14.05.2022 03:14
Esad zindanlarında 11 yıl yatan Hamo gazetemize konuştu: Ölüm en çok istenilen şeydi

Esad'ın yer altındaki işkence merkezi Sidneya Hapishanesinde 11 yıl yatan Yahya Hamo "4 metrekarelik hücrelerde 50 kişi vardı. Haftalarca aç bırakıldık. Her yer kandı. Ağır işkenceler gördük, ölmek en çok istediğimiz şeydi" dedi.

YILMAZ BİLGEN

Suriye Baas rejimi, ilan ettiği genel affın ardından Şam ve Dera’da bazı siyasi tutukluları serbest bıraktı. Baba ve oğul Esad yönetiminin işkence merkezi olarak bilinen Sidneya Hapishanesi’nde 11 yıl yattıktan sonra af kararıyla özgürlüğüne kavuşan Yahya Abdulaziz Hamo’ya ulaştık. Hama şehrinde 7 Temmuz 2011'de Esad rejimine karşı yapılan barışçıl gösterilere katıldıkları gerekçesiyle kardeşi ile birlikte tutuklandığın söyleyen Hamo, "Kâbustan öte şeyler" dediği 11 yıllık hapishane hayatını şöyle anlattı:

BARIŞÇIL GÖSTERİLERE KATILIYORDUK

“Esad rejimine karşı yapılan barışçıl gösterilere katılmıştım. Hama şehir merkezinde sivil gösterilere katılan küçük kardeşimin vurulduğu bilgisini aldım ve hemen oraya gittim. Yol üzerinde kurulan bir kontrol noktasında gözaltına alındım. Oysa kardeşim vurulmamış onu da gözaltına almışlar ve beni yakalamak için böyle bir senaryo yazılmış. Hama’da bizi tutuklayıp Halep cezaevine sevk ettiler.

HER SANİYESİ BİR ASRA BEDEL

Benim ve kardeşimin tutukluluk sebebi rejim karşıtı protestolara katılma olarak açıklandı. Küçük kardeşim iki yıl hapis yattı ve serbest bırakıldı. Benim için ise 11 yıl süren istihbarat işkencehaneleri ve işkenceden beter zindan hayatım başladı. Her saniyesi 100 yıla bedel anlardı yaşadıklarımız. Ölüm en çok istenilen şeydi bizim için ama elimize geçmiyordu. Hem işkence seanslarında hem de yeraltında tutulduğumuz korkunç zindan günlerinde yüzlerce ölüme şahitlik ettim. Atılan çığlıklar ve bedenlerimizde denenen işkence yöntemleri öylesine ağırdı ki ölümlere seviniyorduk. İsrail dâhil hiçbir ülkede böylesine işkence olduğuna inanmıyorum. 

AÇLIKTAN FARE NÖBETİ TUTUYORDUK

Rejim hapishanelerinde her şey onurumuzu yok etmek üzerine kurulmuştu. Fiziki, psikolojik tüm işkenceler bu amaçla yapılıyordu. Yerin metrelerce altında 4'er metrekarelik hücrelerde 50 kişi kalıyorduk. İşkence seanslarında kurtulanlar bu zindanlarda açlık ve hastalığın pençesinde süründürülüyordu. Uyumak imkânsızdı ve zaten ayaklarınızı uzatma lüksümüz hiç olmadı. Hücreden hiçbir biçimde çıkamıyorduk ve hücrede de tuvalet yoktu. Bazen günlerce çeyrek ekmek dahi verilmiyordu. Açlıktan zindana girecek fareleri yakalamak için nöbet tutuyorduk. Bu 11 yıllık dönemde bizatihi şahit olduğum açlıktan, işkence altında, asılarak ya da kurşunlanarak öldürülenleri sayamadım. Birçok hücre arkadaşım yaşadıklarına dayanamayarak, son sözlerini ve vasiyetlerini fısıldayarak dizlerimin dibinde öldü.  

