02.06.2018 06:09
Kölelikten nazırlığa

Kölelikten nazırlığa

Yusuf aleyhisselam zindanda, dert dinler, rüya tabir eder, nasihat ve "sabır" tavsiye eder bahtsız arkadaşlarına. Çok ibadet eder küflü dehlizleri mescid, medreseye çevirir âdeta. Mahkûmlar onun çıkmasına hem sevinir, hem üzülürler, çünkü yeri dolmayacaktır bir daha.
Hem sevinip hem üzülenlerden biri de Zeliha Validemizdir. Ohh nihayet! Çıkmıştır sonunda.
Firavun da pişmanlardan biridir, bir masumun mahpus kalması ayıp olarak yeter ona.
Yanına çağırıp gönlünü almaya bakar. Eğitimlidir, çok lisan bilir, hangisi ile konuşsa Yusuf aleyhisselam o dil ile cevap verince çok şaşar. Dahası sular seller gibi İbranice bilir ve akıcı Arapça. Gel de hayran olma. Devletin böylesi ferasetli gençlere ihtiyacı vardır oysa.
Evet, yedi bolluk yılı ve ardından gelecek yedi kıtlık yılından tereddütü yoktur. İyi de şimdi iş bilen bir müsteşar lazımdır ona. Yusuf olabilir mi acaba?
Yusuf aleyhisselam teklif edilen vazifeyi kabul eder ve hazırlıklara başlar. Memleketin dört bir yanına haber yollar, insanları ziraata teşvik eder, ekilmedik yer kalmaz. Elde edilen mahsulün beşte birini vergi olarak toplar. Bu parayla büyük depolar yaptırır. Bolluk senelerinde biçilen ekinleri, başakları ile saklar. Saplarını da hayvanlar için ayırır kenara.
Firavun kasasından kuruş çıkmadığı hâlde ambarlar dolusu tahıla sahip olur bir anda.

AZİZİN YERİNE
O yıl maliye nazırı (Aziz) ölür. Firavun, Hazreti Yusuf'u Mısır'a maliye vekili yapar.
İtimada bakın, hazinelerin anahtarlarını teslim eder ona. Yusuf aleyhisselam Firavun’dan sonra Mısır'da en güçlü isim olmuştur, taht taç verir, muhafızlar katarlar yanına. Ve rüyadaki gibi kıtlık yılları başlar. Önce iktisat der ve kendi nefsinden başlar.
Niye yemiyorsun diyenlere hoş bir cevap verir: Açları unutmaktan korkuyorum zira.
Firavun da ona uyar, kendini günde bir öğüne alıştırır, faydasını da görür fazlasıyla.
Halk daha ilk kıtlık yılında, evde ocakta bir şey bırakmaz, çuvalları ters çevirip asar duvara. İkinci yıl mecburen devlet kapısını çalarlar, ellerinde ne dirhem kalır, ne dinar.
İkinci yıl getirip ziynet eşyalarını bırakırlar.
Üçüncü yıl hayvanlarını, dördüncü yıl kölelerini, beşinci yıl arazi ve emlaklerini, altıncı yılda çocuklarını verirler Firavun’a. Yedinci yıl külliyen dibe vurmuşlardır, hürriyetlerinden vaz geçer, köleliğe razı olurlar.

BENİ DİNLERSENİZ...
Mısır'da değeri olan ne varsa hepsi ama hepsi Firavun’un eline geçer, kimsede bir pul kalmaz.
Yusuf aleyhisselam "beni dinlerseniz" der, "alayını azad edin ve aldıklarınızı yine bağışlayın onlara!"  
Evet öyle yapmalıdır, bir melik için en kıymetli şey sadık tebaadır zira.
O gün halk bayram eder, sevinç içindedirler "biz böyle vezir görmedik daha!"
Yusuf aleyhisselam güler yüzlü, tatlı dillidir, çok da güzel anlatır. Bu yüzden birçok nasipli hakikatle tanışır. İman edenler arasında Firavun da (Reyyan bin Velid) vardır.
Resûlullah efendimiz, kitap okumadığı, ders görmediği, hiç Mısır'a gitmediği hâlde; bizleri Yusuf aleyhisselamdan haberdar eder. Allah'ın (celle celalüh) veli kulları Ahsen-ül-kasas olan Yusuf suresini çok okurlar.

RAİL, RAİLE, ZELİHA
Hakiki adı Rail'dir, Raile de geçer kaynaklarda. Ancak Farsça yazan şairler Zeliha (Züleyha) derler ona.
Hisli bir kadındır, Yusuf aleyhisselamın hapse düşmesine sebep olduğu için kendini affedemez asla. Hazreti Yusuf zindanlarda gün sayarken kendisi de zindan hayatı yaşar. Hele kocası öldükten sonra dünyadan elini eteğini çeker, varını yoğunu fukaraya dağıtır, gider bir viraneye kapanır.
Allah'a iman etmiş, kendini ibadete vermiştir. Avf ve mağfiret için öyle çok ağlar ki gözünün nuru gider zamanla.
Sultanları isyan ile köle, köleleri itaatla sultan eden Allahü tealayı tesbih eder kuytularda.
Büyük derecelere vasıl olur, perdeler aralanmaya, sırlar aydınlanmaya başlar.
Yusuf aleyhisselam bir gün yolda rastlar ona. Acınacak hâldedir, ne üstte kalmış, ne başta.
Allahü tealanın emri ile nikâhlar, alır getirir tekrar saraya.
Eskiden maliye nazırının hanımıdır, yine hanım olur maliye nazırına.
İlk beyi Kutfir'in pirifâni olduğunu söylemiştik, zaten onlar karı koca gibi değil, dede torun gibi yaşarlar.
Zeliha Validemiz Yusuf aleyhisselam ile herkese nasip olmayacak bir yuva kurar. Saadet içindedir, bu izdivaçtan oğulları Efraim, Mişa ve kızları Rahmet doğar.
Nimetlere kavuştukça takva elbisesine sarılır, sadık bir kul olmaya bakar.
Hazreti Yusuf ile Zeliha Validemizin dokunaklı hikâyesi ozanları söyletir şairleri yazdırır. Bâ'ki, Nef'i, Fuzûli, Nailî, Abdurrahman-ı Câmî, Kemalpaşazâde, Şeyyad Hamza, İzzet Molla, Taşlıcalı Yahyâ ve daha nicesi kalem oynatır bu mevzuda.

 

 

YORUMLAR