Türkiye Gazetesi 50.Yıl

Fıkıh ilminin kısımları

Fıkhın ibâdât kısmını kısaca öğrenmek, her Müslümana farzdır. 
 
Sual: Fıkıh ilminin kıymeti ve kısımları nelerdir?
Cevap: Fıkıh ilmi çok geniştir. Hepsi, dört büyük kısma ayrılır:
1-İbâdât olup, beşe ayrılır: Namaz, oruç, zekât, hac, cihad. Her birinin dalları çoktur. Görülüyor ki, cihada hazırlanmak ibadettir. Peygamber efendimiz din düşmanları ile cihadın iki türlü olduğunu bildiriyor. İş ile, söz ve yazı ile. İş ile cihada hazırlanmak, yeni silahları yapmasını ve kullanmasını öğrenmek farzdır. Bu cihadı devlet yapar. Milletin, devlet kanunlarına, emirlerine uyarak cihada iştirak etmesi farzdır. Zamanımızda ikinci savaş, yani dinsizlerin yazı ile, film ile, radyo ile, her çeşit propaganda ile saldırması aldı, yürüdü. Buna da karşı koymak cihaddır.
2-Münâkehât: Evlenme, boşanma, nafaka ve daha nice dalları vardır.
3-Mu'âmelât olup, alışveriş, kira, şirketler, faiz, miras... gibi birçok bölümleri vardır.
4-Ukûbât, yani cezalar olup, başlıca beşe ayrılmaktadır. Kısâs, sirkat, zina, kazf, riddet, yani mürted olmak cezalarıdır.
Fıkhın ibâdât kısmını kısaca öğrenmek, her Müslümana farzdır. Münâkehât ve mu'âmelât kısımlarını öğrenmek, farz-ı kifâyedir. Yani, başına gelenlerin öğrenmesi farz olur. Tefsir, hadis ve kelâm ilimlerinden sonra, en şerefli ilim, fıkıh ilmidir. Aşağıdaki  hadis-i şerifler, fıkhın ve fıkıh âlimlerinin şerefini göstermeye kâfidir:
(Allahü teâlâ, bir kuluna iyilik etmek isterse, onu fakih yapar.)
(Bir kimse fakih olursa, Allahü teâlâ, onun özlediği şeyleri ve rızkını, ummadığı yerlerden gönderir.)
(Allahü teâlânın en üstün dediği kimse, dinde fakih olandır.)
(Şeytana karşı bir fakih, bin âbidden, ibadeti çok yapandan daha kuvvetlidir.)
(Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir.)
(İbadetlerin efdali, en kıymetlisi, fıkıh öğrenmek ve öğretmektir.)
İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretlerinin üstünlüğü, bu hadis-i şeriflerden de anlaşılmaktadır.
Hanefî mezhebindeki dinî hükümler, Eshab-ı kiramdan olan Abdullah ibni Mes'ûd hazretlerinden başlayan yol ile meydana çıkarılmıştır. Yani mezhebin reisi olan İmâm-ı a'zam Ebû Hanîfe hazretleri, fıkıh ilmini, Hammâd'dan, Hammâd da, İbrâhîm-i Nehaî'den, bu da, Alkama'dan, Alkama da, Abdullah bin Mes'ûd hazretlerinden, bu da Resûlullah efendimizden almıştır.
Hicrî Kamerî : 10 SAFER 1442
Hicrî Şemsî :1399  Rûmî :  14 Eylül 1436   Hızır :  145
27
2020

Eylül

Pazar

 

Preveze Zaferi (1538) - Deniz Kuvvetleri Günü - Dünya Turizm Günü - I. Viyana kuşatması (1529) - Dünya Müslümanlar Günü

Sü­kût, sa­na va­kar ka­zan­dı­rır ve se­ni özür di­le­me zah­me­tin­den kur­ta­rır. Haz­ret-i Ali “Radıyallahü anh”
   Türkiye Takvimi   




 
 
GÜNÜN MENKIBESİ

Ahlâksız kadının iftirası!

 
Kutbüddîn-i Bahtiyâr Kâkî hazretleri, bir gün, o yerin Sultânıyla kol kola dolaşıyordu.
Devlet erkânı da vardı.
Geriden onları tâkip ediyorlardı.
Derken bir kadın çıktı önlerine.
Ağlayıp feryât ediyordu.
Sordular o kadına:
“Niçin böyle ağlıyorsun?”
Kadın, Sultâna yaklaşıp;
“Efendim, lütfen bizi nikâh edin, çok zor durumdayım” diye dert yandı.
Hükümdâr sordu:
“Kiminle nikâhlanmak istiyorsun?”
Kutbüddîn hazretlerini göstererek;
“İşte, şu kimseyle” dedi.
“Niçin böyle bir şey istiyorsun?”
“Çünkü ben, ondan hâmileyim.
Gayrimeşrû hâmileyim hem de!”
Kutbüddîn-i Bahtiyâr, şaşırıp kaldı.
Sultân ve adamları da şaşırdılar.
Kutbüddîn hazretleri, kalben imdât istedi hocası Muînüddîn-i Çeştî hazretlerinden.
Hocası, o anda Ecmir’deydi.
İki yüz kilometre uzakta idi.
Mübârek, bir anda geldi oraya.
Ve o iftirâcı kadına dönüp;
“Eeey bu kadının karnındaki çocuk! Şu ahlâksız kadının iddiâsı doğru mu? Değilse sen söyle, nedir bu işin esâsı?” diye seslendi.
O anda, bir ses duydular.
Kadının karnından geliyordu.
“Benim annem olacak bu iffetsiz kadının sözleri iftirâdır. Kutbüddîn Bahtiyâr'ı çekemeyenler, onu halkın gözünden düşürmek için, bu kadını âlet ettiler” diyordu!..