03.11.2018 15:57
FOMO nedir? FOMO Hastalığı nedir? Sanal hastalık FOMO nedir ve FOMO ne anlama geliyor?

Günümüz hastalığı FOMO nedir ve FOMO hastalığı nedir gibi sorularının cevabı haberimizde mevcut. Fomo hastalığının belirtileri nelerdir? Fomo açılımı nedir? Fomo ne demek? İşte Fomo hakkında bilmeniz gerekenler. İngilizce "Fear of missing" out yani Gündemi kaçırma korkusu anlamıdaki sözcüğün baş harflerinden Türetilmiş FOMO terimi Sıklıkla haberleri ve Gündemi sürekli takip etme hastalığı olarak tanımlansa da Bitcoin Borsalarında Fırsatı kaçırma korkusu anlamında kullanılır.

Günümüz hastalığı FOMO nedir ve FOMO hastalığı nedir gibi sorularının cevabı haberimizde mevcut. Fomo hastalığının belirtileri nelerdir? Fomo açılımı nedir? Fomo ne demek? İşte Fomo hakkında bilmeniz gerekenler. İngilizce "Fear of missing" out yani Gündemi kaçırma korkusu anlamıdaki sözcüğün baş harflerinden Türetilmiş FOMO terimi Sıklıkla haberleri ve Gündemi sürekli takip etme hastalığı olarak tanımlansa da Bitcoin Borsalarında Fırsatı kaçırma korkusu anlamında kullanılır.

Psikolog Begüm Özkaya, fomo hastalığının gelişmeleri kaçırma korkusu olduğunu söyleyerek 'sosyal medyayı çok kullanıyorum', 'çok bağımlıyım' diye gelen çok fazla hasta olduğunu söyledi.
Medicana Sivas Hastanesinde görevli Psikolog Begüm Özkaya, sosyal medyanın insanların temek ihtiyaçları haline geldiğini söyleyerek "Biraz daha açmak gerekirse, insanlar sanal ortamdaki görüntüleri, paylaşımları geç görmekten, kaçırmaktan korkuyorlar. Çünkü artık insanların sosyal ortamlara yer edinme gibi bir kavramları oluştu. Sosyal ortamlardaki gönderilenleri göremediklerin de, kaçırdıkları zaman kendilerini mutsuz ve huzursuz hissetmeye başlıyorlar. Genellikle böyle insanlar sosyal ortamda yer edinemedikleri zaman, kendimi mutsuz hissediyorum, yeteri kadar beğeni ve gönderi alamadığım zaman kendimi huzursuz hissediyorum deyip, böyle bir geri dönüşümle bize geliyorlar. Genellikle böyle insanlar kendilerini onaylanmış ve kabullenmiş hissetmiyorlar ve beraberinde de çeşitli psikolojik rahatsızlıklar geliyor. İnsanlar sosyal medyada geçirdikleri zaman miktarı gün geçtikçe artıyor. Bir süre sonra haz tatminleri konusunda sıkıntı yaşıyorlar. Beyindeki ödül ve ceza sistemi konusunda bozukluklar karşımıza çıkıyor. Bir süre sonra sosyal medya insanların temel ihtiyaçları oluyor. Kişi gerekirse yemek yemiyor, uyku uyumuyor ve sosyal medyada daha çok zaman geçirmeye başlıyor ve böylelikle de fomo
hastalığı karşımıza çıkıyor" dedi.

