Fuat Uğur

Dünya Sağlık Örgütü (DSÖ) gezegenimizi tehdit eden yeni salgın türünü bu kelimeyle açıkladı:
İnfodemi.
Yani, insanların ihtiyaç duyduklarında güvenilir kaynak ve rehber bulmasını zorlaştıran çok fazla bilgi kirliliğiyle karşılaşmasına verilen ad.
“İnfo-bilgi” sözcüğünden türetilmiş.
Bilgi kirliliğinin yeni adı İnfodemik.
Bilgi kirliliği aynı zamanda korku pompalar ve yeni korkular üretir. Korkutulmuş toplumların davranış biçimleri de süreç içinde giderek kaotik bir hâl almaya başlar ve öngörülemez.
Dün, cuma günü olmasına rağmen İstanbul’da sokağa çıkma oranı yüzde 11’di. Hayli iyi bir oran. Ama Habertürk televizyonu anlaşılamaz bir tutum içinde “İnsanlar sürekli sokakta” haberi yaparken acaba böylesi bir durumda bile reytingi mi hesaplıyor diye insan düşünmeden edemiyor.
Bir ahlaksız Alibey Hospital hastanesinin önünde polis arabası görünce içinden makara-kukara yapmak geçiyor ve video çekerek “Şu anda Alibey Hospital’da 5 korona vakası var, devletimiz bakalım bu işi nasıl çözecek” diyor, bunu da sosyal medyadan paylaşıyor. Uydurduğu yalan nedeniyle yakalanınca da “Eğlence amaçlı yaptım, halkımızdan ve emniyet camiasından özür dilerim” diyor.
Yine aynı grubun bir yazarı son iki makalesinde gerçekleri eğip bükerek, tahrif edebiliyor. Cezaevlerinden tahliyelerde, kadına şiddet uygulayanlar, tecavüzcüler ve çocuk istismarcıları, terör suçlularının kapsam dışı olacağı konuşulurken ve daha konu parti gruplarıyla bile görüşülmemişken tam tersini yazabiliyor. İtalya’da 16. günde Türkiye’den daha az ölüm vakası olduğu yalanını rahat biçimde uydurabiliyor. Katiyen utanmıyor.
FETÖ’cü müdür nedir, ne halt olduğu belli olmayan bir adam çıkıp elindeki metni okuyarak, güya kendisine gelen bir kadının rüyasında Hazreti Peygamberimizi gördüğünü, Peygamberimizin bu salgına karşı sumak yemeyi tavsiye ettiğini anlatıyor. Yatarken bir tarafı açıkta kalmış bu kadının “rüyası” yüzünden piyasada iki gündür sumak kalmayacak neredeyse.
Çin’den tanı kiti ithal ediliyor. Tele-1 adlı televizyon sosyal medyada güvenilir olmayan bir kaynağa dayanarak yalanları dayıyor kamuoyuna. Meğer 1938 yılında Atatürk Çin’de çıkan kolera salgını nedeniyle bir milyon aşı gönderince ilk teslimat olan 50 bin tanı kiti jest olsun diye Türkiye’ye bedava verilmiş.
Çok güvenilir Sözcü gazetesi de bunu manşet yaptı iyi mi? Öldükten sonra bile Türkiye’ye faydası dokunuyor diye.
Haberi okuyan malum kitle jest oldu ve vallahi mest oldu.
Ama yalandı. Bir muhabir ciddi ciddi Sağlık Bakanı Fahrettin Koca’ya bunu sordu. Bakan Koca “Yok öyle bir şey, hepsinin parası ödendi” dese de faydasız.
Doğru, 1938 değil ama 1940’ta aşı gönderilmiş. Bu bilgiyle bir yalan uydurup Atatürk üzerinden iktidar karşıtlığı devşirme geri zekâlılığını nereye koyabiliriz bilmiyorum ama o yıllarda Türkiye’de yaşanan sel felaketi nedeniyle de Filistin bize ilaç ve aşı yardımı yapmıştı. Ona ne diyeceğiz bu durumda? Zamanın gazetelerinden Tarihçi Mustafa Armağan paylaştı bunu. Daha dün Macaristan Başbakanı Viktor Orban AB’yi sert biçimde eleştirerek “Bize ilaç, teçhizat ve maske yardımı yapan iki ülke oldu; Türkiye ve Çin” dedi.
Bu arada İspanya’nın Çin’den aldıkları tanı kitlerini bozuk olması nedeniyle iade edecek olması da ilginç bir durum. Türkiye iki milyon adet aldı, bakalım durum nedir? Aynı tanı kiti yoksa söyledikleri gibi farklı olan mı?
Evet, kimi yurt dışında çekilen fotoğrafları Türkiye’de diye paylaşır, kimi çıkar akla ziyan biçimde “Türkiye’de bir milyon kişi öldü, devlet saklıyor” der. Biri geçen gün “Amerika’da yaşayan ünlü Türk Hekim Prof. Dr. Tamer Yirmiüçoğlu’nun korona aşısını buldu” diye paylaştı. Tabii ne böyle bir doktor vardı ne de böyle bir isim.
Acı olan da buna inanan bir embesil kitlenin varlığı.
DSÖ Avrupa Bölgesi Acil Durumlar ve Bulaşıcı Hastalıklar Direktörü Dr. Necdet Emiroğlu farklı ülkelerde medya kuruluşlarıyla çalışmalar başlattıklarını, en önemlisi de Google, Twitter, Facebook gibi sosyal medya mecralarının idarecileriyle anlaşma yoluna gittiklerini belirterek “Bilimsel zemini olmayan, sağlık otoritelerinin kabul etmediği ya da önermediği konularda sansasyonel yayından kaçınmalarını istedik” dedi.
Bu arada İnfodemi demişken önüme düşen bazı bilgilere dikkat çekmek istiyorum. Çok ilginç çünkü paylaşan kişi Twitter hesabından takip ettiğim kadarıyla da ciddi bir bilim insanı olan Gazi Üniversitesi Tıp Fakültesi öğretim üyelerinden Prof. Dr. Esin Davutoğlu Şenol tarafından paylaşılıyor.
Bu Stanford Üniversitesi tarafından yayınlanan N95 maskelerinin 70 derecede 30 dakika süreyle strelize edilebildiği bilgisi.
Günlük kullanımla bir kereye mahsus takılıp atılan maskeleri geri kazanmanın yöntemi. Fırına 70 dereceye koy, 30 dakika sonra tekrar kullan. Doğruysa mükemmel.
Yoksa infodemi mi?
Ve bir diğer ilginç bilgi. Şu anda ABD’nin en önemli araştırma kuruluşlarından biri olan NIAID’in (Ulusal alerji ve Bulaşıcı Hastalıklar Enstitüsü) başında bulunan Antonio S. Fauci, daha henüz Donald Trump seçilmeden önce ilginç bir laf ediyor.
Son beş ABD Başkanına danışmanlık yapan Fauci, Georgetown Üniversitesindeki pandemik hazırlık konulu forumda “Trump yönetimi sadece grip ve HIV gibi devam eden küresel sağlık tehditleriyle değil, sürpriz bir bulaşıcı salgın hastalıkla daha mücadele etmek durumunda kalacak” diyor.
O zaman kimse bir şey anlamıyor ama bugün anlıyoruz sanırım