Peygamber Efendimiz kabrinde de işitir

 
"Kabrim başında söylenen salevatı işitirim. Uzaktan söylenen salevat bana bildirilir."
 
 
Sual: Peygamber efendimizin, vefatından sonra kendisi için söylenen salevatları işitmez diyenler oluyor. Bunların söylediklerinde doğruluk payı var mıdır?
Cevap: Resulullah efendimizin, kabrinde, bilinmeyen bir hayat ile diri olduğunu bildiren çok hadis-i şerif vardır.
(Kabrim başında söylenen salevatı işitirim. Uzaktan söylenen salevat bana bildirilir.)
(Bir kimse, kabrim başında bana salevat okursa, Allahü teâlâ bir melek gönderip, bu salevatı bana bildirir. Kıyamet günü ona şefaat ederim) hadis-i şerifleri, meşhûr altı hadis kitabında yazılıdır.
Bir Müslüman, dünyada iken tanıdığı bir Müslümanın kabri yanına gidip selam verse, kabirdeki kimse, selam vereni tanır ve cevap verir. İbni Ebiddünyânın haber verdiği hadis-i şerifte, Müslüman meyyitin, selam vereni tanıdığı ve sevindiği ve cevap verdiği haber verilmektedir. Tanımadığı mevtalara selam verirse selama sevinerek cevap verirler. Salihler ve şehitler selam vereni tanır ve cevabını verir de, Resulullah efendimiz tanımaz olur mu? Gökte güneş her tarafa ışık saldığı gibi, Resulullah efendimiz de, bir anda her yerde söylenen selamlara, o anda cevap verir. Bir hadis-i şerifte;
(Vefatımdan sonra da, diri iken olduğu gibi işitirim) ve Ebû Ya'lânın bildirdiği hadis-i şerifde;
(Peygamberler aleyhimüsselâm kabirlerinde diridir. Namaz kılarlar) buyuruldu.
İmâm-ı Beyhekînin Ebû Hüreyre hazretlerinden haber verdiği hadis-i şerifte;
(Bir kimse bana selam verince, Allahü teâlâ ruhumu cesedime verir. Onun selamını işitirim) buyuruldu. İmâm-ı Beyhekî hazretleri, Peygamberler kabirlerinde, bizim bilmediğimiz bir hayat ile diridirler buyurmuştur.
İbrahim bin Bişar ve seyyid Ahmed Rıfâ'î ve daha nice velîler, Resûlullaha verdikleri selamın cevâbını işitmişlerdir.
Celâleddîn-i Süyûtî hazretlerine;
-Seyyid Ahmed Rıfâ'înin Resûlullah efendimizin mübarek elini öpmüş olduğu doğru mudur? dediklerinde, cevap olarak Şeref-ül-muhkem adında bir kitap yazmıştır. Bu kitabında, Resulullah  efendimizin, Kabr-i saadetlerinde, bilinmeyen bir hayatla diri olduğunu ve selamları işitip cevap verdiğini, aklî ve naklî delîller ile isbat etmiştir. Mirâc gecesi, Resulullah efendimizin, Musa aleyhisselamı, kabrinde namaz kılarken gördüğünü de, bu kitabında bildirmiştir.
Hicrî Kamerî : 16 ZİL-HİCCE 1442
Hicrî Şemsî :1399  Rûmî :  13 Temmuz 1437   Hızır :  82
26
2021

Temmuz

Pazartesi

 
Boğdan (1476) ve Tameşvar Kalesi’nin (1552) fethi - Edirne ve Kırklareli’nin Yunanlılar tarafından işgâli (1920)

Allahü teâlâ emrettiği şeyleri yapmanızı sevdiği gibi, ruhsatları, yani izin verdiği şeyleri yapmanızı da sever. Hadîs-i şerîf

   Türkiye Takvimi   




 
 
GÜNÜN MENKIBESİ

Hoca, talebesi için ayağa kalkmıştı!..

Müküslü Alî Efendi anlatıyor:
Seyyid Fehîm hazretleri, gençliğinde çıktı bir gün Arvas'tan. Nehri’ye üstâdını görmeye gitti.
Girip oturdu huzûrunda.
Lâkin enteresan bir şey oldu.
Şöyle ki, o içeriye girdi.
Üstâdı Seyyid Tâhâ ayağa kalktı.
Bir başka talebe de vardı odada.
Bu hâl, garibine gitti.
Zîrâ Seyyid Fehîmin yaşı küçüktü.
Seyyid Tâhâ ise hocası oluyordu.
Hoca talebesi için ayağa kalkmıştı.
“Nasıl olur?” diyordu içinden.
Seyyid Tâhâ hazretleri ona dönüp;
“Kalk, Seyyid Fehîm'in koltuğunun altından bak!” buyurdu.
Ve bakınca sordu:
“Ne görüyorsun?”
“Cennet nîmetlerini görüyorum.”
Seyyid Tâhâ buyurdu ki:
“İşte Seyyid Fehîm böyledir.”
● ● ●
Seyyid Fehîm, hocası Seyyid Tâhâ hazretlerinin himmet ve gayretiyle yükseldi.
Mürşid-i kâmil oldu.
Hocası, icâzet vermek istedi.
Ama Seyyid Fehîm arz etti ki:
“Bu, ağır yüktür, kaldıramam.”
Ancak Seyyid Tâhâ;
“Siz, bunu kabûl etmekte ihtiyâr sâhibi değilsiniz. Çünkü bu icâzet, nice tasdîklerden geçmiş, başta bizzât Resûl-i Ekrem Efendimiz, sonra cümle Sâdât-ı kirâm tasdîk etmişlerdir. En son ben de tasdîke mecbûr kaldım. Siz de kabûl etmeye mecbûrsunuz!” buyurdu.