"Kişi sosyal medyayı temel ihtiyaç konumuna getiriyor"

Özkaya, kişinin sosyal medyayı temel ihtiyacı konumuna getirdiğini vurgulayarak, "Fomo hastalığının belirtilerine bakacak olursak, kişi sosyal medya hesaplarını sürekli kontrol etmeye başlıyor, gönderilerden ilk benim haberdar olmam gerekiyor gibi bir mantıkla işte instagrama bakıyor, instagramdan twittera, twitterdan facebooka bir dürtü haline ve merak konusu haline geliyor sosyal medya. Aynı zamanda kişi sosyal medyayı temel ihtiyaç konumuna getiriyor, yemek yemiyor sosyal medyaya giriyor, uyku uyumuyor sosyal medyaya giriyor. Aynı zamanda sanal ortamda insanların neler yaptığını merak ediyorlar fakat aileleriyle bir araya geldiği zaman veya arkadaş ortamında sürekli elinde telefonlarıyla kafalarını kaldırıp insanlarla iletişim haline girmiyorlar bile. Aynı zamanda kişi neden az beğeni aldım, neden az beğeni yaptılar bana veya da işte bu kişi şunu almış, bu kişi şuraya gitmiş deyip insanlar kendi hayatlarından memnun olmamaya başlıyorlar. Kendilerini bu sefer beğenmemeye başlıyorlar ve beraberinde çeşitli psikolojik rahatsızlıklar geliyor. Aynı zamanda kişi tabletimin, telefonumun, bilgisayarımın şarjı bitecek diye bir korku yaşıyor. Çünkü sosyal medyaya giremedikleri zaman hayatlarından kopacaklarmış gibi bir algı oluşuyor. Bununla birlikte genellikle fomo hastalığı hiperaktif bir dürtü bozukluğu yaşayan insanlar da daha fazla karşımıza çıkıyor. Cinsiyet ayrımı olmaksızın hem kadınlarda, hem erkeklerde fomo hastalığı görülüyor. Ve Z kuşağında yani 90 doğumlu kişiler de fomo hastalığının görülme ihtimali daha fazla oluyor" İfadelerini kullandı.

"Birçok rahatsızlığı karşımıza çıkarıyor"

Özkaya, fomo hastalığı hem psikolojik hem de fiziksel olarak birçok rahatsızlık ortaya çıkardığını ifade ederek, "Duyuş bozuklukları, gözle alakalı sorun ve sıkıntılar, algı ile alakalı sorun ve sıkıntılar, depresyon, aksiyetek, dürtü bozukluğu olarak da fomo hastalığı bizim karşımıza çıkıyor. Aynı zamanda fomo hastalığı edindiğimiz mesleklerle kendi yaptığımız uğraşlarla da alakalı bir durum olabiliyor. Sosyal medyayı çok kullanan mesleklerde daha fazla fomo hastalığı karşımıza çıkıyor. Bu hastalığa yakalanmamak için gerçek hayatla daha çok iç içe olunması gerekiyor. İnsanlarla daha çok iletişim halinde olması gerekiyor. Biraz daha aşamalı olarak sosyal medyadan kendimizi uzak tutmak gerekiyor. Algımız kesinlikle ve kesinlikle sosyal medyada nasıl görünüyorum olmaması lazım. Eğer kişi kendisi halledebiliyorsa, çok ileri boyutta değilse kendi dürtüleriyle bu sorun ve sıkıntıları atlatabilirler. Fakat eğer atlatılamayacak bir durumdalar da gerekli bir psikologdan, psikiyatriden destek alması gerekiyor" şeklinde konuştu.

"Çok bağımlıyım diye bize gelen çok oluyor"

Özkaya, 'sosyal medyaya çok bağımlıyım' diye kendilerine gelenlerin çok olduğunu vurgulayarak, "Son olarak da kişi fomo hastalığından uzaklaşmak için kendi ilgi alanlarına biraz daha odaklanmaları lazım. Doğa yürüyüşleri olsun, spor olsun, müzik olsun, sinema, tiyatro gibi etkinliklere katılarak biraz daha sosyal medyadan uzak dururlarsa fomo hastalığından kurtulmaları da daha mümkün olur. Bu hastalık için sosyal medyayı çok kullanıyorum, çok bağımlıyım diye gelen çok fazla danışanımız oluyor. Onlar da bu durumdan kurtulmaları için adım adım gerekli tedavileri uyguluyoruz" diye konuştu.

