04.05.2021 21:49
Tam kapanmada aileler nelere dikkat etmeli!

Pandemi sürecinde eve kapanmalar ve yüz yüze eğitime ara verilmesi çocuklar üzerinde oluşturduğu etkiyi ortadan kaldırmak için oldukça kolay yöntemler ailelere öneriliyor. Aile Danışmanı Nuran Zincircioğlu, “pandemi ve tam kapanma, aile bağının güçlenmesi için inanılmaz bir fırsattır” dedi.

Covid 19 pandemisinin dünya genelinde ekonomiye yönelik yaptığı negatif etkiler hayatın diğer alanlarına da varlığını hissettiriyor. Özellikle hafta sonları ve tam kapanma süreçlerinde aile bireylerinden en çok çocukların etkilendiği biliniyor. Yüz yüze eğitime ara verilmesinden dolayı ilk ve orta dereceli eğitim gören çocukların eve kapanmaları ve günün büyük bir bölümünü bilgisayar, tablet ve cep telefonları ile geçirmesi, aileleri kara kara düşündürüyor. 

Aile bireylerinin özellikle tam kapanma dönemlerinde günün bütün saatlerini kapalı alanda geçirmeleri ile birlikte çeşitli davranış ve iletişim sorunlarının doğmasına sebep oluyor. Türkiye gibi sosyal hayatın oldukça canlı olduğu çocukların, ergenlerin ve gençlerin hayatın içinde proaktif olarak yer almalarından dolayı tam kapanmalar ülkemizde de aileiçi sorunlara sebep oluyor
Pandemi sonrasında Türkiye toplumu ve Türk aile yapısı üzerinde geniş çalışmalar yapan ünlü Chakamer Akademi Başkanı ve Aile Danışmanı Nuran Zincircioğlu, ailelerin bu dönemsel sorunu pozitif bir duruma getirmenin çok kolay olduğunu ve “öncelikle herkes birbirine karşı minik bir sabır göstermesi gerektiğini” belirterek şunları söyledi:

PANDEMİ DÖNEMİNDE AİLERİN ÇEKTİĞİ SIKINTILAR
“Bunun geçici bir süreç olduğunu unutmamamız gereken birincil durumdur. Aile bireylerinin en küçükleri olan çocuklar bu sürece hemen uyum sağlayamayacaklardır. Her gün okula giden, arkadaşlarıyla el ele oyunlar oynayan, hafta sonlarını parka gidebilen, çocuklarımıza göre zamanın çoğunu evde geçirecekler ve bu onların fiziksel özgürlüğü kısıtlanmış olacaktır.  Ebeveynler, öncelikle kendilerine eşine çocuklarına karşı eskiye nazaran daha sabırlı anlayışlı olması   gerekiyor. Bu süreci panik ve stres gerginlik, korku endişe ile değil de bu süreci fırsata çevirmeyi bilmek gerekiyor.”

KORKUYU ÇOCUKLARIN KAFASINDAN SİLMEMİZ GEREKİR
Aile Danışmanı Nuran Zincircioğlu, bu sürecin nasıl fırsata çevrilebileceğini de şu formülle anlatıyor:  “Sürekli korku kültürü içinde yaşamak, yarının kaygısıyla yaşamak panik atağa yol açacaktır. Kaygı ve endişe içinde yaşamaktansa var olanın bize neler yaşatmak istediğini, nasıl bir süreçten geçtiğimizi aslında bunu fırsata çevirerek kendimize ve iç dünyamıza yönelerekten kendimizi keşfetmeyi başarabiliriz. Kitap okumak, yeni bilgiler öğrenmek öğrendiklerimizi evlatlarımıza da öğretmek. Aslında sakin kalma düşüncesi kendi iç dünyasında rahatı, huzuru sağladığında dışarda olan olumsuzluklar devre dışı kalır diyebiliriz.”

Özellikle ebeveynlerin bu süreçte en çok sorumluluk ve görev sahibi olduğunu belirten Zincircioğlu, aileiçi aktivitelerin yaşamın bir parçası olduğu bilinci ile çocuklarla birlikte hayata geçirilmesi lazım. Bu aktiviteler hayata geçirilirken, çocukların kapanmanın oluşturduğu bir zorunluluktan değil, ebeveynlerin kendileri ile hayatı paylaşmak istediğinden dolayı aktiviteleri gerçekleştirdiğini hissettirmek lazım.”

Türk toplumunun geleneksel davranış şekilleri ve kültürel geçmişini de göz önünde bulundurarak, son 40 yılda hızlı şehirleşmenin beraberinde getirdiği yeni aktivitelerin de evde uygulanması gerektiğini belirten Nuran Zincircioğlu sözlerini şöyle sürdürdü: “Ailemizle bugüne kadar birlikte yapamadığımız aktiviteler yapmak, kitap okuma yarışması yapmak, meditasyon yaparak ruhsal arınma ya da bununla ilgili farklı bir çalışma yaparak kendi iç dünyamıza dönmüş olup kendimizi keşfetme yolculuğu yapabilir bu süreçte daha sakin oluruz. Biz ne kadar gergin olursak enerjimiz etrafımıza yani ailemize yansıyacak. Eğer ebeveyn olarak bizler sürekli televizyon başında oturup bize katkı sağlamayacak programlar izlersek enerji frekansımız aşağıya düşecektir. Çocuklara da kötü model oluruz. Maalesef ki yaşamdan zevk almayan huzursuz, sağlıksız bir aile modeli ortaya çıkacaktır.”

Ailenin küçük fertleri olan çocukları ve daha da aktif olan genç bireyleri pandemi ve bulaş riskine karşı bilinçlendirirken, “ölüm korkusu” “hastalık korkusu” veya hayatın dışında kalma korkusu” gibi korkuların hissettirilmemesine dikkat çeken Nuran Zincircioğlu, “ebeveynler, çocuklarına bu dönemin, bir spor karşılaşmasında yaşanan ara dinlenme veya bir film arasındaki reklam molası gibi nitelendirmeleri gerektiğini de sözlerine ekledi.

 

YORUMLAR