Halime Gürbüz

Uyumaya çalışırken beyinde zonklayan saat tik takları, açılmayan Şam fıstığı, musluktan damlayan su pıt pıt pıtt'ı... Bu ve benzeri minik detaylar insanı sinir ediyor. Küçük, önemsiz gibi görünen şeyler kimi zaman kişiyi nefret edecek derecede rahatsız edebilir, çileden çıkarabilir hatta akıl sağlığı üzerinde kolbastı oynayabilir. -Normal bir ses seviyesinde izlenen televizyonun reklamlarda bangır bangır bağırması! -Dirseğin masa köşesine vurulması, o elektrikli hissin dirsekten ele doğru yayılması. Biri bunu durdursun... -Kolye, saat, bileklik benzeri aksesuarların koldaki ensedeki tüyleri çekiştirip yolması... -Göz kırpan floresan lamba! -Tokanın saçtan ısrarla çıkmak istememesi, dakikalarca uğraşmak ve tokayı, saç yumağı haline gelmiş bir şekilde saçtan ayırmak... -Sivrisineğin topuktan ısırması! -Havuç, salatalık, turp rendelerken elde kalan en son küçük parça! Atsan atılmaz, zorlasan rendelenmez. En iyisi yemek... -Masada otururken birilerinin parmaklarıyla masada ritim tutması, çakmakla, kül tablasıyla, sigara paketiyle oynaması. -Yanında oturan kişinin sürekli olarak ayağını sallaması. -Kola var diye saldırdığın şişeden pekmez çıkması! -Sivilce, siyah nokta, beyaz nokta, siğil ve benzeri deri vakaları... -Dişlerini fırçalarken "bö bö bö" diye konuşanlar... -Çay bardağının çay tabağına yapışması, ağza götürürken kopup düşmesi ve bu durumun oluşturduğu gereksiz panik ortamı... -Yanlış aramalar, sessiz telefonlar... Aloo?.. ses yok; haşır, huşur, belli belirsiz sesler, soluklar, trafik vb. -Anne kızlık soyadı istenen her şey... -Sıvı sabunun, sonlarına doğru 'vırcck vırcck' efektiyle küçük miktarlarda çıkması. -İştahla yanaştığın gazetenin senden önce başkaları tarafından okunup öylece, dağınık bırakılması... -Fişi elektrik prizinden çekerken, prizin duvardan çıkması... -Omletin içine düşmüş yumurta kabuğunun, salataya düşmüş limon çekirdeğinin yanlışlıkla ısırılması. -Damacanadan su doldururken pompaya kararında basamayınca suyun bardaktan, sürahiden taşması... -Çekirdek yerken kabuğunun damağa saplanması! -Elleriniz köpüklüyken burnunuzun, kaşınızın, kulağınızın dayanılmaz şekilde kaşınmaya başlaması. -Kâğıt kenarının eli kesmesi ve çok acıtması! -Mont, ceket, pardösü giyilirken kazak kolunun içeride akordeon gibi toplanması, iki saat insanı uğraştırması... -Sabrettikçe, alttan aldıkça, anlayış gösterdikçe tepene çıkılması!.. Ni­nem diyor ki: Odun kıranla kavga edenin yanına yanaşılmaz...