Kadınların camiye gitmeleri

“Kızların, kadınların, acuzelerin, namaz için camiye gitmeleri caiz değildir."
 
 
Sual: Müslüman kadınların, beş vakit namaz ve cuma, bayram namazları için camiye gitmelerinin dinen bir mahzuru var mıdır?
Cevap:  Bu konuda İbni Âbidînde buyuruluyor ki:
“Kızların, kadınların, acuzelerin, beş vakit namaza, cuma, bayram namazları ve vaaz dinlemek için camiye gitmeleri caiz değildir. Eskiden yalnız acuzelerin akşam ve yatsı zamanı gitmesine izin verilmiş idi ise de, şimdi bunların gitmesi de, caiz değildir.”
Zaten kadınların başı, kolu, bacağı açık, camiye gidip, mevlid, vaaz ve hafız dinlemeleri haramdır, büyük günahtır. Hıristiyan kadınları bile, kiliseye giderken, böyle açık değildir. Açık kadınların, erkekler arasına karıştığı yerlere de cami denmez. Böyle yerlere, namaz kılmak için dahi gidilmez.
             ***
Sual: Cemaatle namaz kılarken, imam olan kişi,  kendisine uyan cemaate imam olmaya niyet etmemiş ise, bu imama uyanların namazı kabul olur mu?
Cevap: Bu konuda Hadîkada deniyor ki:
“Fıkıh âlimleri buyurdu ki, imam namaza dururken kendisine uyan cemaate imam olmaya niyet etmezse, buna uymak sahih olur ise de, imamın kendisi imamlık sevabına kavuşamaz. İmam olmaya niyet etmediği için, yalnız kılmış gibi, yalnız kendi namazının sevabını alır. Başkalarının kendisine uymasına niyet edince, cemaatin sayısı kadar, imamlık sevabı da alır.
             ***
Sual: Abdestte yıkanacak yerlerinde yara olup bu yaraları sargı bezi ile kapatmış olan bir kimse, abdest alırken bu sargı bezlerini çıkarması mı gerekir?
Cevap: Kan aldırarak, sülük tutunarak, yara, çıban olarak, kemiği kırılarak veya incinerek sargı, pamuk, gaz bezi üzerine flaster, merhem koyan, orasını soğuk, sıcak su ile yıkamaya veya meshetmeye kadir olamazsa, abdestte ve gusülde, bunların yarıdan fazlası üstüne bir kerre mesheder. Sargıyı çözmek zarar verirse, altındaki sağlam yerler yıkanmaz. Sargı aralarında görünen sağlam deri kısımları meshedilir. Sargıyı abdestli olarak sarmak lazım değildir. Mesihden sonra, sargı değiştirilirse, üstüne başkası da sarılırsa, yenisine mesih lazım olmaz.
             ***
Sual: Herhangi bir kimsenin, bir yere olan borcunu, o kimsenin haberi olmadan ödeyerek, o borçlu kimseyi kendine borçlu yapmak dinen uygun olur mu?
Cevap: Birinin borcunu ondan izinsiz ödeyerek, onu kendine borçlu yapmak caiz değildir.
Hicrî Kamerî : 26 REBÎ'UL-EVVEL 1441
Hicrî Şemsî :1398  Rûmî :  10 Teşrîn-i Sânî 1435   Hızır :  Kasım : 16
23
2019

Kasım

Cumartesi

 

Tarihçi Hammer’in vefâtı (1865) - Midilli’nin fethi (1462) - Türkiye’de ilk kalp nakli ameliyatı (1968)

İki kişinin, darıldıktan sonra birbirinin ayıplarını ortaya çıkarması, münafıklık alâmetidir. İmâm-ı Şâfiî “Rahmetullahi aleyh”

   Türkiye Takvimi   




 
 
GÜNÜN MENKIBESİ

Siyah kıldan bir abâ!..

                      (Dünden devâm)
Cebrâil aleyhisselâm arz etti ki:
"Yâ Resûlallah! Ebû Bekir, Allahü teâlânın aşkına ve senin dînin uğruna seksen bin altın sadaka verdi.
Kırk binini gizlici.
Kırk bin de açıktan.
Hiç giyeceği kalmadı.
Namâza da gidemedi.
Arkasına böyle siyah kıldan bir (abâ) geçirip namâzını evinde kıldı. Hak teâlâ hazretleri sana selâm eder ve buyurur ki; bir elbise bulasın ve Ebû Bekir'e gönderesin.”
Efendimiz onu dinledi.
Ve sahâbeye dönüp;
"Her kimin fazla bir elbisesi varsa, Ebû Bekir'e versin ki ben sevineyim. Hak teâlâ, karşılığında ona çok sevap versin ve Firdevs-i âlâda benimle komşu olsun" buyurdu.
Sahâbe, sorup soruşturdular.
Ancak bir elbise bulunamadı.
Bir sahâbî gitti ve başka birinden bir hırka buldu ve Hazret-i Ebû Bekir'e gönderdi.
O da, bu kaftanı giydi.
Ve mescide doğru yola çıktı.
Resûl-i Ekrem'in mübârek huzûrlarına henüz erişmemişti ki Cebrâil aleyhisselâm geldi.
Huzûruna vardı.
Ve Efendimize;
“Yâ Muhammed!.. Allahü teâlâ sana selâm eder ve buyurur ki, bütün sahâbîlerle birlikte Ebû Bekir’i karşılayasın!" dedi.
Efendimiz emri aldı.
Ve eshâbına aktardı.
Birlikte Hazret-i Ebû Bekir'i karşılamaya çıktılar.
Müsâfaha edip çok duâlar eyledi.
Bütün sahâbîler de Hazret-i Ebû Bekir’le müsâfaha ettiler ve cân-ü gönülden çok duâ eylediler.