21.01.2019 06:20
Köksüz şekilde Batı’dan sanat aldık

Usta sanatçı Erbil “Batı sanatını Türkiye’ye getiren kimseler, şekilci bir tarzda bunu yaptılar. Her Avrupa’ya gidişte bir şeyler görüp bu topraklara taşıdılar. Yapılanlar köksüz ve aktarmacı idi” diyor.

MURAT ÖZTEKİN

Ressam Devrim Erbil, dile kolay 60 senesini sanata adamış bir isim, Türk resim sanatının yaşayan efsanelerinden biri…  Bedri Rahmi Eyüboğlu gibi isimlerden ders alan Erbil, zamanında pek yapılamayanı yaparak Selçuklu desenleri, camiler ve geleneksel motiflerle dolu eserler imal etti... “Köksüz” olarak tabir ettiği bazı sanat akımlarından da uzak durdu hep… Erbil, bu eserlerinden bir kısmını Kazlıçeşme Sanat Galerisinde açılan “Doğanın Ritmi” adlı retrospektif sergisinde biraraya getirdi. Biz de 25 Şubat’a kadar açık kalacak serge vesilesiyle Erbil’le hayatını konuştuk.

Maziye baktığınızda ne görüyorsunuz?
“Bütün bu eserleri nasıl yaptım?” diye düşünmeden edemiyorum. Üstelik biz sadece ressamlık da yapmadık, akademisyenliğin yanında hareketli bir sosyal hayatımız vardı. Buna rağmen -tam olarak bilmiyorum ama- eserlerimin sayısının üç binden fazla olduğunu tahmin ediyorum. Gençliğimde resim arşivimi düzgün tutamadım. İnsan nerelere geleceğini tahmin edemiyor zira.

YAŞ SEKSEN İKİ, ÇALIŞMA SAATİ ON İKİ
Büyük bir sanatçı olma hayali  kurmuyor muydunuz yani?

Profesör ve devlet sanatçısı olacağım aklımın köşesinden bile geçmedi. Sadece büyük bir tutukluyla resim yaptım. O yıllarda beni “çok üretiyor” diye eleştirdiler. Paletim kurumaz, günlük çalışmam dört saatten aşağıya düşmezdi.

Şimdi çalışma temponuz ne durumda?
Yaşım seksen iki ama on iki saat çalıştığım günler bile oluyor. Bu, bir maraton koşucusunun son metrelerde depara kalkması gibi... Fakat gençlerde baktığımda ne yazık ki bir umutsuzluk görüyorum. Yurt dışına gitmek istiyorlar. Ama ben Anadolu’da dünyaya gelmeyi büyük bir şans sayıyorum. Çünkü bu kültür mirası başka yerde yok.

Siz hep Batı’yla hesaplaşmamız gerektiğini söylüyorsunuz. Niçin?
Batı sanatını Türkiye’ye getiren kimseler şekilci bir tarzda bunu yaptılar. Her Avrupa’ya gidişte bir şeyler görüp bu topraklara taşıdılar. Yapılanlar köksüz ve aktarmacı idi. Yöntemini herkes kendine göre bulur. Önce bu durumu fark etmek gerekiyor. Ben, kendi özümüze sadık kalarak inandığı yolda giden bir sanatçı olmaya çalıştım. Bu toprakların temellerini araştırdım. Selçuklu ve Osmanlı kültürüyle yoğrulmuş Doğu’nun esrarını anlamaya çalıştım.

HAT SANATI YAZININ ESTETİK ZİRVESİ
Resimlerinizde gelenekle kurduğunuz bağ da hep ön planda oldu. Bunun kaynağında ne var?

Bunun kaynağında bir Anadolu insanı olmam ve bu değerleri hissetmem var. Küçüklükten beri minyatür ve diğer geleneksel sanatlar alakamı çekerdi. Üniversitede okurken Türk İslam Eserleri Müzesinden çıkmazdım.

Ananevi sanatlardan sizi en çok tesir altında bırakan minyatür müydü?
Minyatürün düzeni beni etkiledi. Ama benim için asıl önemli olan hat sanatı. Yazı, nasıl bu kadar estetik bir mertebeye yükseltilebilir, hat sanatında gördüm. Hattatların işlerine tutku ile bağlanmaları, ellerinin hassasiyeti kaybolmasın diye yük taşımamaları çok alakamı çekti. Camilerin köşelerindeki büyük mumların içine dua sinmiş isleriyle mürekkep yapılıp yazılar yazıldığını öğrenince, bu işin çok manalı olduğunu anladım.

Eserlerinizde Anadolu kültürünün yanı sıra İstanbul da başköşede…
Ben bir Anadolu insanıyım. Ama altmış senedir de İstanbul’da yaşıyorum. Burası dünyanın en ihtişamlı şehri. İstanbul’un bir benzeri yok. Sıkıntılarını görmedikçe sizin için muhteşem bir şehir oluyor. Bunu çizmemek mümkün değil!

Peki, bu detaycı çizimlerinizden ötürü, gözleriniz sizden şikâyetçi değil mi?
Rahmetli babam da kendimi çalışarak paraladığım için “Öldüğün zaman bedenin senden şikâyetçi olacak” derdi. Hâlâ gözlük kullanmadan resim yapabiliyorum. Ben onlardan şikâyetçi değilim. Onlar da benden olmaz inşallah.

MÜZE HAYALİM İÇİN ESKİ ESERLERİMİ TOPLUYORUM
Devrim Erbil “Benim adıma liseye kadar tahsil gördüğüm Balıkesir’de bir müze var. Ancak zamanla başka sanatçı arkadaşların eserlerine de orada yer açtık. Sanat paylaşmaktır ama bu defa benim resimlerime orada yer kalmadı. (Gülüyor) Şimdi İstanbul’da bir müze açma hayalim var. Müzayedelerden eski resimlerimi topluyorum. Hepsini değil ama belirli dönemlerden elimde resim yoksa onları almaya çalışıyorum. Müzenin yeri de hazır, şu an projesi çiziliyor” diyor.

YORUMLAR