SOSYAL MEDYANIN YAN ETKİSİ "FOMO"

Bir çeşit kaygı bozukluğu ve gelişmeleri kaçırma korkusuyla gereksiz yere pişmanlık duyma davranışı olarak tanımlanan Fear of Missing Out'un (FOMO), sosyal medyaya bağlı olarak yaygınlaştığı bildirildi. Üsküdar Üniversitesi Kurucu Rektörü Psikiyatrist Prof. Dr. Nevzat Tarhan, AA muhabirine yaptığı açıklamada, popüler psikiyatride "gelişmeleri kaçırma korkusu" olarak bilinen FOMO'nun sosyal medya kullanımıyla doğrudan bağlantılı olduğunu söyledi. Facebook, Twitter ve Instagram gibi sosyal medya araçlarında bilginin çok hızlı aktığını belirten Tarhan, "Bazı insanlar uyanır uyanmaz, sosyal medya hesabından kendisiyle ilgili yorumları inceliyor. Olumsuz eleştirileri okuyor, beğenileri takip ediyor" diye konuştu. Prof. Dr. Tarhan, sosyal medyaya aşırı ilgi duyan kişilerde bazı ruhsal problemlerin ortaya çıkabildiğine değinerek, şunları kaydetti:

"Sosyal medyaya aşırı ilgi duyan kişilerin beyni, herhangi bir uyuşturucu madde almadığı halde, sanki almış gibi haz duyar ve bazı hormonlar salgılar. Biz buna 'sanal uyuşturucu' diyoruz. FOMO belirtileri gösteren bu kişiler, ödüllendirilme ihtiyacı hissediyor ve bazı kaygılar taşıyor. Bu kişiler, sanal ortamda yer almadığı zamanlarda kendisini kötü hissediyor. Böyle bir duygu beyinlerine yerleşiyor."

- "Sosyal medya, amaç değil araç olmalı"

Geçmişte sosyal çevrenin aile, ev ve iş çevresiyle sınırlı olduğunu hatırlatan Tarhan, "Sosyal medyadaki ağlar nedeniyle kullanıcılar, bir anda on binlerce insana ulaşabilir hale geldi. Onlardan gelecek bildirimleri alma imkanına kavuştu. Bu durum, sosyalliğin yeniden tanımlanmasına sebep oldu" değerlendirmesinde bulundu.

Prof. Dr. Tarhan, sosyal medyanın bir amaç için kullanılmasının daha doğru olacağını söyledi. Kişinin kendini geliştirmesi için sosyal medyadan faydalanmasında bir sakınca olmadığının altını çizen Tarhan, "Sosyal hedefleri ve amaçları olmayan gençler, FOMO'ya kurban gidebilirler. Bir süre sonra onlar sosyal medyayı değil, sosyal medya onları yönetmeye başlar" ifadelerini kullandı.

Tarhan, son yıllardaki bilimsel çalışmalarda insanlarda yeniliği arama geninin keşfedildiğini anlatarak, şunları söyledi:

"Bu gene sahip kişiler FOMO konusunda daha da risk taşıyor. Bu gen, Türk milletinde de var. Örneğin Türkler yeni model telefonları ya da teknolojiyi satın almada dünyada ilk sırada yer alıyor. Biz, dünyada yeniliğe en çok ilgi duyan ve takip eden toplumlardan biriyiz. Bu durum bizim at üzerinde gelişen geçmişimizle ilgili. Gen havuzumuzda yenilik arayışı geni var. Özetle kişi tüm zamanında sosyal medya ile meşgulse günlük yaşam aktivitelerini, işini, eşini ya da çocuğunu aksatacak derecede sosyal medyayla ilgileniyorsa tedavi gerekir."

