Her davete gidilir mi?

Şir'at-ül-islâm kitabında deniyor ki: “Riya, gösteriş için yapılan davete gidilmez.”
 
Sual: Davet edilen yere gitmenin lazım olduğu söyleniyor, anlatılıyor ve yazılıyor. Peki her davet olunan yere gidilir mi?
Cevap: Bu konuda İmâm-ı Rabbânî hazretleri Mektûbat kitabında  buyuruyor ki:
“Müslümanların haklarını gözetmek lazımdır. Hadis-i şerifte; (Müslümanın Müslüman üzerinde beş hakkı vardır: Selamına cevap vermek, hastasını yoklamak, cenazesinde bulunmak, davetine gitmek ve aksırıp elhamdülillah diyene, yerhamükellah diyerek cevap vermek) buyuruldu. Fakat, çağırılan yere gitmek için, şartlar vardır. İhyâ kitabında diyor ki; “Yemek şüpheli ise, sofrada ipek kumaş, altın, gümüş varsa, tavanda ve duvarlarda canlı resimleri varsa, çalgı çalınıyorsa, oyun oynanıyorsa, böyle olan yere gidilmez. Zalimin, bidat sahibinin ve kötü kimselerin, övünmek için çok para harcamış olanın davetine de gidilmez.” Şir'at-ül-islâm kitabında; “Riya, gösteriş için yapılan davete gidilmez” deniyor. Muhît kitâbında da; “Oyun oynanan, çalgı çalınan, Müslümanlar çekiştirilen, içki içilen davete gidilmez” denmektedir. Metâlib-ül-mü'minîn kitabında da böyle yazılıdır. Böyle mâniler bulunmayan davete gitmek lazımdır.” İbni Âbidînde de deniyor ki: “Haram olan şeyler, odada ise gidilir. Sofrada ise gidilmez. Bilmeyerek gidildiyse, kalbi ile beğenmeyerek oturulur veya bir bahane ile geri dönülür. Çünkü haram işlememek için, sünnet terk edilir. Gıybet söylemek veya dinlemek, çalgıdan ve oyundan daha büyük günahtır. Söz ve makam sahibi ise, sofrada günaha mâni olmalı veya geri dönmelidir.”
Sual: Uzaktan gelen misafire, her gün ikramda bulunmak gerekir mi?
Cevap: Mâ-lâ-büdde kitabında deniyor ki:
“Gelen misafire üç gün ziyafet vermek, müekket sünnettir. Sonraki günlerde müstehaptır.”
Sual: Selam verirken eğilmek, dinimiz açısından uygun mudur?
Cevap: Bu konuda Berîka kitabında deniyor ki:
“Selam verirken ve selam alırken eğilmek günahtır. Hadis-i şerifte; (Karşılaştığınız zaman, birbirinize eğilmeyiniz, kucaklaşmayınız!) buyuruldu. Allahü teâlâdan başkası için rüku ve secde yapmak haramdır.” İbni Nüceym Zeyneddîn Mısrî hazretleri Segâir ve Kebâir kitabında, el ile selam vermek günahtır diyor. İsmail Sivasî hazretleri, bunu açıklarken; “Çünkü, el ile selam vermek, kâfirlerin âdetidir” diyor.
Hicrî Kamerî : 6 ŞEVVÂL 1442
Hicrî Şemsî :1399  Rûmî :  05 Mayıs 1437   Hızır :  13
18
2021

Mayıs

Salı

 
Kanûnî Sultan Süleyman Hân’ın Belgrad seferi (1521) - Müzeler Günü ve Haftası - Gül mevsimi
Kimin üç kızı olur da onların ihtiyaçlarını karşılar, kendilerine merhamet ederse, elbette Cennet ona vâcip olur. Hadîs-i şerîf
   Türkiye Takvimi   




 
 
GÜNÜN MENKIBESİ

Zelzelenin hikmeti!

Emîr Sultân hazretlerinin bir talebesi, Bursa'da şeyhülislâmdı.
Bir gün Ulucâmi'de vaaz ediyordu.
Emîr Sultân, bir talebeye;
“Evlâdım, çarşıya git de, şu şu şeylerden al getir!” buyurdu.
Genç, “Peki efendim” dedi.
Ve çıktı dergâhtan.
Ulucâmi'nin önünden geçiyordu.
Şeyhülislâmın vaaz ettiğini gördü.
Ve dinlemek için içeri girdi.
O girince, kuvvetli bir zelzele oldu.
Cemâat, bir anda dışarı çıktılar.
Ama çıkınca şaşırdılar!
Zîrâ dışarıda zelzele yoktu.
Tekrar câmiye girdiler.
Onlar girince zelzele başladı.
Tekrar kaçtılar dışarı.
Onlar çıkınca, deprem durdu.
Şeyhülislâm işi anladı.
Ve insanlara dönüp; “Ey cemaat, içeride Emîr Sultân Hoca'mızı dinlemeyen biri var. Emîr Buhârî, onu çarşıya gönderdi. O ise vaaz dinlemeye geldi. O, her kimse dışarı çıksın! Yoksa helâk olacağız” diye seslendi.
O, bunu duyup dışarı çıktı.
O çıkınca, zelzele durdu.
O da hatâsını anladı.
Alacağını alıp dergâha döndü.
Ve oturdu bir kenara.
Emîr Sultân, onu görünce;
“Ey oğlum! Dünyevî ve uhrevî hangi ihtiyâcın karşılanmadı ki, başkalarından himmet bekliyorsun. Bu, talebeliğe yakışır mı?” buyurdu
Bu, ders oldu ona.
Elini öpüp özür diledi...