YOLUMUZU AYDINLATANLAR

Vehbi Tülek

Hazreti Ömer buyurdu ki: "Kim mizah yaparsa, hafife alınır. Kim çok gülerse, heybeti gider."

 
Hasen ibn-i Suyûfî hazretleri Şafiî mezhebi fıkıh âlimidir. Batman’a bağlı Hısn-ı Keyfa’da (Hasankeyf) doğdu. 925 (m. 1519)’da Haleb’de vefât etti. Sohbetlerinde buyurdu ki:
Ömer bin Abdülazîz’e bir zât misâfir olmuştu. Misâfir, gece lâmbayı söndürmek için kalkınca, ona mâni oldu ve “Misâfirine hizmet ettiren kınanır” buyurarak, kendisi söndürdü. Hazreti Ömer buyurdu ki:
“Bir kimse neyi çok yaparsa, onunla tanınır. Kim mizah yaparsa, hafife alınır. Kim çok gülerse, heybeti gider. Bir mâni bulunmadığı müddetçe, Müslüman kardeşinin işini mümkün olan en güzel şekilde yap. Ondan herhangi bir hoş olmayan kötü bir hâl ortaya çıkarsa, eğer hayra yorulacak bir yönü varsa hayra yor.”
Hişâm bin Urve, babasından şöyle nakleder: “Güler yüzlü ve tatlı sözlü ol. Kendisine iyilik verilmiş olan ve insanlar tarafından sevilen kimselerden olursun.”
Kendisinden nasîhat isteyen bir kimseye “Gizli hâlinde sırdaşın, açık hâllerinde koruyucun, gece ve gündüz her hâlinde seni gören ve bilen Allahü teâlâyı her an kalbinde bulundur. (Onu bir ân unutma ve) O’nu çok sev. Mülk ve saltanat O’nundur. Onun mülkünden çıkamazsın. O hâlde O’ndan korkun ve sakınman çok olsun. Biliniz ki akıllı olan kimsenin günah işlemesi, ahmak kimsenin günah işlemesinden, âlimin günah işlemesi fasıkın günah işlemesinden, zenginin günah işlemesi fakîrin günah işlemesinden çok daha fenâdır. Delinen bir kapta balın durmadığı gibi, delik olan (Allahü teâlâdan başkasına bağlanan) kalbde de hikmet durmaz.”
"Her geçen gün, ömrünün tükenmekte olduğuna ağlayan yok mu? Gafletinden dolayı Rabbine tövbe eden yok mu? Resûlullah efendimiz Muhammed aleyhisselâmın sünneti ve O’nun sevgili Eshâbının yolundan giden yok mu? Günahlardan uzaklaşıp, Allahü teâlânın affına kavuşmak isteyen yok mu? Şu kısacık dünyâ hayatını, ebediyen kalacağı yer olan âhıreti için sermâye yapan yok mu? Kabirdeki yalnızlığına ve orada tek başına sorgu suâle çekileceğine ağlayan yok mu? Kabrin karanlığında, kendisine bir aydınlık arayan yok mu? Dünyâda sâlih ameller işleyerek, kabrinde yapayalnız kalacağı zaman için kendisine bir arkadaş, sâdık bir dost edinmek isteyen yok mu? Ömür bitip, ölüm gelince; ailesinden, çoluk çocuğundan, dostundan, akrabasından, malından, mülkünden ve sevdiklerinden ayrılıp gideceğini hatırlayan, düşünen yok mu?”