28.02.2013 10:37
Doğu'nun Yedinci Oğlu: Sezai Karakoç

Turan Karataş'ın kaleme aldığı ve Kaynak Yayınları tarafından yayımlanan "Doğu'nun Yedinci Oğlu - Sezai Karakoç" isimli eser, Sezai Karakoç gibi çok cepheli bir sanatçının, hayatı, mizacı ve eserleri ekseninde anlatıldığı bir monografi olarak karşımıza çıkıyor.

##tgvideo##

Modern Türk düşüncesinin öncü isimlerinden ve Türk şiirinin yerli duyuş damarından beslenen en önemli şairlerinden olan Sezai Karakoç, Necip Fazıl Kısakürek'ten sonra "doğu ile batı arasında" kalmış Türk toplumuna, yerli olanı ve kadim medeniyetimizi bir çıkış yolu olarak gösteren ikinci düşünce ve sanat adamıdır.

Modern tarzda yazdığı şiirlerle İslâm Medeniyetinin estetik koordinatlarını ortaya koyarken, nesri ile de çağdaş algıya, evrensel kültür mirasımızı çağrıştıran temel ilkeleri söylemiştir. Şiir, deneme, hikâye ve incelemeleriyle birlikte komplekssizce medeniyetimizi ifade etmiş, bütün bunları yaparken de barışçıl ve "hikemî" bir üslubu yeğlemiştir.

Şiirlerindeki düşünceyi, milletinin kültür ve inanç temelleriyle dokuyan Sezai Karakoç'a göre şair; veliliği, önderliği, kahramanlığı, savaşçılığı, aşkı ve ölümü, milleti adına, insanlık adına, kelimeler için bir kere daha yaşamak borcunda olan ve yalnız milletinin geçmişini değil, geleceğini de yüklenen insandır. Bu saydığı vazifeleri hakkıyla yerine getiren, seksen yıllık ömrünün altmış yılı aşkın süresini kelimenin tam manasıyla "düşünmekle", kırk beş yılını bilfiil yazmakla geçiren Sezai Karakoç; son dönem Türk şiirine yeni bir ses, yeni bir nefes getiren, Türk-İslam düşüncesine taze ve diri bir açılım kazandıran şahsiyetlerden biridir.

Turan Karataş'ın kaleme aldığı ve Kaynak Yayınları tarafından yayımlanan Doğu'nun Yedinci Oğlu - Sezai Karakoç isimli eser, Sezai Karakoç gibi çok cepheli bir sanatçının, hayatı, mizacı ve eserleri ekseninde bütünsel biçimde anlatıldığı bir monografi olarak karşımıza çıkıyor.
Sezai Karakoç'a ait her şeyi inceleyen ve onun her cephesini ele alan bu eser, aslında 1994 yılında tamamlanmış bir doktora tezinin gözden geçirilmiş hali. İlk baskısı 1998'de yapılan ve çok ilgi gören kitabın bu ikinci baskısında, önemli güncellemeler, eklemeler ve çıkarmalar mevcut. 

'Hayat ve İnsan', 'Sanat', 'Sezai Karakoç'un Sanat/Şiir Anlayışı' olarak üç ana bölümden oluşan eser, zengin ara başlıklarla beraber sanatçıyı bütün yönleriyle ortaya koyuyor. Kitabın 'Hayat ve İnsan' adlı birinci bölümünde, Sezai Karakoç'un hatıralarından yararlanılarak hayat hikâyesi anlatılıyor. Sözü edilen hayat sahnelerini belirgin ve canlı kılmak içinse yer yer şairin şiirlerine başvurulmuş. Şiirlerine hayatından, bilhassa çocukluk yıllarından birçok kesit koyan Sezai Karakoç'un, yaşadıklarından süzdüğü birçok motifi şiirinin kumaşı içine nasıl yerleştirdiği de gösteriliyor burada. 'Sanat' adı verilen ikinci bölümde ise Karakoç'un sanatı, özellikle şiiri incelenmiş. 1959 yılı sonlarında çıkan ve şairin İlk göz ağrısı olan Körfez'den şimdilik son şiir kitabı olan Alınyazısı Saati'ne kadar bütün şiir kitapları incelenerek, şiirinin tarihi seyrine, önemli şiirlerine dair tahlil ve tespitlere yer verilen bölümde, yazarın çeviri şiirler, hikâye, piyes ve diğer telif eserlerinin incelemeleri de bulunuyor. Üçüncü ve son bölüm olan 'Sezai Karakoç'un Sanat/Şiir Anlayışı'nda ise; sanatçının edebiyata ve sanata bakış açısı etraflıca ele alınıyor.

Ayrıca, ilgili okurlar,  Sezai Karakoç'un yayımlanan fakat kitaplarına girmeyen ilk kalem tecrübesini de yine bu kitapta bulabilirler.