Nevzat Tarhan, ebeveynlerin ergenlerin sosyal medya kullanımına dikkat etmesi gerektiğini ifade ederek, "Özellikle Z kuşağındaki gençler, özgürlükçü, zevkçi ve sabırsız olma özelliklerine sahipler. Bunları taşıyan gençler de FOMO risk grubunu oluşturuyor. Bu gençler, madde bağımlılığı riskini de taşıyorlar" diye konuştu.

-"FOMO uyuşturucudan daha tehlikeli"

Marmara Üniversitesi İletişim Fakültesi Öğretim Üyesi, Sosyal Medya Uzmanı Yrd. Doç. Dr. Ali Murat Kırık da FOMO'nun uyuşturucudan daha tehlikeli olduğunu savundu.

Kırık, FOMO'nun "çağın en büyük teknolojik hastalığı" olduğunu kaydederek, "Akıllı telefonların ortaya çıkmasıyla birlikte bireyler internetin olduğu her noktadan sosyal paylaşım ağlarına erişebilir duruma geldiler. FOMO hastalığı bu zemin üzerinde hayat buldu" değerlendirmesini yaptı.

Sosyal medyada akıllı telefonlarla aracılığıyla oynanan bazı oyunların bağımlılığı arttırdığını ifade eden Kırık, şöyle konuştu:

"Sosyal medyadaki rekabet ortamı ve oyunların sürekli olarak kullanıcıları çevrimiçi olmaya teşvik etmesi FOMO'nun yaygınlaşmasını sağlayan en temel etmenlerden. Gelişmeleri kaçırma korkusu bireyleri kültürel açıdan da olumsuz yönde etkiliyor. Onları sosyal medyanın oluşturduğu sanal kültürün bir parçası durumuna getiriyor. Özellikle Facebook üzerinden paylaşılan içeriklerin beğenilmemesi de FOMO hastalığını tetikleyen diğer bir etmen. Paylaştığı içeriklerin beğenilmemesi bireyi sürekli olarak sosyal medyayı kontrol etmeye itmekte ve bu durum davranış bozukluklarının meydana gelmesine neden olmaktadır."

Yrd. Doç. Dr. Kırık, FOMO'nun belirtileri arasında sosyal medyadaki kullanıcı bilgilerin sık sık güncellenmesi, profil fotoğraflarının gün aşırı değiştirilmesi, iş esnasında paylaşımların takibi ile anlamsız şekilde sürekli konum bildirimi yapılmasının yer aldığını dile getirerek, "FOMO'dan kurtulabilmek için, farklı sosyal etkinliklere katılmak, sosyal çevreyle daha fazla vakit geçirmek, sanal ortamda geçirilen süreyi sınırlamak ve değişik hobiler edinmek gerekir" dedi.

YEŞİLAY'DAN "FOMO" UYARISI

Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı Karaman:

Yeşilay Dergisi, son zamanlarda sıkça dile getirilen ve "Gelişmeleri Kaçırma Korkusu" olarak tanımlanan Fear of Missing Out'un (FOMO) giderek arttığına işaret etti.

Türkiye Yeşilay Cemiyeti'nden yapılan yazılı açıklamaya göre, dergi, son zamanlarda adı sıkça duyulmaya başlanan bir çeşit kaygı bozukluğu ve gelişmeleri kaçırma korkusuyla gereksiz yere pişmanlık duyma davranışı olarak tanımlanan FOMO'yu ele aldı.

Sosyal medya bağımlılığının artmasıyla yaygınlaşan FOMO'nun tehlikelerine dikkati çeken dergi, yeni bir durum olarak ortaya çıkan hastalığın sürekli olarak "diğer insanların neler yaptığıyla ilgilenme arzusu" doğurduğu bilgisine yer verdi.

Açıklamada görüşlerine yer verilen Türkiye Yeşilay Cemiyeti Başkanı İhsan Karaman, sosyal medya bağımlılarının sürekli akan ve güncelliğini anında yitiren paylaşımlara maruz kaldığını bildirdi.

