15.05.2018 08:34
Anneler ölmesin

Anne ölümleri yüz binde 14.4’e indi. Ancak bu rakamın hamilelik öncesi ve doğum sırasında alınacak tedbirlerle yüz binde 10’a indirilmesi gerekiyor.

Ziyneti Kocabıyık

Sağlık alanında son yıllarda görülen gelişmelerin önemli sonuçlarından birinin de anne ölümlerindeki azalma olduğunu söyleyen Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği (TJOD) Başkanı Prof. Dr. Ateş Karateke, buna rağmen anne ölümlerinin önemli bir problem olduğuna dikkat çekerek, “100 binde 20’lerden 14.4’e indirilen anne ölümleri günümüz tıp bilimini dikkate aldığımızda hâlâ yüksek. Hedefimiz bu oranın yüz binde 10’a indirilmesi” dedi. Prof. Dr. Karateke, TJOD’un anne ölümlerini azaltmak amacıyla “Yaşın Anneler, Anneler Yaşasın” projesi ile hem hekimlerin eğitimi hem de toplumun bilinçlendirilmesi için çalışmalar yapıldığını anlattı.

KANAMA ÖLÜM SEBEBİ
Türk Jinekoloji ve Obstetrik Derneği’nin 16. Ulusal Kongresi’nde görüştüğümüz Prof. Dr. Ateş Karateke doğuma bağlı anne ölümlerinin en önemli sebebinin doğum kanamaları olduğunu belirterek “Kanama dışında annede görülen doğumsal ya da sonradan ortaya çıkan kalp kapak hastalıkları, böbrek hastalıkları, hipertansiyon gibi hastalıkların gebelik ve doğum sonrasında iyi yönetilememesi de anne ölümlerini artırıyor. Bu yüzden gebelikler planlı olmalı ve öncesinde bu tür hastalıkların bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Eğer gebelik sırasında ortaya çıkarsa da mutlaka tedavi edilmelidir. Bu sebeple hekimlerin gebeleri bire bir ve dikkatli biçimde takip etmesi çok önemli” dedi. Prof. Dr. Karateke gebeliğin ilk tespit edildiği aile hekimliğinden üçüncü basamakta verilen ileri sağlık hizmetine kadar her aşamada çok daha bilimsel ve detaylı takiple anne ölüm oranlarını yüz binde 10’un altına indirmenin mümkün olacağını kaydetti.

KÜÇÜK ANNELER PROBLEMİ
Anne yaşının ileri yaşta olması gibi, 18 yaş altında da hem anne hem bebek sağlığı açısından tıbbi risk oluşturuyor. Kadınların 18 yaşından önce anne olmasının tercih edilmediğini ve bunun ölüme kadar giden olumsuz sonuçlarının olduğunu hatırlatan Prof. Dr. Karateke, “Ancak ülkemizde geleneksel olarak gerçekleşen 18 yaş altı evlilikler ve gebelikler var. Tıbbi açıdan bu durumu uygun görmesek de, ülke gerçeklerini kabul etmek ve akılcı şekilde yaklaşmak gerekir. TJOD olarak 15-18 yaş arasında yapılan evlilikleri onaylamıyoruz. Ancak bu çocuklara evlenmek için doktor raporu, nüfus cüzdanı ve evlilik cüzdanı veriliyor. Doğum için hastaneye gittiğinde ise hakkında işlem yapılıyor. Bu durum 18 yaş altı hamileliklerde doğumları merdiven altına itiyor. Bu konuya akılcı bir çözüm getirilmelidir” dedi.

 

Prof. Dr. Ateş Karateke ile kadın sağlığını ve gebelik dönemini konuştuk.

İleri yaş gebelikleri özel takip istiyor

Günümüzde kadınların kariyer yapmak uğruna anneliği ertelemeleri, hamile kalmak için tüp bebek tedavisinden destek almaları ileri yaş gebeliklerini ortaya çıkarıyor. Anne olmayı ileriki yıllara erteleyen kadınların gebeliğin getirdiği sağlık problemlerinin yanında ekstra risklere sahip olduğunu  söyleyen Prof. Dr. Ateş Karateke, “Hamile bir kadının metabolizması ve  organları, diğerlerine göre iki kat fazla çalışır. Kalbi 2 kat fazla kan pompalar, böbrekleri daha fazla kan süzer, karaciğeri daha fazla çalışır. Bütün bunlara baktığımızda kadının hamile kalırken sağlıklı olması gerekir. Yaşlandıkça bu organlardaki hastalıklar gebeliğin kötü gitmesine sebep oluyor. Öte yandan yaşlanan yumurtanın yapısal bozuklukları bebeğin sağlıklı gelişimini olumsuz etkiliyor. Bebeğin plesanta içinde sağlıklı gelişebilmesi için rahime yeterli miktarda kan gitmesi gerekiyor. Eğer yeterli kan gitmezse, bebekte rahim içi gelişme geriliklerine daha sık rastlanıyor” dedi.
İleri yaştaki hamilelerin kalp, hipertansiyon ve gebelik diyabeti açısından da risk altında olduğunu söyleyen Prof. Dr. Karateke, bu kadınların takibinin üçüncü basamakta, daha donanımlı merkezlerde gerçekleştirilmesi gerektiğini anlattı.

