Para

Necmettin Batırel

Faiz artışı kurlardaki tırmanışı tersine çevirip enflasyon beklentisini kırabilir mi? İlk bakışta dolar 6 TL'nin altına geldi, ama orada çok durmadı. 6.20 TL'yi aşarsa yükseliş ivme kazanacak. Merkez Bankasının faiz kararında maliye yönetimi ile koordineli olarak hareket etmediği izlenimi doğdu. Oysa daha önce yapılan açıklamalarda para politikasında dengelerin sağlanması için maliye desteği olmadan sonuç alınamayacağı net bir şekilde vurgulanmıştı. Doların değerini sadece yurt içindeki faiz belirlemiyor. Uluslararası borsalardaki talebinin artması veya azalması birinci derecede rol oynuyor. Dolar şu anda -beğenin ya da beğenmeyin- dünyanın en güvenilir parası. Bakın büyük bir gerginlik oluyor, dolar hemen prim yapıyor. Ortalık sakinleşiyor, dolar gevşiyor. İnsanlar sığınacak güvenli liman aradıklarında hemen dolara koşuyor. Faiz artışıyla sıkılaştırılan para politikasına maliye politikasının eşlik etmesi gerekiyor. Bunun da yolu harcama artırıcı projelerin tamamından vazgeçilmesinden geçiyor.
İşte Cumhurbaşkanı Erdoğan kamuda her alanda ciddi bir tasarrufa gidileceğini söyleyerek; "Ancak ihalesi yapılmış, henüz doğru dürüst başlanmamış projelere başlamayacağız. Onları şu anda bir kenara koyuyoruz. Zira şu andaki durum bunu gerektiriyor" dedi. Ancak Çevre ve Şehircilik Bakanı Murat Kurum, 43 kilometrelik Kanal İstanbul projesinin planlarının yapılarak ihale sürecine çıkılacağını söyledi. Demek ki 10 milyar dolarlık proje bu tasarruftan muaf tutulmuş...
Dünyaca ünlü yatırımcı Mark Mobius Merkez Bankası'nın faiz artışının ekonomiye güveni artırmayacağını söyledi. Evet çözüm, sadece yabancı değil yerli yatırımcıların da güvenini kazanmaktan geçiyor. Arjantin Merkez Bankası, geçen ay para birimi Peso'daki değer kaybının önüne geçmek için politika faizini 1500 baz puan artırarak yüzde 45'ten yüzde 60'a çıkardı. Ancak buna rağmen Peso değer kazanamadı.. Biz nasıl kazanacağız?
Merkez Bankası "enflasyon yükselirse faiz artışına devam edeceğim" diyor. Kredi faizleri %30’lara ulaştı. Her banka da vermiyor. Zira verdiği kredinin geri ödeneceğinden şüphe ediyor. Hayat pahalılığı hızla artıyor. Marketlerdeki raflara bakın. Ürünlerin fiyatları her gün değişiyor. 5 liradan aşağı kilosu sebze/meyve yok. Enflasyon %18’e dayandı. Son zamlarla eylülde %20’yi aşmasına kesin gözle bakılıyor.
Okulların açılmasıyla giyim ve kırtasiye masrafları tavan yapacak. Enflasyon aşağıya inmedikçe faiz ucuzlamaz. Biz bu duruma niye düştük. Üretim az tüketim çok. Hükûmetin acilen KOBİ’lere kredi garanti fonu benzeri bir uygulamayla düşük faizle para vermesi lazım. Üretim, gelir ve istihdam sağlar. Üretim artmadan tüketimin devamlı artması imkânsızdır. 
12 aylık cari açığımız 54 milyar dolar oldu. Yani her ay ortalama 4.5 miyar dolar bulmamız lazım. Dışarıdan kaynak girmezse bu borçları nasıl ödeyeceğiz. Bakın merkez bankasının net döviz rezervleri 26 milyar dolara geriledi. Büyüme hızı düşerse şirket kârlılığı azalır. Hisse senetleri aşırı değer kaybeder. Yatırımcı zarar eder..
Orta vadeli program eğer iyi hazırlanmışsa bütün sıkıntıları ortadan kaldırabilir. 20 Eylül’ü iple çekiyoruz...