İnsanların da bu akıma kapıldığını ve gerçek bilgiyi ayırt edemeyecek, ona ulaşmada kaynak taramasına gidemeyecek bir tembelliğe sürüklendiğini ifade eden Karaman, sosyal medyayı hem bilinçli hem de aktif kullanmanın mümkün olduğunu vurguladı.

Bunun için bilinç ve farkındalığın en önde gelen tedbirler olduğuna işaret eden Karaman, "İlk olarak özellikle gençlerimize sosyal medyanın sonsuz özgürlük olmadığı gerçeğini benimsetmemiz gerekir. Özellikle eğitim sistemimiz içerisinde teknolojinin doğru ve yararlı kullanımı yanında, mahzurları üzerine de bir bilgilendirme yapmak zorundayız. Bu açıdan başlattığımız Türkiye Bağımlılıkla Mücadele Eğitim Programı, eğitim sistemindeki büyük bir açığı kapatacaktır" değerlendirmesinde bulundu.

Depresyon ve anksiyete uzmanı psikolog Zeynep Selvili ise sosyal medya bağımlılığına ilişkin belirtiler konusunda şunları kaydetti:

"Bir birey, internet ve sosyal medyayla ilgili aşırı zihinsel uğraş içerisindeyse, sosyal medyayı aktif olarak kullandığı süre içerisinde duygu durumunda değişiklik oluyorsa (kendini suçlu, mutsuz, ümitsiz hissetme), buna erişiminin olmadığı zamanlarda yoksunluk belirtileri çekiyorsa, internet-sosyal medya kullanımını azaltmak veya bırakmak adına yaptığı tüm girişimleri boşa çıkıyor, başarısızlıkla sonuçlanıyorsa, en önemlisi de internet-sosyal medya kullanımı yüzünden aile ve sosyal ilişkileri, okul, iş hayatı zarar görüyorsa, kişinin sosyal medya bağımlısı olduğundan şüphe duyulabilir."

FOMO nedir? FOMO hastalığı nedir? Sanal hastalık FOMO nedir ve FOMO ne anlama geliyor?

“Kaçırma korkusu” (FOMO-fear of missing out) insana ait çok eski bir korkudur. İnsanoğlunun küçük gruplar halinde yaşadığı eski çağlarda, hayatta kalma stratejilerinden biri “biliyor olmak”tı. Kaynakların yerini öğrenebilmek, tehlikeleri fark edebilmek için, ait olduğumuz sosyal grubun dedikodularından haberdar olmak önemliydi. Bunu yapabilmek için doğru zamanda, doğru yerde olmak ve dikkatle gelişmeleri takip etmek zorundaydık. Bu gereklilikler evrimsel gelişimizi etkileyerek, FOMO’yu üretti. Ancak FOMO, bugün sosyal medyanın ateşlemesiyle, bambaşka bir boyut kazanmıştır. Yapılan araştırmalar, sosyal medyanın FOMO ile ilişkisini ortaya koymaktadır.

FOMO’yu nasıl teşhis ederiz?
Eğer herhangi bir şeye ve herhangi birine “evet” dediğinizde aşırı bir gerginlik ve yorgunluk hissediyorsanız veya ilginizi çekmediği halde bir etkinliğe katılmayı haklı çıkarmaya çalışıyorsanız. Yahut evde oturmayı tercih ettiğiniz halde, “İstemediğim bir etkinlikte olmak, evde oturmaktan yeğdir.” diyorsanız. Kaçırma korkusu içinde olabilirsiniz.

