HAZİRAN 2018 CUMHURBAŞKANLIĞI VE MECLİS SEÇİM SONUÇLARI
28.05.2018 06:21
İmtihan dünyası

İbrahim aleyhisselamın samimiyeti zirvededir, önce evladı, ardından mal ile olan imtihanlardan yüzünün akıyla çıkar.

İbrahim aleyhisselam zaman zaman Mekke’ye gelir, hanımı Hacer ve oğlu İsmail’i ziyaret eder. Hazreti İsmail çok şirin, cana yakın bir çocuk olmuştur, büyük bir muhabbet besler ona.
O günlerde rahmani bir rüya görür, “Şüphesiz ki Allahü teala sana oğlunu kurban etmeni emrediyor” denilir. Bir baba için bundan ağır imtihan? Olamaz. Ama mübârek zerre kadar tereddüt etmez. Şüphesiz Rabbimiz çok daha şefkatlidir, onun ki derya yanında damla.
O gün Hacer Validemize “İsmail’i güzelce yıka pakla, gözlerine sürme çek, kıymetli elbiseler giydir ve güzel kokular sür” der, “götüreceğim bir dostuma.”
Sonra İsmail’e döner, “Yanına ip ve bıçak al” der “Allah rızası için kurban keselim orada.”
Ve Arafat’a doğru yürürler. Onlar ayrılır ayrılmaz şeytan Hacer Validemizi bulur ve sahte bir telâşla “İbrahim, oğlunu nereye götürdü biliyor musun?” der.
-Bir dostuna.
-Sen öyle san. Yemin ederim ki onu boğazlayacak.
-Hiç sanmam. İsmail’i çok sever kıyamaz.
-İşte asıl onun için boğazlayacak ya. Kurban edecek Allah’a.
-Eğer öyle bir emir aldıysa, ona uymaktan güzel ne olabilir başka?

VESVESE VERMEYE KALKAR
İblis bu saliha hanıma tesir edemeyeceğini anlar, hemen peşlerinden koşar. Onları Mina civarında yakalar. Küçük İsmail’e yaklaşır, hain hain gülerek “Biliyor musun?” der, “Baban seni boğazlamaya götürüyor.”
-Niye boğazlayacakmış?
-Allah’ın öyle emrettiğini sanıyor.
-Eğer Allahü teala kurban edilmem için beni seçmişse ne güzel. Desene Rabb’ime kavuşuyorum.
Şeytan “Ama yaşamak daha güzel değil mi?” diye sırıtır, “Haydi kaç, gel bana!”
İsmail aleyhisselam onu önce sözle kovar onu, sonra taşla.  
Şeytan ardından İbrahim aleyhisselam’a musallat olur. “Rüyanda gördüğün şeytan olmalı” der, “Sakın seni aldatmasın?” İbrahim aleyhisselam hatasız olduğundan emindir, aksi varid olsa Cebrail aleyhisselam ikaz eder mutlaka.

CEMRELER, TAŞLAR…
 Bu kılıksız ihtiyarın İblis olduğunu anlar ve Cemretü’l Ula’da çakıl büyüklüğünde 7 küçük taş atarak kovar. Ama o kolay pes eder mi? Baba yüreğinin nasıl rakik olduğunu bilir, üsteler ısrarla. Hazret-i İbrahim onu 7 küçük taş daha atarak kovar ki burası Cemretü’l vusta’dır. İblis yenilmeye doymaz, bir bahane ile yine görünür ve sesine en acıklı tonları oturtarak yolundan çevirmeye çabalar. İbrahim Aleyhisselam 7 minik çakıl daha atarak onu def eder ki burası Cemretü’l Kübra’dır. İşte hacıların cemrelere attıkları taşlar bize İbrahim aleyhisselâmı hatırlatırlar.
İbrahim Aleyhisselâm Mina’ya yaklaşınca oğluna döner. Rüyasını anlatır. Hazreti İsmail tarifsiz bir sevinç içindedir. “N’olur baba!” der, “Sana emredileni yap. Beni sabredenlerden bulacaksın İnşaallah.” Allah’ın cennet ve cemaline kavuşmak için büyük bir arzu duyar.
Sonra bağlaması için ellerini uzatır. Hatta “Baba eteğini topla” der, “kanım üstüne sıçramasın”
Ve babası gözlerine bakıp tereddüt etmesin diye mendiliyle yüzünü kapar.
Sonrasını biliyorsunuz. İbrahim Aleyhisselam “kıyamette buluşmak üzere” deyip bıçağı vurur, ama bıçağı kesmez olur. Allahü teala oğlunu İbrahim Aleyhisselam’a bağışlar ve kesmesi için bir koç yollar.
Dünya imtihan dünyası, İbrahim Aleyhisselam kendi canı ve evladı ile girdiği imtihandan yüzünün akı ile çıkar. Peki ya malı ile denense?
Şeytan dünya sevgisinin insanoğlunun yumuşak karnı olduğu iddiasındadır, hata yapacağını sanır aklı sıra.  

