Nebi Miş

Seçimlerin sonucunu maniple etmeye dönük girişimlerin yapılabileceğini son birkaç yazıda belirtmiştim. Problemin nerede çıkabileceği, herhangi bir sıkıntı olması durumunda bunun nasıl tespit edileceği ve giderileceğine de değinmiştim.
Çok geçmeden ilk girişimler denendi.
Bilindiği üzere, yurt dışında oy verme işlemi 7 Haziran’da başladı. Olağan seyrinde de devam ediyor. Yurt dışı seçimleri ile ilgili olağan olmayan durumlar ise Türkiye’de bazı haber sitelerinin ve sosyal medya hesaplarının seçim süreçleri ile ilgili erkenden manipülasyona başvurmaya başlamış olması.
Dün bazı haber siteleri “sandıkta AKP’ye basılmış pusulalar” başlığı ile yalan haberler yayınlandı. Haberde, olayın Paris’te geçtiği belirtiliyor. Ve oy kullanma işlemi sırasında, bir seçmene daha önceden AK Parti’ye “evet” mühürlü bir oy pusulasının verildiği yalanı söyleniyordu.
Yalan haberi yazanlar, yazdıklarının doğru olmadığının farkında olduğu için, yurt dışında bazı seçim bölgelerinde sandık kurullarının tuttuğu tutanakları da sanki olağan olmayan gelişmelermiş gibi haberin içeriğine ekleme ihtiyacı duymuştu. Böylece haber özel bir algıya yönelik olarak kurgulanmıştı.
Örneğin bir seçim bölgesine ulaştırılan zarf ve oy pusulalarının eşit olmadığı için sandık kurulu tutanak tutmuş. Ancak bu haber dilinde sanki bir seçim hilesi gibi lanse edilmişti. Hâlbuki seçim mevzuatı tam da sandık kuruluna bu görevi veriyor. Eğer zarf ve pusula eşit değilse oy verme işlemi başlamadan bunun kayda geçirilmesini istiyor. Yani sandık kurulu sıradan prosedürü işletiyor.
Paris Konsolosluğunda devam eden oy verme işlemleri özelinde üretilen yalan haberin doğrusunun ne olduğu çok geçmeden anlaşıldı.
Olayın aslı bir kurguya dayanıyordu. Sandık görevlisinden boş zarf ve pusulayı alan bir seçmen, kabinde AK Parti’ye kendisi mühür basmış ve “pusulam önceden mühürlüydü” şeklinde bir “yaygara” çıkarmıştı. Bu iddiasını desteklemek için de cumhurbaşkanlığı için ayrılan oy pusulasında CHP’nin adayına oy verdiği argümanını ileri sürmüştü.
Söz konusu seçmenin bunu çok önceden kurguladığı açıktı. Orada olup bitenleri özel olarak cep telefonu ile kaydetmiş ve görüntüleri hikâyeleştirerek hemen sosyal medya üzerinden yaymıştı.
İlgili sandıkta görevli bütün partilerin seçim gözlemcileri, görüntüleri yayan seçmenin “şov” ve “şarlatanlık” yaptığı konusunda ortak görüşe sahipti.
Söz konusu seçmene pusulayı, CHP’li parti görevlisi vermiş ve seçmenin iddialarının yalan olduğunu hemen açıklamıştı. Bu olay tutanak altına alınmış, diğer parti gözlemcileri de seçimlerin titizlikle yürütüldüğünü ve herhangi bir usulsüz işlemin söz konusu olmadığını kayda geçirmişlerdi. 
Yani bir problem yoktu.
Ama buna rağmen, Paris’teki olayın tüm açıklığı ile ortaya çıkmasının ardından, Türkiye’de bazı haber siteleri, söz konusu görüntüleri “seçim hilesi” denemesi olarak lanse ettiler. Hâlâ da haber düzeltilmeden birçok sitede duruyor. Sosyal medyada haber, algı üretmeye dönük olarak yaygınlaştırılmaya devam ediyor.
Seçimleri şaibeli göstermeye dönük bu tip kurgulanmış, manipülasyon oluşturmaya dönük girişimler maalesef devam ettirilecek. Özellikle 24 Haziran günü bu tip içerik oluşturmaya ve yalan haber üretimine dönük sabotajlar denenecek. Seçim sonrası için seçimin güvenliğini tartışmaya açmaya dönük malzeme üretilecek.
Ama bu olayda da olduğu gibi partilerin gözlemcileri işini iyi yaptığı sürece bu tip sabotajlar aniden etkisiz hâle getirilebilir.
Ama bunun ötesinde siyasi partiler, muhtemel manipülatif girişim ve sabotajların nasıl yapılabileceğine ve bunların nasıl engelleneceğini kendi seçim gözlemcilerine anlatmalıdır. Seçim gözlemcileri bu tip durumlara hazırlıklı olmalıdır.