HAZİRAN 2018 CUMHURBAŞKANLIĞI VE MECLİS SEÇİM SONUÇLARI
27.05.2018 05:17
Nebiler babası Ebü'l-Enbiya

İbrahim aleyhisselam’ın bir oğlu Hazreti İsmâil’dir ki Araplar ondan gelir, diğeri Hazret-i İshak’dır ki o da Benî İsrâil’in babasıdır.

İbrâhim aleyhisselâm ve zevcesi Sâre mutlu bir evlilik yaşar. Ancak yaşları ilerlemiş çocukları olmamıştır daha. Bilhassa Sâre Validemiz hasrettir evlâda.        Nitekim kendisine Mısır'da hizmetçi olarak verilen Hazreti Hâcer'i âzâd eder, Hazretii İbrâhim ile evlenmesini ister. Öyle ya belki evlerinde bir çocuk sesi duyulabilir bu yolla.
Nitekim Hacer Validemiz hamile kalır. Hem biliyor musunuz ne olur? Muhammed aleyhisselâmın nûru intikâl eder açıkça.
Ne büyük nimet ama.
Ve Hazreti İsmail doğar, nur bu defa onun alnında.
Kendisi pek ummuş, çok beklemiştir ama kısmet olmayınca…
Şirin çocuk henüz emekliyordur ki emir gelir. “Hacer ile İsmail’i Mekke’ye götür bırak.”
Kaybolan Beytullah’ın imarı ve Mekke’nin kurulması İsmail aleyhisselama nasip olacaktır zira...
Burak’a biner kolayca varırlar. O, katırdan küçük bir cennet bineğidir ki gözün görebildiği mesafeye ayağını basar.

KIZIL TAŞLAR, DİKENLİ  ÇALILAR
 Cebrail aleyhisselam yol göstermektedir onlara.  Birçok köyü kasabayı, düzlükleri yeşillikleri vahaları geçer, inerler bir kuytuya. Burası ne ziraate müsaittir, ne de davar bakmaya. Selem ve semur denen bodur çalılar vardır, dikenleriyle tanınırlar.
Hazreti İbrahim yanlarına hurma dolu bir meşin dağarcık ve bir kırba su koyar. Döner biner Burak’a, Hacer Validemiz tek şey sorar.
“Bunu sana Allah mı (celle celalüh) emretti?”
Arkasına bile bakmaz, sadece “evet” der, katlanır imtihanına.
Hacer Validemiz misli görülmemiş bir tevekkülle boyun eğer, "Olsun" der, "Rabbim yeter bana!" Yanlarında nevale sayılıdır, bir şeyler aramalı bulmalıdır ayrıca.

KAYNAYAN PINAR
 Hacer Validemiz hayata dair bir emare görebilmek ümidi ile önce Safa Tepesi’ne çıkar. Ufukları tarar. Art arda dizili kızıl dağlara bakar. Sonra karşı tepeye koşar. Merve'nin zirvelerinde ıslık ıslık uğuldayan rüzgâr. Ne bir kervan bulur, ne de ıslak çukur.
Ama ümidini kaybetmez. Rabbimiz her şeye kadirdir nasıl olsa. O Kerim'dir rızkını verecektir mutlaka.
Hacer Validemiz dönüşünde oğlunu bulamaz. Büyük bir telâşla tekrar Safa Tepesi’ne koşar ve aynı hızla Merve'ye döner. Nefes nefese varılan menziller ve yürek çatlatan yedi koşu.
İşte onu hatırlıyoruz Safa ile Merve arasında.
Her yıl milyonlarca Müslüman Hacer Validemizin durduğu yerde durur, koştuğu yerde koşar. Say haccın vaciplerinden biridir, yapmak gerekir mutlaka.
Ama o bir köleymiş. Kimin umurunda?

BIRAK AKSIN!
Hacer Validemiz yedinci seferinde Merve tarafından tatlı bir ses işitir. Karşısında ay simalı biri, Hazreti Cebrail!
Henüz hadisenin şaşkınlığını yaşarken bebeğinin ayakları dibinde berrak bir suyun kaynadığını görür ve biriktirmek ister. Bir yandan suyu perdelemeye çalışır, bir yandan kabını yapıştırır toprağa. Tarifsiz bir telâşla  "Zem" (dur) der, hatta haykırır "Zem! Zem!"
Cebrail âleyhisselâm tebessüm eder. "Bırak aksın!" der, "Bu su daima akar, tükenmez asla."
Bıraksa kuyu değil nehir olacaktı diyen âlimler de var.
Aradan geçen binlerle yıl onu haklı çıkarır, zemzem eksilmeden akar. Susuzları kandırır, açları doyurur, dertlere derman olur biiznillah.
Bu su göçebe kavimlerin (Cürhümilerin) dikkatini çeker. Üstünde kuşlar uçuşmaktadır zira.

KEREMLİ BELDE
Cürhümiler Hacer Validemizden izin alır, Kubeys Dağı eteklerine evlerini kurarlar. Ve keremli vadi şehir olur, Mekke denir adına.
İsmail aleyhisselam Cürhümiler arasında yetişecek ve fasih bir Arapça öğrenecektir onlardan.
Hazreti Âdem şeytandan Allahü teâlâya sığındığında, koruyucu melekler gönderilmiştir ona. Gelir Mekke’yi kuşatırlar, işte nerede durmuşlarsa Harem sınırları oradan başlar. Hudeybiye ve Tenim gibi mesela.
Cebrail aleyhisselam tek tek yerlerini gösterecek, İbrahim aleyhisselam birer taş dikecektir o noktalara.
Resulullah Efendimiz Mekke’nin fethinden sonra bunları yenileyip onartır. Hazreti Ömer bin Hattab, Hazreti Osman bin Affan, Hazreti Muaviye bin Ebi Süfyan, Abdülmelik bin Mervan Abbasi halifesi Mehdi, Razi ve Melik Muzaffer de işaretlere sahip çıkarlar.

 

YORUMLAR