HAZİRAN 2018 CUMHURBAŞKANLIĞI VE MECLİS SEÇİM SONUÇLARI
31.05.2018 05:59
Kenan diyarına...

Peygamberlikle vazifelendirilen Ya’kûb aleyhisselam ailesiyle yola çıkar. Kafile Kenan iline yaklaştığında melekler sevinçle fısıldaşırlar: “Geliyorlar!”

Hazreti İbrahim ve Sâre Validemizin ömürlerinin sonlarında bir çocukla müjdelendiklerini ve İshak aleyhisselamın doğduğunu anlatmıştık. O müjdenin içinde Ya’kûb aleyhisselam da vardır aslında.
Dedesi İbrahim aleyhisselam, babası İshak aleyhisselam oğlu Yusuf aleyhisselam ve Bünyamin.

Peki neslinden kimler gelmiş? Mûsâ, Hârun, Dâvûd, Süleymân, Zekeriyyâ, Yahyâ ve Îsâ (salavatüllahi aleyhim ve ecmain). Şüphesiz hepsi de seçilmiş müstesna insanlar.
Hazreti Ya’kûb Medyen’de doğar. Medyen Sina’nın Asya tarafındadır. Kızıldeniz’in iki boynuzundan doğudakinin da doğusunda. Ürdün’ün altında.
Refeka Validemiz onları ikiz dünyaya getirir. Ya’kûb Ağabeyi Iys’in hemen ardından doğar, sanki ökçesinden tutarcasına. İşte bu yüzden Arapçada takip eden manasına Ya’kûb derler ona. İbranicede ise “Allahü tealanın saf ve temiz kıldığı kul” anlamına gelir. Bir adı İsrail’dir. Torunları Benî İsrâil (İsrailoğulları) diye tanınırlar.

DAYISININ YANINA
 Ya’kûb aleyhisselam ve ağabeyi lys Hazreti İshak’a hayli hizmet eder, koyunlarına bakarlar. Babalarının vefatından sonra ailede Iys’in sözü geçer. Refeka Validemiz küçük oğlunu ise dayısı Layan’ın yanına gönderir. Nereye? Bizim Urfa Harran’a.
Layan “Ben Refeka’nın oğluyum yanınıza geldim” diyen yeğenini şaşkınlıkla karşılar çok da memnun olur ayrıca. Bir oğlu yoktur zira.
Onu çok sever “Kızımla evlenir misin” teklifi yapar hatta.
- Olur efendim, ben küçüğü Rahil’i istiyorum ama.
- Ablası Leyya dururken onu veremem sana. Yedi sene beklersen ondan sonra.
Bu arada Leyya hayvanlar keser, hayır hasenat yapar, sadaka dağıtır fukaraya ve Allahü teala Hazreti Ya’kûb’un gönlünü ısıtır ona. Evlenir mutlu olurlar. Leyya Validemizden Robîl, Şem’ûn, Lavi, Yehuda, Zablûn ve İsahâr doğar.  
Yedi yıl geçer, küçük kız Râhil ile de nikâh kıyar. Tabi oldukları şeriatte bu yasak değildir, iki kardeşi alabilir aynı anda.
Babası kızlarına iyi çeyiz yapmış, birer de cariye katmıştır yanlarına. Belhe ve Zülfâ.
Daha fazla çocukları olsun diye cariyelerini kocalarına hediye ederler. Belhe’den Dan ve Neftali… Zülfâ’dan ise Âşir ve Câri doğar.
Yani altısı Leyya ikisi Rahil’den (Hazreti Yusuf ve Bünyamin) olmak üzere 12 oğul. Küçük bir ordudur âdeta.  

VAHİY, VAZİFE
 Hazreti Ya’kûb dayısının yanında 20 yıl kalır. Hazreti Yusuf’un doğduğu sene vahiy gelir. Kenan diyarına peygamber olarak gönderilir. Kenan ili derken, aşağı yukarı Fenike’yi anlıyoruz ki Sûr, Sayda, Beyrut, Filistin diyebiliriz ona.
Dayısı salih bir mümindir, “Bana uzun zaman arkadaşlık ettin, senden sadece hayır gördüm. Kızlarımın ayrılığına katlanırım, vazifelendirildiğin yere gidebilirsin gönül rahatlığıyla!”
Çok mal verir, 500 koyun, 500 sığır, atlar, katırlar katar yanına.
Ya’kûb aleyhisselam ailesiyle yola çıkar. Kafile Kenan iline yaklaştığında melekler sevinçle fısıldaşırlar: “Geliyorlar!”