MAL CAN YONGA
O günlerde İbrahim Aleyhisselam Filistin’de meskundur. Vadiler dolusu davarı vardır, sadece bin köpek dolanır sürülerin ardında. Dünyalığa kıymet vermediği için altınları tasma yapıp takar köpeklerin boynuna.
Yabancı biri gelir. “Koyun satın almak istiyordum. Mümkün mü acaba?”
-Tabii neden olmasın?
-Fiyatları ne civarda?
-O iş kolay, bir kere Allah (Celle Celalüh) de, sürülerin üçte birini vereyim sana.
Yabancı yürek titreten bir sesle “Lâ ilâhe illallah” der ve ilave eder “Sübbûhun, Kuddûsün, Rabbünâ ve Rabbül melâiketi verrûh”
İbrâhim aleyhisselâm mest olur, al hepsi senin olsun der, zağarları da tasmalarıyla bağışlar ayrıca. “N’olur bir daha söyle köle olayım sana!”
-Malın mülkün sende kalsın, Rabbim bereketini artıra!
-Ama Allah için verdiğimi alamam ki bir daha!
Yabancı “ben Cebrâil’im” der, “Allahü tealanın emriyle geldim, bu da bir imtihândı sana!

Yüz yaşında hamile kaldı
 “Bir de ona salihlerden bir peygamber olmak üzere İshak’ı müjdeledik”. (Saffat 112)
HHH
İbrâhim aleyhisselam ile Hazreti Sâre yaşlanmış ihtiyarlamışlardır.
Bir gün üç güzel yüzlü kapılarını çalar. İbrahim aleyhisselam buyur eder,  yemek çıkarır. Ama misafirler ellerini uzatmazlar sofraya.
İbrahim aleyhisselam hissetmiştir ama yine de sorar. “Niye yemiyorsunuz?”
-Biz bedelini ödemeden yemeyiz.
-Ödeyin öyleyse.
-Nedir ücreti?
-Başında bismillah, sonunda elhamdülillah.
-Biz insan değiliz ya İbrahim. Ben Cebrail’im, bu Mikâil, bu da İsrafil (aleyhisselam) Size müjdeye gelmiştik, gözünüz aydın bir oğlunuz olacak.
Sâre annemiz perde arkasındadır, duyduğuna şaşar (100 yaşındadır zira). Bu saatten sonra nasıl hamile kalabilir ki, utanır. Yüzünü kapatıp güler hatta.
Nitekim hamile kalır ve Hazreti İshak’ı alır kucağına. O müjde esnasında, güldüğü için İshak (İbranice gülüş) adı verilir nurlu yavruya.

BABASINA ÇOK BENZER
İshak aleyhisselam, siması, ahlak ve yaşayışta Hazreti İbrahim’e çok benzer. Hatta sakalı çıktığı zaman, baba oğulu birbirinden ayıramazlar.  
Kenaniler arasında bulunur ama babasının sözünü dinler onlardan kız almaz. Refaka binti Betvil ile evlenir, ikiz oğlulları olur. Iys ve Hazret-i Yakup.
Iys İsmail aleyhisselamın kerimesi Besime ile evlenecektir.  
Yakub aleyhisselam ise dayısı Lebân’ın kızlarıyla.
Hazreti İshak’a Şam ve Filistin ahalisine peygamber olduğu bildirilir. Kavmini, babası İbrahim’in aleyhisselamın dinine davet eder.
“Biz, İbrahim’e oğlu İshak’ı ve İshak’a oğlu Yakub’u hibe ettik ve her birine hidayet ve nübüvvet verdik” Enam sûresi 84.
İshak aleyhisselam Kudüs’e varıp halka, Allahü tealanın emir ve yasaklarını tebliğ edince, “Eğer şu dağı harekete geçirirsen, iman ederiz” derler. İshak aleyhisselam elini açıp, Hak tealaya yalvarır. Dağ sallanmaya başlar. Mucize isteyenler samimidir, sözlerinde dururlar.
Hazreti İshak, dağlara çıkarken merkebinin ön ayakları kısalır, arka ayakları uzar. Dağdan ineceği zaman ise tersi olur. Kavmini imana davet ettiği sırada, biri “Peygambersen mucize göster” der, “Mesela şu kuru yırtık deriler eskisi gibi sığır olsunlar!”  Dua eder. Allahü tealanın izniyle canlanırlar. Hazreti İshak’ın elini sırtına koyduğu koyun kuzular.
Filistin’de vefat eder, baba ve annesinin de medfun bulunduğu Halılürrahmân’a defnedilir. Kur’ân-ı kerimde on yedi yerde ismi geçer.

YORUMLAR