30.05.2018 05:26
Yere batırılan şehir SEDUM

Lut Gölü’nün tabanı, deniz seviyesinden 800 metre aşağıda, ona Bahrü’l-meyyit (Ölüdeniz) denir ki, canlı yaşayamaz.

İbrahim aleyhisselamın atıldığı ateş dağının gülistan olması açık bir mucizedir. Gelgelelim Keldanilerden çok az kimse inanır. Onlardan biri de Hazreti Lût’tur.
Kendisi zaten İbrahim aleyhisselamın yeğeni olur, daha evvel de inanıyordur ihtimal.

Müminler Nemrud'un şehrinden çıktıktan sonra bir süre dolaşırlar. Harran, Şam, Mısır… Filistin’e dönerler sonra. Uzun yıllar geçer aradan.
İbrahim aleyhisselâma vahiy gelir. Hazreti Lût, Sedum ahalisine peygamber olarak vazifelendirilir.
Havalide Sûd, Said, Duma ve Amure şehirleri vardır. Sedum ise bunların merkezindedir. Surları kesme taşla örülmüş, kurşun dökül-müştür aralarına. Sedum bin Hârik tarafından yönetilir ki o da Nemrud'la aynı hanedandan...
Azgın bir kavimdir, yol keser, can yakarlar. Gasp, soygun, yağma…
Lût aleyhisselam şehre varınca aşkla şevkle tebliğe başlar. Güler geçer, alaya alırlar.
''Lut kavmi, resullerini yalanladılar" (Şuara)

MAKSADIN NE?
Bir süre sonra Melik, çağırtıp hesap sorar “Kimsin sen?  Nereden geliyorsun? Ne arıyorsun buralarda?”
Yanındakiler söze girer “Efendim” derler  “adı Lût’tur. Peygamber olduğu iddiasında. Çarşıda pazarda dolanıyor, insanları çağırıyor görünmeyen bir ilaha.”
Hükümdar, akrabası Nemrud’un başına gelenleri bilir, makul davranır. "Ben de bu kavmin herhangi bir ferdiyim” der “diğerlerine karışamam. Sen Rabb’inin emir ve yasaklarını anlat, kabul ederlerse ne âlâ.”
Hatta bir şenlik tertipler, Hazreti Lût’u kürsüye çıkarır bizzat.  
İnanmaz ama mani de olmaz.
Lût aleyhisselam kâh müminlere vadedilen müjdeleri anlatır, kâh söz açar müşrikleri bekleyen azaplardan. Ama ciddiye almazlar.
Tebliğ için köylere de gider. Bir karyede "peygamber isen haydi yağmur yağdır" derler. Hava nasıl açık el kadar bulut yok ortada. Dua eder, Allahü teâlâ ihsanda bulunur. Ama yine inanmaz, yine inanmazlar.
Biri yana yakıla kaybolan oğlunu arıyordur, "eğer peygambersen yavrumu bul bana!”
Allahü teâlânın izni keremi ile haber verir oğlundan. Muhatabı iman eder, katılır Müslümanlara.
Peygamberler; insanların felaketi için değil, saadeti için gönderilir zaten. Hepsi de vazifelerini sadakatle yaparlar. Bazılarının ümmetinin az olması değerlerini azaltmaz. Hidayet Allah’tan!
Hazreti Lût’un saliha bir hanımı vardır Fevât, iki kızı olur ondan. Fevât’ın vefatından sonra Sedum ahalisinden Vâhile ile evlenir. O da imanlıdır görünüşe bakılırsa.

ÇİVİSİ ÇIKMIŞ
Bu kavmin garip huyları vardır, yol boylarına oturur, yabancılara çakıl atarlar, vuran ırzına geçer ortalıkta. İşleri güçleri erkeklerledir, kadınlara ilgi duymazlar.
Fuhuştan sakınmadıkları gibi, uzak duranları da sıkıştırır, baskı kurarlar.
Kibirli ve alaycıdırlar.
"Kibriya, üstünlük ve azamet bana mahsustur. Bu ikisinde ortak olanı Cehenneme atarım, hiç acımam." (Hadis-i kudsi)
"Ey İman edenler! Bir kavim, diğer bir kavimle alay etmesin. Olur ki (alay edilenler, Allah indinde) kendilerinden daha hayırlıdırlar" (Hucurat)
Lût aleyhisselam 40 yıl boyunca nasihat eder, müşrikler bıkar, usanır, onu şehirden çıkarırlar. Misafir kabul etme yasağı da getirirler ki gariplere sahip çıkamasın bundan sonra.
Baskılar tedricen artar, tecride başlarlar. Koyunlarını otlu meralara sokmazlar mesela. O da sürüsünü dağlara sürer, bir şekilde rızıklanırlar.
Kimseye zevali yoktur ama birileri “öldürelim gitsin” kararı alır kendi aralarında. Allahü teâlâ vahiy ile dağa çıkmasını bildirir. Çok yorulmuştur, bir taşa yatıp uyur. Yedi silahlı müşrik takip ede ede bulur. Bakarlar ki üzerine uzandığı taş pamuk kesilmiş, çok şaşırırlar. Sadece taş değil, kalpleri de yumuşar.