HER YER KAN VE ÖLÜMDÜ

Zindan ve işkence günlerimde sadece ‘Rabbim Beşar’ demediği için kurşunlanan, ya da kafalarına vura vura öldürülen insanların dramını gördüm. Yerin kaç metre altında olduğumuzu bilmiyorduk. Gündüz, gece, yaz, kış algımız yoktu. Her yere kan ve ölüm kokusu sinmişti. Adeta yaşamıyorduk. Korku beynimizi ve kalbimizi esir almıştı. Tam 11 yıl hakkımda hiçbir hüküm verilmedi. Bir genç olarak girdiğim zindandan ruhen ve bedenen çökmüş bir ölü olarak salıverildim.”

ESAD REJİMİNDEN 7 YIL ALACAKLIYIM

Röportaj esnasında duygulu anlar yaşayan Yahya Abdulaziz Hamo, 11 yıl sonra hakkında 3,5 yıl hapis kararı verildiğini anlattı. Hamo, "Bu demek oluyor ki rejimden 7 yıl alacaklıyım. Hem de tarifi imkânsız acıların pençesinde geçen 7 yıl” diyerek olayın hukuki skandal boyutuna dikkat çekti. Şam’dan Hama’ya geçen ve daha sonra kaçak yollardan İdlib’e gelen Hamo, şu an Afrin’de ve ailesinin yanında. 

KURŞUNLANACAĞIMI DÜŞÜNÜYORDUM

Yıllar süren işkence ve zindan hayatının ardından özgürlüğü tadan Abdulaziz Hamo, hücrede ismi okunup bir araca bindirildiğinde kurşunlanıp bir yere atılacağını düşünmüş. Hamo, Sidneya’dan bindirildikleri bir araçla Şam’da bir meydana bırakıldığı an bile serbest kaldığına inananmış. Olay yerinden kaçarak uzaklaştığını belirten Hamo, "Bir deli gibi koştum. İnanmıyordum salıverildiğimize arkamızdan kurşunlanacağımızı düşünüyordum bazı durumlarda yapıldığı gibi. O an bile bir yerlerde keskin nişancılar var ve bizi vuracak korkusunu taşımaya devam ettim" dedi. 

Abdulaziz Hamo, hayatta hiçbir şeyin özgürce nefes alıp vermeye eş değer olmadığını özellikle vurgulayarak, "Bundan sonraki tüm hayatımı katil, zalim ve vahşi rejimim bize yaşattığı işkenceleri, kahrı ve zulmü yazmaya çalışsam bize yapılanları yine de anlatamam. Hele o ağır işkencelerde ölenlerin hayali hiç gözlerimin önünden hiç gitmeyecek. Eğer bir gün bana işkence yapanlar bizim elimize mahkûm olarak geçse onlara adaletle davranır, haktan hukuktan ayrılmam. Onlarında bir onuru, ailesi olduğunu düşünür öyle muamele ederim" diye konuştu. 

SURİYE 100 YIL GERİYE GİTMİŞ

Sadece gazetemizin konuştuğu Sidnaya mahkûmlarından Yahya Abdulaziz Hamo, "Dışarı çıktığımda ülkemin 100 yıl geriye gittiğini üzülerek gördüm. Esad rejimi ülkeyi ve ülkedeki her şeyi (insan, şehirler, taşlar ve ağaçlar) yok etmiş. Şu an ailemle birlikteyim ve salıverilmemin üzerinden bir hafta geçmesine rağmen halen serbest kaldığıma inanamıyorum ve yeniden gelip beni alacaklarından korkuyorum.  Allah’ıma Hamdu senalar olsun ve yüce Allah tüm tutukluları kurtarsın” ifadelerini kullandı.

Esad’ın işkencecisi Suriyeli istihbaratçı Enver Raslan ömür boyu hapse mahkum edildi Esad’ın işkencecisi Suriyeli istihbaratçı Enver Raslan ömür boyu hapse mahkum edildi Almanya’da 2019 yılında yakalanan Suriyeli istihbaratçı Raslan görülen davada insanlığa karşı suç ve cinayet işlemekten ömür boyu hapis cezasına çarptırıldı. Federal Başsavcılığı tarafından alınan karar Suriye'de devlet eliyle işlenen suçlarla ilgili dünyada ilk olma özelliğini taşıyor.

YORUMLAR