylaştıran mutluluk hormonu olan oksitosini salgılamak yerine adrenalin salgılıyor. Bu yüzden şiddetli ağrı çekiyor. Biz burada gevşeme teknikleri ile ağrısız doğumu öğretiyoruz” dedi.

Lohusalık hüznü üzmesin
Doğum yapan kadınların yüzde 70’nin ‘lohusalık hüznü’ adı verilen duygusal değişiklikler yaşadığını söyleyen Türkiye Hastanesi Psikiyatri Uzmanı Dr. Zeynep Şenkal “Doğumdan sonraki 2-3 gün içinde başlayan ve 2 haftaya kadar uzayabilen bir durumdur. Ağlama atakları, ani duygu durum değişiklikleri, bebeğine bakamayacağına dair düşünceler yaşanabilir. Sebebi yaşanan hormonal değişikliklerle birlikte, kadının toplum içindeki rolünün değişimi, aşırı sorumluluk yüklenmesidir. Tedavi gerektirmez ancak anneleri şaşırtabilir” dedi. Dr. Şenkal “Bu durum şiddetlendiyse, 2 haftayı geçtiyse, anne kendine ve bebeğine bakmakta zorlanıyorsa, panik atak tarzında duygu değişiklikleri yaşıyorsa, kendine veya bebeğine zarar verme düşünceleri oluştuysa mutlaka bir psikiyatriste gidilmelidir” diye açıkladı. Annenin lohusalık hüznünü kolay atlatması için kaygıyı aklından uzaklaştırıp kendini daha iyi hissedecek faaliyetlerin içinde olması gerektiğini hatırlatan Dr. Şenkal, annenin bol bol uyumasının, bebeğini alarak veya bir yakınına bırakarak temiz havada kısa yürüyüşler yapmasının faydalı olabileceğini belirtti. 

Annelerin sorduğu sorular
Türkiye Hastanesi Çocuk Sağlığı ve Hastalıkları Uzmanı Dr. Esra Polatoğlu “Gebelik Okulu”nda annelerin en sık sorduğu sorulara cevap veriyor:
Bebeğimi ilk ne zaman doktora götürmeliyim?
Hastaneden taburcu olduktan 2 gün sonra bir çocuk hekimine göstermelisiniz.
Bebeğimi ne zaman yıkamalıyım?
Hastaneden taburcu olur olmaz yıkayabilirsiniz. Kışın 2 günde bir yazın her gün yıkanabilir.  
Sütümün yettiğini nasıl anlarım?
Islattığı bez miktarından anlaşılabilir. Birinci gün 1 bez, ikinci gün 2 bez ve nihayet beşinci gün 5 bez ıslatıyorsa sütünüz yetiyor demektir.
Doğumdan sonra zayıfladı korkmalı mıyım?
Bebekler hastaneden taburcu oldukları ilk 10 gün içinde doğum ağırlıklarının yüzde 10’unu kaybederler, bu normaldir.
Sütümü artırmak için ne yapmalıyım?
Anne sütünü artıran en önemli şey, bol su, iyi uyku ve stresten uzak kalmaktır. Bal, pekmez gibi yiyecekler anne sütünü artırmaz.

 

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR