Hakem Odası

Ömer Faruk Ünal

Bu ülkede her maçı, önce hakem üzerinden analiz ederler. Türk futbolunu bu hale getirenler kimler biliyor musunuz?

Cüneyt Çakırlar, Hüseyin Göçekler, Fırat Aydınuslar, Bülent Yıldırımlar, Halis Özkahyalar, Mete Kalkavanlar, Ali Palabıyıklar, hatta Tolga Özkalfalar, İlker Meraller, Deniz Ateş Bitnellerdir.
Bu hakemler olmasaydı; bugün bu kulüplerin borcu 5 milyar dolar olmayacaktı.
Bugün bu Millî Takım, grubundan lider olarak 2018 Dünya Kupası’na gidiyor olacaktı.
Avrupa’da Türk teknik direktörler cirit atıyor olacaktı.
G.Saray, F.Bahçe ağustos ayında Avrupa’ya veda etmeyeceklerdi.
Bu güzelim statlarımızda tribünler boş kalmayacaktı.
PSG Oğuzhan’ı, Chelsea Ozan Tufan’ı, Real Madrid Yusuf Erdoğan’ı, Porto Sinan Gümüş’ü, Arsenal Âdem Büyük’ü transfer etmiş olacaktı. 
Ama ne oldu, bu hakemler Türk futbolunu bu hâle getirdiler. 
Bunların yatacak yerleri yok!

Ülkenin futbol iklimi böyle!
İzlanda’nın bizi alt edip Dünya Kupası’na katılması sürpriz değil.
Son Avrupa Şampiyonası’nda yani 3 ay önce bu İzlanda, İngiltere’yi 2-1 yenerek çeyrek finale yükselmişti. 
Bunu hatırlayan ya da hatırlatan tek yazı okumadım, tek laf işitmedim.
Türkiye’deki futbol iklimini de zihnimizde şöyle birkaç örnekle canlandıralım isterseniz.
∂ Slaven Bilic, İngiltere’ye gitti, kuzu gibi oldu. Burada hakeme, TFF’ye, oraya buraya her hafta laf sokardı.
∂ Igor Tudor, “Türkiye’de çok komik penaltılar çalınıyor” dedi. Böyle bir yorumu Avrupa’da yaptırmazlar!
∂ Aykut Kocaman maçtan sonra hakemin yanına giderek “Buraya ne amaçla geldiğin belli, Beşiktaş’ın intikamını aldın” dedi.
∂ Şenol Güneş’e 1 maç ceza çıkabilmesi için talimat, emsal kararlar ne varsa hepsi yerle bir edildi.
∂ Caner Erkin için Avrupa’nın en iyi sol beki diyorlar. İnter’e gitti, 20 gün sonra geri gönderdiler.
Hatırlatmakta fayda var; futbolun bu şartlar altında oynandığı bir ülkeyiz.

İzlanda ile aynı otelde kaldım!
Eskişehir’de İzlanda Millî Takımı ile aynı otelde kaldım. 
Onları çok yakından gözlemleme imkânım oldu.
Başlarında kravatlı, kravatsız bir tane yönetici yoktu. Bir profesyonel, koordinasyonu sağlıyordu.
Efraflarında İzlandalı bir gazeteci dahi yoktu. Otelden canlı yayın yapan yoktu.
Antrenmana giderken gelirken cep telefonu ile meşgul olan bir futbolcu görmedim:
Eskişehir’i, Türkiye’yi gezsin görsünler diye İzlanda’dan getirdikleri hatırlı misafirleri yoktu.
Yanlarında İzlanda Futbol Federasyonunun kurul başkanları ve üyeleri yoktu.
Bazı otel çalışanlarına sordum; “İzlanda’nın özel bir talebi oldu mu?” diye.
Aynı otele, Süper Lig ve şimdi de TFF 1. Lig takımları da kalmaya geliyormuş. 
“İzlanda kadar sade ve hiçbir özel bir isteği olmayan başka bir takım görmedik” dediler.

Deftere-kitaba uymuyor!
Memleketimizde hakemler her gün doğranır.
Adam değillerdir, yürekleri yoktur, eyyamcıdırlar, zaten hakem değillerdir.
Kim hakeme daha çok hakaret ederse; o kadar değer kazanıyor.
MHK, o yorumcuların resimlerini seminer salonlarında duvarlara yansıtır.
TFF onlara itibar eder, kurullar, onların ağzına bakar ona göre karar verirler.
Biz PFDK Başkanı’nın adını bilmeyiz, kurul üyelerini tanımayız.
Ama hakemler hedeftedir, kurullar başlarını kuma gömer karar verirler.
Mesela 2. sarı karttan oyuncuyu atan her hakem Avrupa’nın her ülkesinde itibarlıdır ve haklıdır.
Ve 2. sarı karttan atılan oyuncu 1 maç ceza alır. 
“Ciddi faullü oyun” diyorsun, 1 maç ceza veriyorsun.
Ya, hiç vermesen daha inandırıcı olurdu. Ciddi faullü oyuna, direkt kırmızı karta 1 maç ceza deftere de kitaba da uymuyor.