RABB’İMİN YARDIMIYLA
Kardeşi lys havalinin eşrafındandır, ağırlığı vardır halk arasında. Hazreti Ya’kûb’un gelmesinden memnun olmaz. Hatta yanına 400 silahlı adam alır, engellemeye kalkar.
Hazreti Ya’kûb oğlu Robîl’i amcası Iys’e yollar, sükûnet çağrısı yapar. lys kabul etmez, iyi bir muhariptir, işi kılıçla halletmeye alışkındır zira.
Hazreti Ya’kûb yine de hediyeler hazırlar ve oğulları ile varır kardeşinin yanına. O zamanlar bir âdet vardır, orduları çatışmaya sokmaktansa liderler dövüşür ki “mübareze” derler buna. Dünya kadar insanın canı yanacağına ikisi meseleyi halletsindir kendi aralarında.  
Ya’kûb aleyhisselam kardeşini kolayca yere vurur, göğsüne basar. “Ey lys!” der, “Allahü teâlânın kudretini gördün mü?”
Dayanılası bir güç değildir. Eğer 10 kere de karşılaşsalar bir şey yapamayacaktır ona.
Ya’kûb aleyhisselam elinden tutup ağabeyini kaldırır, sarılır kucaklaşırlar. Iys tevbe eder, helallik ister ve o günden sonra da yanında olur daima.
Allahü teala onun zürriyetinden de Hazreti Eyyûb’u peygamber gönderecektir daha sonra.
Ya’kûb aleyhisselam Kudüs’e yerleşir, kendine önce bir çadır kurar, sonra oturaklı bir mescit inşa eder oğullarıyla.
Bu arada hanımı Râhil bint-i Layan‘dan Hazreti Bünyamin dünyaya gelir. Ancak kendisi vefat eder doğumda. Hazreti Yusuf’la, kardeşi Bünyamin öksüz kalırlar. Ya’kûb aleyhisselam belki de bu yüzden hiç kıyamaz onlara.
Hazreti Ya’kûb’un gür bir sesi vardır, üç konaklık mesafeden duyulur. Küffar askerleri korkuya kapılır kaçışırlar.
Bir şeyi uzaklara atabilir. Mesela Amalika kavmi ile muharebe ederken oğlu Yehuda’nın mızrağı kırılır. “Baba! Silah” diye seslenir. Hazreti Ya’kûb dağın başına çıkar ve bir mızrak atar oğluna.
 Ya’kûb aleyhisselamın tebliğe başladığı sıra, Kudüslüler taşlık bir yerde yaşamaktadırlar. Zeminin işlenebilir toprak olmasını arzularlar. Ya’kûb aleyhisselam dua eder, yüce Mevla bereketli araziler ihsan eder onlara.

NUR NESLİNDEN KAYDAR
Bu arada İsmail aleyhisselamın oğlu Kaydar, ta Âdem aleyhisselamdan beri saklanan Tabut-u Sekine’yi getirir, Ya’kûb aleyhisselama sunar.
Hazreti Ya’kûb da müjdeler verir ona. “Hanımın bugün bir oğlan doğurdu Harran’da. Ve bu çocuk (Hamel) Muhammed Mustafa’nın nurunu taşıyor alnında.”
Kenan ahalisinden hayli iman eden olur. Hatta o kadar ki havaliye hükmeden Şüceym bin Dârân saltanatından endişe duymaya başlar.  
Bir gün vezirleri ile mescide gelir. Bakar ki Hazreti Yak’ûb kıl dokuma giyinen bir zat. Gözü yok dünya makamlarında.
Yine de hesap sorar “benden izinsiz nasıl geldin buraya?”
- Rabb’imin izni keremiyle geldim. Yerlerin ve göklerin sahibi odur. Sizi de var ve bir olan Allahü tealaya inanmaya çağırıyorum. Kurtuluş ancak burada...

YORUMLAR