18.10.2018 06:53
Tabiat seni çağırıyor

İki bin metre rakımlı yaylada 24 çadır kuran ve bunlara Oğuz boylarının ismini veren girişimci, turistlere her mevsim tabiat ile iç içe vakit geçirme imkânı sağlıyor.

Tabii ve tarihî güzelliklerinin yanı sıra alternatif turizm seçenekleriyle de adından söz ettiren Trabzon’un Maçka ilçesinde emekli polis Salih Kantarcı, 1.200 rakımdaki 15 dönüm arazisine, ekoturizm için 24 çadırla kamp alanı kurdu. Çam ağaçlarının arasında tabiata zarar vermeden kurulan ve otantik yapısıyla dikkati çeken bölge, konuklarına tabiatın güzelliklerini farklı açıdan keşfetme imkânı sağlıyor. Yöresel lezzetlerin yanı sıra sadece el yapımı natürel ayran, komposto, üzüm suyu gibi ürünlerin satıldığı alanda, kamış ve branda ile yapılan otantik çadırlara “Çepniler”, “Avşarlar” gibi 24 Oğuz boyunun adı verildi. Tabiatın güzelliklerini korumak adına en ince ayrıntısı düşünülerek oluşturulan kamplarda, çadırların aydınlatılması da toprak altına gömülen kablolara ulaştırılan güneş enerjisinden sağlanıyor. Misafirlere yamaç paraşütü, Sümela Manastırı Deresi’nde rafting yapma imkânı, 2 bin 500 kilometrelik tarihî Anabasis Yolu’nda trekking, foto safari gibi etkinlikler yapma fırsatı da sunduklarını vurgulayan Kantarcı, iki bin metre rakımda topladıkları meyvelerle reçel ve içecekler, ayrıca köy yoğurdundan ayran yaptıklarını turistlere mahallî lezzetleri sunduklarını söyledi. Polonya’dan gelen Maja Musialik de Trabzon’a ikinci defa geldiğini aktararak “Burası çok güzel. Herkesin mutlaka görmesi gerekir” dedi.

 

AİLECEK ORMANDA YAŞIYORLAR

Evini işine taşıdı 

 

Yüksek rakımlı yaylalarda, orman köylerinde ekskavatörle çalışan Ahmet Çelik, Karadeniz’in zorlu coğrafyasında her gün kent merkezinden iş yerine gidip gelmede 4 saat geçirince ilginç bir çözüm bulundu. Bu durumun iş verimini azaltması, aile özlemini artırması sebebiyle Çelik’e, Giresun Orman Bölge Müdürlüğünce ormanda kalması için karavan tahsis edildi. Eşi Ayşegül ve kızı Rabia Betül ile karavanda yaşamaya başlayan Ahmet Çelik “Artık ailem sürekli yanımda. İşimi bitiriyorum, 10 dakika sonra ailemin yanına gidiyorum. Karavan hayatı zor değil. Tabiatla iç içe olmak beni rahatlatıyor. İş verimim arttı. Sabah namaza kalkarım, eşimle biraz yürürüz, sonra kahvaltımızı yaparız, işe giderim. Dört yaşındaki kızımla bol bol vakit geçiriyoruz. Bu, beni çok mutlu ediyor. Devlet benim işe gidip gelmem için boş yere para harcamıyor. Bu dönemde tasarruf mühim. Ormana geldiğinizde hava bozuksa tekrar dönüyor, çalışamıyorsun ama şimdi yol ve zaman kaybı yok. Karavanda kaldığım için net 8 saat çalışıyorum” dedi.

YORUMLAR