Gönderilen peygamberlerin sayısı

Peygamberlerin birincisi, Âdem aleyhisselam, son geleni ise, Muhammed aleyhisselamdır.
 
Sual: Bizim Peygamberimize kadar gelen peygamberlerin sayısı belli midir ve Kur’ân-ı kerimde bunların isimleri bildirilmiş midir?
Cevap: Konu ile alakalı olarak Ma’lûmât-i Nâfi’a kitabında deniyor ki:
“Bu âlem, yani her şey yok idi. Allahü teâlâ, bunları yoktan var etti. Bu âlemin, kıyamete kadar insanlarla mamur olmasını istedi. Âdem aleyhisselamı topraktan yaratıp, Onun çocukları ile âlemi süsledi. İnsanlara dünyada ve ahirette rahat yaşamak, saadete kavuşmak için lazım olan şeyleri bildirmek için, içlerinden bazılarını Peygamber yaparak şereflendirdi. Bunlara yüksek mertebe vererek, başka insanlardan ayırdı. Bu peygamberlere, Cebrâil aleyhisselam ismindeki bir melek ile emirlerini ve yasaklarını bildirdi. Bunlar da, bu emirleri, Cebrâil aleyhisselamın getirdiği gibi ümmetlerine bildirdi. Peygamberlerin birincisi, Âdem aleyhisselam, son geleni ise, Muhammed aleyhisselamdır. Bu ikisinin arasında, çok peygamber gelip geçmiştir. Bunların adedini, ancak Allahü teâlâ bilir. İsimleri malum olan, bilinen yirmi yedisi şunlardır:
Âdem, Şît, İdrîs, Nûh, Hûd, Sâlih, İbrâhim, İsmâil, İshak, Yakûb, Yûsuf, Eyyûb, Lût, Şu'ayb, Mûsa, Yûşa, Hârun, Dâvud, Süleyman, Yûnus, İlyâs, Elyesa, Zülkifl, Zekeriyya, Yahya, Îsa ve Muhammed Mustafa aleyhimüssalatü vesselamdır. Bunlardan Şît ve Yûşa'dan başka, yirmi beşi Kur'ân-ı kerimde bildirilmiştir. Kur'ân-ı kerimde, Uzeyir, Lokman ve Zülkarneyn de yazılıdır. Fakat, âlimlerimiz arasında, bu üçü için ve Tübba ile Hıdır için, peygamber diyen olduğu gibi, veli diyen de vardır.”
           ***
Sual: Fıkıh bilgilerini, kadın, erkek her Müslümanın öğrenmesi farz mıdır?
Cevap: Fıkhın ibâdât yani namaz, oruç gibi kısımlarını kısaca öğrenmek, her Müslümana farzdır. Münâkehât ve muâmelât kısımlarını öğrenmek, farz-ı kifayedir. Yani başına gelenlerin öğrenmesi farz olur. Şu hadis-i şerifler, fıkıh ilminin ve fıkıh âlimlerinin şerefini, üstünlüğünü göstermeye kâfidir:
(Allahü teâlâ, bir kuluna iyilik etmek isterse, onu fakîh yapar.)
(Bir kimse fakîh olursa, Allahü teâlâ, onun özlediği şeyleri ve rızkını, ummadığı yerlerden gönderir.)
(Allahü teâlânın en üstün dediği kimse, dinde fakîh olandır.)
(Her şeyin dayandığı bir direk vardır. Dinin temel direği, fıkıh bilgisidir.)
Hicrî Kamerî : 23 CEMÂZİL-EVVEL 1441
Hicrî Şemsî :1398  Rûmî :  05 Kânûn-i Sânî 1435   Hızır :  Kasım : 72
18
2020

Ocak

Cumartesi

 

Ord. Prof. Reha Oğuz Türkkan’ın vefâtı (2010) - Fırtına - Lozan Antlaşması’nın, ABD Kongresi’nce reddi (1928)

Mal cimrilerde, silâh korkaklarda, idare de zayıflarda olursa, işler bozulur. Hazret-i Ebû Bekir  “Radıyallahü anh”

   Türkiye Takvimi   




 
 
GÜNÜN MENKIBESİ

"Kendini nasıl buluyorsun?"

Evliyânın büyüklerinden Abdullah bin Hubeyk hazretleri Kûfelidir.
Çok ibâdet yapardı.
O, şöyle anlatıyor:
Bir âbid vardı.
Onu ziyârete gittim.
Bir ara sordum kendisine:
"Kendini nasıl buluyorsun?" 
Cevâben;
"Günâhı çok, sevabı az, yolu çok uzun olan biri gibi buluyorum" dedi.
Yine sordum ki:
"Peki, azığın nedir?"
"Tek sermâyem, O'nun af ve mağfiretinden ümitli olmamdır" dedi.
● ● ●
Yine o anlatıyor:
Biri, Resûlullah Efendimize;
"Yâ resûlallah! Dünyâlık elde etmek gâyesiyle gazâya giden kimse için ne buyurursunuz?" diye sordu.
Efendimiz dinledi.
Ve cevâb olarak;
"Onun için bir ecir (sevap) yoktur" buyurdular.
● ● ●
Bir gün de şunu anlattı:
Biri, Resûlullah Efendimize;
"Yâ resûlallah! Kıyâmet ne zamandır?" diye suâl etti.
Efendimiz sordu ona:
"Hazırlığın nedir?"
"Fazla bir şey hazırlamadım yâ resûlallah. Ama Allah ve Resûlünü çok seviyorum" dedi.
Efendimiz ona;
"Öyleyse âhirette sevdiklerinle berâber olursun" buyurdu.