İMZA

Rahim Er

Hukukta “usul ve füru” diye bir kavram vardır. Şimdi “alt soy-üst soy” deniyor. İnsanlar gibi varlığı devam eden partilerin de alt ve üst geçmişleri mevcuttur.
CHP, “HF-Halk Fırkası” ismiyle 9 Eylül 1923’te kurulmuştu. Önce, 1924’te   isminin başına “Cumhuriyet” kelimesini getirdi, sonra da 1935’te “fırka”yı “parti”  yaptı. Geçmiş olarak İttihad-ü Terakki’nin Talat Paşa ve Cemal Paşa kanatlarının devamıdır. Türkiye, HF’nin kurulduğu tarihten 1950’ye kadar bir parti devletidir. Demokrasi yoktur. Seçimler göstermeliktir.
CHP, 12 Eylül 1980 darbesine kadar yaşamıştır. 12 Eylül darbesiyle MGK-Millî Güvenlik Konseyi, diğer partiler gibi CHP’yi de kapattı. Yerine HP-Halkçı Partiyi kurdurdu. Bu arada CHP tabanına hitaben SODEP-Sosyal Demokrat Parti de kuruldu. Bilahare bunlar birleşerek SHP-Sosyal Demokrat Halkçı Parti adını aldılar.
Partilere 1992’de eski adlarını kullanma imkânı verildi. MÇP/Milliyetçi Çalışma Partisi, tekrar MHP olduğu gibi SHP de  CHP oldu. AP-Adalet Partisi, DYP-Doğru Yol Partisi adını almıştı ama eski ismine dönmedi.
II. Meşrutiyetten sonra çok partili hayatın ikinci kere başlaması  DP-Demokrat Parti’nin 1946’da kurulup 14 Mayıs 1950’de iktidara gelmesiyle oldu. DP, İttihad-ü Terakki Fırkasının muhafazakâr ve millîci kanadının, Enver Paşa kanadının devamıdır. Aynı zamanda  Kâzım Karabekir Paşa’nın 1924’te de kurmuş olduğu ve İzmir Suikastı adlı hadisenin patlak vermesiyle 6 ayını bile  doldurmadan kapatılan Terakkiperver Cumhuriyet Fırkası’nın da devamıdır.
AP, DYP ve ANAP, DP’nin devamıdır.
MHP, Alparslan Türkeş’in Hindistan sürgününden döndükten sonra 1965’te girdiği CKMP/Cumhuriyetçi Köylü Millet Partisi’nin isim değiştirmesiyle bu adı almıştır. Kökü, Türkçülük, Turancılık cereyanlarına, yine İttihad-ü Terakkinin millîci kanadına ve Enver Paşa’ya kadar dayanır.
12 Eylül sonrasında MGK, solu temsilen İsmet İnönü’nün özel kalem müdürü Necdet Calp’a Halkçı Parti’yi, sağı temsilen de emekli paşa Turgut Sunalp’e MDP/Milliyetçi Demokrasi Partisi’ni kurdurmuştu. Emir komutayla sosyolojik gerçekleri değiştireceklerini ve Türkiye’yi iki partili hâle getireceklerini sanmışlardı. Bu arada Süleyman Demirel, Ali Fethi Esener’e BTP-Büyük Türkiye Partisini kurdurmuş fakat MGK bunu kapatmıştı. Turgut Özal’ın ANAP’ınaysa şans verilmiyordu.  Ne var ki   Kenan Evren’in TV’de Turgut Özal aleyhine  konuşarak “bu ne böyle, her şeyi ben biliyorum! diyor, O’na oy vermeyin!” demesi üzerine  millet, bu talimata öfkelenerek 6 Kasım 1983’te ANAP’ı iktidar yaptı. Konsey, AP’lilere kızarak BTP’yi kapatmıştı. BTP, DP-AP kökündendi.  DP kökünden gelen DYP ise ANAP iktidarda ve Süleyman Demirel, Zincirbozan’da nezaret altındayken kurulmuştu.
Necmettin Erbakan’ın 1972’de kurduğu MSP-Millî Selamet Partisi, de  DP’nin muhafazakâr ve dindar kanadı kaynaklıdır. Bu parti, Millî Görüş üst başlığını almış ve Millî Görüş Partileri kapandıkça yeni adla tabela asmıştır. Millî Görüş’ün yenilikçi kanadına Turgut Özal’ın güçlü etkisi olmuştur. Bir şer olan 28 Şubat darbesi Refah Partisini kapatınca Erdemliler Hareketi adını alan yenilikçiler, 14 Ağustos 2001’de  AK Parti’yi kurdular. Görüldüğü gibi AK Parti’nin kökleri Millî Görüş, oradan DP, DP’den Terakkiperver Cumhuriyet Fırkasına kadar uzanmaktadır.
Bu cümleden olarak incelenmeye değer iki parti vardır. DSP ve GP.
DSP-Demokratik Sol Partiyi, hapisten çıktıktan sonra  Bülent Ecevit, GP-Genç Parti’yi de iş adamı Cem Uzan kurmuştu. Her iki parti saman alevi gibi parladı ve kurucuları ile beraber ortadan kalktılar. Bülent Ecevit’in, CHP’nin başındayken kazandığı “Karaoğlan” unvanı bile; hatta iktidara gelmiş olsa dahi partisinin silinmesine engel olamadı.
Şu bir hakikat ki partilerin köklü olanları, fikir ve teşkilat kökü maziye uzananları yaşamakta ve istikbal vadetmektedir.
MHP ve AK Parti’ye inat kurulan İYİ Parti’nin geldiği bir füru, bir kaynak yoktur. Ödünç aşıyla çınar olunmaz. Parlaması, Genç Parti’ye benzemektedir. Ciddi bir varlık göstermesi ve uzun bir ömre sahip olması zor görünüyor.
Tarih ve sosyolojinin gerçeklerinden hareketle siyasi hayatımızı resmediyoruz. Kişiler gibi siyasi hareketler de öfkeyle kalkınca ziyanla oturmaktalar.
Parti olmak da parti kalmak da kolay değildir. 1908’den bu yana belki on düzine parti kuruldu. Ancak bugün ismi bilinen partiler, bir elin parmaklarını geçmiyor…