Menkıbeler

Abdüllatif Uyan

Hadîs âlimlerinin en büyüğü olan İmâm-ı Buhârî hazretlerinin ilminin üstünlüğü ve dîninin bütünlüğü her yere yayılınca insanlar her taraftan yanına üşüştü.
Ancak bâzı kimseler haset edip, hakkında “dedikodu” çıkardılar.
O da Nişâbur'dan, Buhâra'ya göç etti.
İnsanlar, akın akın gelip, ziyâret ediyordu kendisini.
Oranın vâlisi bir memuruna;
“Git İmâm'a söyle, yanıma gelsin!” diye emir verdi.
O görevli de gelip;
“Vâlimiz sizi huzûruna çağırıyor. Zîra ilmi; bizzat ağzınızdan dinlemeyi ve çocuklarına da ders vermenizi istiyor” dedi.
Büyük İmâm;
“İlim almak isteyen, ilmin yanına gelir. Âlim onun ayağına gitmez. Çocukları da ders için buraya gelsin” buyurdu.
Bu cevap nefsine ağır geldi vâlinin.
Gururuna dokundu.
Hattâ çok öfkelenip;
“Öyleyse terk etsin Buhâra’yı!” dedi.
Bir ay geçmemişti ki, o vâli bir yolsuzluk yapıp alındı görevden. Hazret-i İmâm oradan çıktı.
Semerkant'a gidiyordu.
Orada da hakkında “dedikodu” yapıldığını işitti.
Hâliyle çok üzüldü!
Daraldı temiz rûhu.
O gece teheccüd kılıyordu.
Namazın secdesinde;
“Yâ Rabbî! Al rûhumu” diye yalvardı.
O gece ayrıldı dünyâdan...