Ebeler  doğumda daha etkin olmalı

Sağlık Bakanlığı’nın ebelerin gebe takibinde ve doğumda daha etkin rol alması projesini TJOD’undesteklediğini söyleyen Prof. Dr. Ateş Karateke,  “Ebeler, gebe takibi, doğumhane ve doğumda mutlaka bulunması gereken sağlık personeli. Ancak ebelik eğitiminde düzenleme yapılması gerekir. Çünkü son yıllarda ebelik eğitimi pratikten teoriye dönmüş durumda. 1960-70’lerde ebe okulları doğum hastanelerinin yakınında bulunurdu ve öğrenciler yüzlerce doğum gördükten sonra diploma alırlardı.  Hastanelere uzak noktalarda ebelik eğitimi verilmesinin verimli olmayacağını düşünüyoruz. Ebelik eğitimini yeniden gözden geçirmek ve sahada pratik yapmış ebeleri sisteme dahil etmek gerekiyor” dedi.

Obezite kadın kanserlerini artırıyor
Obezitenin günümüzün en önemli problemlerinden biri olduğunu ve Türk kadınının obezitede Avrupa şampiyonu olduğunu Prof. Dr. Karateke, “Obezite kadın kanserlerini neredeyse tamamını artırdığı gibi yumurta rezervini de düşürüyor” dedi. 

Sigara annelik umudunu çalıyor

Çocuk sahibi olmak istediği hâlde buna kavuşamayan çiftlerin sayısı gün geçtikçe artıyor. Hem erkeğe hem de kadına bağlı sebeplerden dolayı ortaya çıkan kısırlığın bir sebebi de “erken menopoz” ya da “over yetmezliği” olarak adlandırılan durum. Kadınların doğuştan belirli sayıda yumurta ile dünyaya geldiğini ve yıllar geçtikçe bu sayının giderek düştüğünü anlatan Prof. Dr. Ateş Karateke, yumurta sayısını hızla azaltan en önemli sebebin genetik olduğunu belirterek, “Bir kız çocuğu anneden az yumurta almışsa, 30’lu yaşlarda anne olma şansını kaybedebilir. Bu yüzden annesi erken menopoza girmiş olan kadınların yumurtalık rezervini ölçtürmesi gerekir. Ayrıca sigara içmek de kadının yumurtalarının hızla yok olmasına yol açıyor. Kadın ne kadar çok sigara içiyorsa o kadar erken menopoza girer. Bunun yanında kemoterapi almış olmak ve endometriozis cerrahisi geçirmek de ekren menopoz sebebidir” diye konuştu. 

İğnesiz amniyosentez Türkiye’de yapılmalı

Bebeğin hücrelerinin anne kanına geçtiğini kaydeden TJOD Derneği 2'nci Başkanı Prof. Dr. Cansun Demir, bu kanda bebekte down sendromu gibi sendromların olup olmadığının incelenebildiğini söyledi. Yüzde 99.9 oranında sonuç elde edildiğini anlatan Prof. Dr. Demir, bu testin haricinde 2'li ve 3'lü testler uyguladıklarını, bunların sonuçlarına göre de direkt amniosentez yaptıklarını aktardı. Amniosentezde annenin karnına bir iğne batırıldığını anlatan Demir, çok az da olsa enfeksiyona bağlı gebelik kayıp riski olabildiğini belirtti. Bu kayıp riski olmasa da annelerin karınlarına iğne batırılmasından korktuğunu dile getiren Prof. Dr. Demir, testlerin birçoğunun yurt dışına analiz için gönderildiğini belirterek "Bizim isteğimiz bu testlerin Türkiye'de de yapılması ve SGK'nın ödeme kapsamında olması” dedi.

 

 

 

 

 

 

YORUMLAR