İHMAL DEĞİL İMHAL!
"Ben halimim, isyan edenlere cezasını vermekte acele etmem. Zaman gelince de bir saat ileri ve geri bırakmam!"
Cenâb-ı Mevlâ “imhal eder (mühlet verir) ihmal etmez asla!”
Nitekim, Cebrail, İsrafil ve Azrail’i (aleyhiselatü vesselâm) vazifelendirir vakit saat dolunca.
Rivayete göre akşam üzeri gelirler, çeşme başında Hazreti Lût’un kızları Risa (Şuha) ve Raviye’ye (küçüktür daha) rastlarlar. Risa çok telaşlanır; hatta çıkışır “ne işiniz var bu günahkâr kavmin arasında?” Kenardan kuytudan yol gösterir, babasının yanına getirir saklıca.
Hazreti Lût gençleri dostça karşılar. Onlara bir şey olacak diye ödü kopar. Kapıyı sürgüler, perdeleri çeker, “Ya Rabbi, korktuğumdan emin eyle, bir zarar gelmesin onlara.”
Hanımı Vâhile ise gizlice çıkar, haberi yetiştirir azgınlara: “Koşun bizim evde üç yabancı var! Şöyle genç, böyle yakışıklılar.”
Kavmin helak olmasının bir sebebi de budur: İhanet, hıyanet, gammaz.
Sedumlular gelip evi kuşatır. “Biz sana misafiri yasaklamadık mı” derler, “onları bize vereceksin derhal!”
Lût aleyhisselam yalvarır yakarır nasihatte bulunur ne fayda. Mübarek "Keşke” der, “size yetecek kuvvetim olsa. Sağlam bir kaleye sığınabilseydim ya da" (Hud 80)

ARKANIZA BAKMADAN!
Nurani gençlerden biri “tasalanma” der, “Ben Cebrail’im, kardeşlerim Mikail ve Azrail. Kapıyı aç ve geri çekil! Bırak gelsinler, korkma!"
"Ey Lût! Emin ol, biz senin Rabb’inin elçileriyiz. Onlar katiyen dokunamazlar sana." (Hud 79)
Kapı açılır içeri doluşurlar. Cebrail aleyhisselam kanadıyla vurur, gözleri görmez olur, kaçışırlar.
Melekler, Hazreti Lût'a "Gecenin bir kısmında aileni yürüt. Sen de peşlerinden git. Sizden kimse arkasına bakmasın..." (Hicr 65)  "Yalnız hanımın müstesna. Çünkü diğerlerine isabet edecek azap, şüphesiz gelecektir ona da… "(Hud 81)
Lût aleyhisselam emre uyar, zaten bir avuç mümin vardır, (iki kızı ve bir hane halkı daha) yola çıkarlar.
Ve Sedum, o muhteşem kaleyle birlikte alt üst olur yerin dibine batar. Efsane şehri kirli sular basar.
"Can yakıcı azaptan korkanlar için o beldede bir işaret bıraktık" (Zariyat)
Lut Gölü’nün tabanı deniz seviyesinden 800 metre aşağıdadır, ona
Bahrü’l-meyyit (Ölüdeniz) denir ki canlı yaşamaz hâlâ.
Hazreti Lût Şam’a gider, amcası İbrahim'i bulur yanında yedi sene kalır. Hazreti Lût’un kızı Hazret-i İbrahim’in oğlu Medyen’le evlenir. Çok evladı olur.
Hazreti Lût, kabrinin Kâbe yanında (Hatim) olduğu rivayet edilir.

YORUMLAR