Noktalar

İsmail Kapan

Muhalefet kanadının bütün planları, cumhurbaşkanlığı seçimini ikinci tura bıraktırmaktı… Bu hesap tutmadı. Halkımız belirsizliğe ve bunun tetikleyeceği piyasalardaki olumsuz dalgalanmaya izin vermedi…
 
 
24 Haziran seçimlerinin kazananları ve kazanamayanları gayet net!.. 2002 yılından beri girdiği bütün genel ve yerel seçimler ile referandum ve cumhurbaşkanlığı seçiminden başarıyla çıkan Recep Tayyip Erdoğan, bu seçimlerin de tartışmasız en büyük kazananı. En yakın rakibi Muharrem İnce’ye, on milyon oy fark atarak, yüzde 52,5 ile seçimleri birinci turda kazandı. Keza 16 yıllık iktidar yorgunluğu ve yıpranmasına rağmen, genel başkanı olduğu AK Parti, bu kere de sandıktan açık ara birinci çıktı… Böylece, 2002’den beri kazandığı on iki sandık başarısını bu çifte zaferle taçlandırmış oldu. İkinci sırada, Ekim 2016 yılından beri siyasi gündemi etkili biçimde belirleyen, Cumhurbaşkanlığı Sistemi ve Cumhur İttifakı'nın önünü açan, seçimlerin erkene alınmasında öncü rol oynayan Devlet Bahçeli geliyor. Aksi yöndeki bütün tahmin ve beklentilere rağmen, Bahçeli'nin liderlik yaptığı MHP, Cumhur İttifakı'na güçlü şekilde destek verdi ve Erdoğan’ın ilk turda seçilmesini sağladı. Meclis’te de bu İttifak’ın sayısal çoğunluğu elde etmesini sağladı. Bölündü, eriyor, barajın altında kalacak diye bakılan MHP, bir önceki seçimde almış olduğu oy oranını muhafaza etmeyi bildi. Devlet Bahçeli, önceki akşam yaptığı değerlendirmede bu hususları vurguladı ve “MHP’nin kilit parti konumuna” geldiğine dikkat çekti…
Parti olarak değil, ama şahıs bazında 24 Haziran seçimlerinin üçüncü kazananı CHP’nin cumhurbaşkanı adayı Muharrem İnce oldu. Kendisinin de dün ifade ettiği üzere, kırk bir yıl sonra ilk defa yüzde otuz barajının üstüne çıkmayı başardı. İnce'nin aday olarak, partisinden yaklaşık dokuz puan daha fazla oy alması, kişisel başarısı için kuvvetli bir argümandır. Fakat parti içi dengeler ve bundan sonra başlaması muhtemel içe dönük siyasi mücadele açısından da, CHP hesabına negatif bir gelişmedir!.. Muharrem İnce, belki de çok erken bulduğu için, dün gazetecilerin ısrarlı sorularına karşılık, parti içi tartışmalara girmedi ve girmeyeceğini beyan etti. Ama dolaylı olarak, bu vadide mesajlar vermekten de geri kalmadı… Yani şartlar ne olursa olsun, çok uzak olmayan bir gelecekte; Muharrem İnce’nin merkezde yer adlığı yeni bir hareket, CHP içinde kesinlikle baş gösterecektir. Bu hareketin birinci derecede Kemal Kılıçdaroğlu’nun konumunu etkileyeceği de açıktır!..
Bu arada tutuklu bulunmasına rağmen, cumhurbaşkanlığı için aday gösterilen ve hapishane şartlarında kısıtlı propaganda çalışması yapabilen Selahattin Demirtaş, HDP’nin kemikleşmiş yüzde 8,4 oyunu firesiz aldı. Partisi de, emanet olduğu besbelli; yüzde 3 civarında ilave oyla, barajı aştı ve Meclis’e 67 milletvekili sokmayı başardı. HDP’nin, bir önceki seçimde Meclis'e giren vekillerinin dörtte birinin, seçim öncesinde vekillik sıfatlarının düşürüldüğünü ve hapse atıldığını göz önüne aldığımızda, tablo kendi hesabına önemli bir başarı sayılır…
Bu seçimlerin kazanamayanı ve kaybedeni, CHP ve onun genel başkanı Kemal Kılıçdaroğlu’dur. Kılıçdaroğlu ve ekibi, “Millet İttifakı” çerçevesinde Abdullah Gül’ü çatı adayı olarak gösterme konusunda, Meral Akşener engelini aşamadı. Diğer taraftan, malum sebeplerle ittifak içerisine dâhil edemediği HDP’ye barajı aştırmak uğruna, sürdürdüğü örtülü gayretler, partisine önemli ölçüde oy kaybettirdi. 1 Kasım 2015’te yüzde 25,39 oy alan CHP, son seçimlerde 22,6’ya düşmenin sıkıntısını kolay kolay bertaraf edemeyecektir. Dolayısıyla Kılıçdaroğlu’nu zor günler bekliyor…
Şüphesiz, 24 Haziran’ın kazanamayanlarından biri de Meral Akşener. Büyük bir öz güvenle sahneye çıkan ve bu yüzden ittifak yaptığı partilerin ısrarlı “çatı aday” taleplerini geri çeviren Akşener, sandıktan beklediği neticeyi alamadı. Cumhurbaşkanlığı seçiminde, aldığı yüzde 7,3 oyla Selahattin Demirtaş’ın gerisine düştü. Oysa kendisi, ikinci sırada ikinci tur yarışına gireceğine dair çok iddialı söylemlerde bulunuyordu. Belki anket kuruluşlarının ilk baştaki şişirilmiş tahminlerinin de etkisiyle böyle bir zehaba kapıldı, fakat sonuç hayal kırıklığı oldu. Akşener’in iki-üç puan daha alması hâlinde, çok farklı sonuçlar oluşabilirdi… Koray Aydın’ın ifade ettiği üzere, İyi Parti hesabına; yedi aylık bir çalışma sonucunda, yüzde on barajının aşılmış olması ve 43 milletvekili kazanılması başarı olarak kabul edilebilir. Ancak bundan sonrası için bu başarı ne kadar sürdürülebilir, şimdilik pek belli değil. Zira siyaset yelpazesinde İyi Parti’nin kalıcı olabilmesi için, sosyolojik bir talep olması icap eder. Böyle bir talep hakikaten var mıdır, yok mudur bu epey tartışmalı görünüyor.
Özetlersek, 24 Haziran’ın asıl kazananı, Cumhurbaşkanı Erdoğan’ın da belirttiği üzere, milletimiz ve demokrasimizdir şüphesiz. Türkiye bu konuda dünyaya örnek olacak bir tablo sergiledi. Ve şer odaklarının beklentilerini tamamen boşa çıkardı. Tekrar ülkemiz için hayırlı olsun!..