Hiç kimse kendi grubunda ki gelişmeleri ve trendleri son öğrenen kişi olmak istemez.
“Biliyor olmak”, beynimizin hayatta kalmamızı sağlayacak tehditleri tespit etme görevini yerine getiren parçası olan amigdala için çok önemlidir. Grupla ilgili gelişmeleri ve grup üyelerinin bildiği şeyleri bilmiyor olmak, amigdalaya, grubun dışında kaldığı izlenimini verir. Bu son derece rahatsız edici, kötü bir histir ve insanlar bundan kaçınırlar. İşte bu rahatsız edici duygu, “kaçırma korkusu”dur. Bu tüm insanların paylaştığı bir korkudur ancak bazı insanlar, maalesef ki bu korkudan kaçınabilmek için, harcadıkları eforun dozajını aşırı derece yükseltirler ve “biliyor olmak” için sürekli olarak kontrol etme davranışında bulunurlar. Bunlar sürekli olarak, sosyal medya hesaplarını kontrol ederek, herhangi bir şeyi kaçırmamaya çalışırlar. Bu onları sürekli olarak uyanık olma durumuna (hypervigilant) sokar. Bu durum, huzurun tam tersidir.

FOMO’dan mustarip insanlar “sosyal değer”ini tespit etmeye çalışırken, yanlış ölçüt (indikatör) seçerek, sosyal medya hesaplarını kullanmaya başlayabilirler. Sahip olduğu sosyal değeri anlamak için, sosyal medyaya başvurmak son derece yanlıştır çünkü sosyal medyadaki arkadaş çevresi, yakın arkadaşlar, sıradan tanıdıklar ve sosyal medya arkadaşları gibi bir ayrım yapmayan ve kontrol edilemeyecek kadar büyük bir gruptur. Bu ölçütü kullanarak, kabul edildiğini ve gruba dahil olduğunu hissetmeye çalışan insan, zamanının ve eforunun büyük bir bölümünü bu işe ayırmaya ve gerçek hayattaki ilişkilerini, gerçek zevklerini ve esas işlerini ihmal etmeye başlar. Asla tatmin olmayan ve benlik duygusu zedelenmiş bu insanlar, acı çekerler.

Bu acıdan nasıl kurtulabiliriz?
Yeni şeyler denemek önemlidir ama denediğiniz şeylerden hoşlanıyor olduğunuza emin olmalısınız. Gerçek sorun, FOMO aşırı hale geldiğinde, hissedilen korkunç endişe ve kararsızlık duygusudur.

FOMO ile mücadele eden insanlara, sosyal medyadan uzak durmaları ve çevrelerine odaklanmaları tavsiye edilir. Bu son derece yanlış bir tavsiyedir. Çünkü sosyal medyadan uzak durmak, amigdalanın tehditleri algılamasına ara verdirerek stres ve endişe duygularını azaltır. Ancak FOMO ile baş etmenin doğru yolu, amigdalanın algılarını kesmek değildir. FOMO’nun üstesinden gelebilmenin esas yolu, öz güvenin artmasıdır. Bunu yapabilmek için öncelikle yapılması gereken, seçimleriniz ile ilgili olarak “Bu seçim benim için doğru mu? Bu yaptığım, beni eğlendiriyor mu?” sormaktır. Cevap hayır ise o şeyi derhal bırakarak, kendimizi mutlu edecek seçimleri bulmaya odaklanmalıyız. Eğer bir defa FOMO’nun üstesinden gelebilmek, öz güvende yükselmeye ve yepyeni fırsatların belirmesine olanak sağlayacaktır.

Not: Nomofobi Nedir?

FOMO’dan mustarip kişilerde de görülebilecek olan, cep telefonu bağlantısını kaybetme korkusuna Nomofobi denir. Nomofobi, “no mobile phobia” kelimelerinin kısaltması ile türetilmiş bir kavramdır. İngiltere’de yapılan bir araştırmaya göre, cep telefonu kullanıcılarının %53’ü telefonunu kaybetme, batarya ve kontör tükenmesi, kapsama alanı dışında kalınması gibi durumlarda, huzursuzluk hissettikleri tespit edilmiştir.

YORUMLAR