Doğu'nun Yedinci Oğlu isimli eser, Sezai Karakoç'un, çağımızda kendinden uzaklaşmış, yozlaşmış, kimliğini yitirmiş, aidiyetini kaybetmiş; acısız, aşksız, inançsız, başıboş bir vaziyette ortalığı doldurup, yeryüzünü işgal eden insanları tedirgin edecek ve kendine getirecek mısraları ve sözleriyle, inandığı yeniden diriliş için hayatını nasıl vakfettiğinin bir belgesi niteliğinde. 
Doğu'nun Yedinci Oğlu  Sezai Karakoç, Turan Karataş, Kaynak Yayınları, 591 sayfa

Akademik çevre Karakoç'a önyargılı

Düşünce hayatımızın öncü isimlerinden Sezai Karakoç hakkında ilk akademik çalışmayı yapan Turan Karataş: "Türkiye'deki hâkim edebiyat kanonu, O'nu görmezlikten geldi, liste dışında tutmaya çalıştı"

Sezai Karakoç hakkında hazırlanan ilk doktora tezini kaleme alan Turan Karataş, bu çalışmayı temel alan Doğu'nun Yedinci Oğlu- Sezai Karakoç adlı kitabının genişletilmiş yeni baskısını Karakoç'un 80. yaş gününde yeniden yayımladı. Kaynak Yayınları'ndan çıkan kitap Karakoç'un düşünce dünyamıza katkılarına ışık tutarken, hayatı hakkında da detaylı bilgiler içeriyor. Turan Karataş'a kitabını ve Sezai Karakoç'u sorduk.

-Kitabınız, Sezai Karakoç ve eserleri üzerine hazırlanan ilk doktora tezi. O dönemde akademik çevrelerin Karakoç'a bakışı nasıldı?

Entelektüelin, hadi bizim ıstılahımızla söyleyelim, mütefekkirin belirgin özelliklerinin başında muhalif duruş, tek başınalık ve uçtalık gelir. Karakoç, düşünceleriyle ve sanat anlayışıyla, zihniyetine ve inanışına uymayan düzenin karşısında olmuştur tabiatıyla. Neredeyse 2000'lere kadar, Türkiye'deki hâkim edebiyat kanonu, onu liste dışında tutmaya çalıştı, görmezlikten geldi. Bu tutumun doğal uzantısı olarak akademik çevrelerin Karakoç'a bakışı da önyargılıydı. Onun eserlerini, en azından şiirini kürsülerine taşıyamamışlardır. 1981-85 yılları arasında okuduğum, üstelik muhafazakâr bir üniversite olan Atatürk Üniversitesi'nde, hocalarımızdan O'nun adını duyduğumu hatırlamıyorum.

-Karakoç'un düşünce hayatımıza en büyük katkısı ne olmuştur?

En başta, bir medeniyetimiz ve sanatımız olduğu, yeni bir doğruluşu ya da Karakoç'un tabiriyle 'diriliş'i, bu muhteşem medeniyeti tevarüs etmek suretiyle gerçekleştirebileceğimiz bilincine yöneltmiştir bizleri. Durağanlıktan saflığını ve etkinliğini kaybetmeye yüz tutmuş olan düşünce dünyamız, Karakoç'un eserleri sayesinde hareketlenir olmuştur. Bilinçli bireyler olmak hedefi, kendi ufkumuzdan doğmak düşüncesi, İslami bir duyarlılığı yaşantımıza içkin kılmak arzusu, estetiği ve sanatı önemsemek gereği onun fikirlerinin sonucudur diyebilirim.

-Karakoç'un en çok üzerinde durduğu ve dert edindiği mesele nedir?

19. asırda pozitivizmin yahut maddeciliğin yoğun propagandasıyla hayattan çekilen, 20. yüzyılın ilk yarısında iyice içine girdiğimiz yeni dünya düzeniyle yaşama pratiklerimiz arasından sürgün edilen dinin yeniden ihyası, inancı yeniden kuşanmamız; işte Karakoç'un en büyük derdi budur. Derin bir dert. Meselesi, 'İslam'ın dirilişi', bunun sonucu olarak 'insanlığın dirilişi'dir. İnsanımızın 'yitik cennet'i yeniden bulma cehdi kazanması. O, bu büyük dava için mücadele etmiştir/ etmektedir.

-Tezinizi hazırladığınız günden bu yana Karakoç'un düşünce dünyasında; savunduğu ya da karşı durduğu fikirler açısından değişimler, farklılaşmalar yaşandı mı?

Hayır. Zaten o günden beri Karakoç'un yeni bir eseri yayımlanmadı, daha önce Diriliş'te çıkan yazıları kitaplaştı. Yazı hayatını noktaladığı 90'lı yılların başında Sezai Karakoç neredeyse düşünce verimini tamamlamıştı. O günden sonra, zaman zaman gündeme dair yapmış olduğu konuşmalarda, önceki düşüncelerinin hilafına bir şey söylemedi. Bu bağlamda kusursuz bir tutarlılık örneğidir.

-Şair ve düşünce adamı kimliği nasıl bir çizgide ilerliyor Karakoç'un? Şiiri mi düşünce dünyasını şekillendirmiş, düşünce dünyası mı şiirinde etkin olmuş?

Bana sorarsanız aynı çizgide. Karakoç'un düşünce ve duygu verimi olan eserleri yekparelik arzeder. Bu iki alandaki verimi, hep iç içedir; biri diğerine ne baskın olmuş, ne de biri diğerini şekillendirmiş. Şiirinde fikir, düşüncesinde şiirsel tat hep olagelmiştir. Düşünce yazılarını okurken onların bir şairin kaleminden çıktığını, şiirlerini okurken de şairinin bir düşünür olduğunu rahatlıkla anlarsınız. (Röportaj: Gülcan Tezcan-Star-17 Şubat 2013 Pazar)

YORUMLAR