07.10.2019 05:08
Hadi gel şehrimize geri dönelim!

Meryem Uzerli’nin başrolünde olduğu “Kovan” filmi, köyde çiftlikler kuran modern insanların trajikomik hâllerini yansıtıyor. Filmin yönetmeni Eylem Kaftan “Tabii ki köyünüze dönmek istiyorsanız dönün ama her türlü maceraya da hazırlıklı olun” diyor.

MURAT ÖZTEKİN

İstanbul’da yaşayan beyaz yakalı insanların ağzından “Terk edeceğim buraları, bir köyde çiftlik kuracağım” sözleri artık daha sık dökülüyor. Dediğini yapanlar oluyor ancak mühim bir kısmı taşrada “trajikomik” durumların içerisine düşüyor… İşte modern insanın tabiatla bütünleşeyim derken düştüğü o hâller bir filme konu oldu. Çektiği dokümanter filmlerle tanınan yönetmen Eylem Kaftan,  “Kovan” filminde, Almanya’dan köyüne dönerek vefat eden annesinin arılarına sahip çıkmaya çalışan bir kadının hâllerine odaklanıyor. Meryem Uzerli’nin canlandırdığı Ayşe karakterinin ayılar ile arılar arasında kalışı bazen komik bazen de dramatik şekilde filme yansıyor. Biz de yönetmen Kaftan’la bir araya gelerek festivallerde görücüye çıkmaya başlayan filmini konuştuk…

¥ Sinemaya dokümanter filmlerle başladınız. Sanırım belgeseller sizin için ufuk açıcı oldu…
Yüzde yüz ufuk açıcı oldu. Yaklaşık yirmi yıldır bir belgeselci olarak dünyanın pek çok noktasından farklı hikâyeleri ekranlara taşıdım.  Belgeseller sayesinde normalde içine girmeyeceğim insan toplulukları arasında bulundum. Hikâyeler ve karakterler bu maceralardan geldi. Bu benim için büyük bir şanstı.


Meryem Uzerli’nin başrolünde olduğu “Kovan” filmi, köyde çiftlikler kuran modern insanların trajikomik hâllerini yansıtıyor. Filmin yönetmeni Eylem Kaftan “Tabii ki köyünüze dönmek istiyorsanız dönün ama her türlü maceraya da hazırlıklı olun” diyor. 

BELGESELDEN DOĞDU
¥ İlk kurmaca filminiz ‘Kovan’ da dokümanter izler taşıyor. Filmin ortaya çıkışının arka planında nasıl bir hikâye var?

Dokümanter izler görmenize sevindim. TRT Belgesel’de program yaparken Karadeniz’i de içine alan yerlerdeki çiftlikleri çekiyorduk. Bu seyahatlerde şehrin kaosunda boğulduğunu söyleyip sade bir hayat yaşamak için köye dönen insanların hayatlarına dâhil oldum. Onların başarısızlıkları, köylülerle olan irtibatları ve Anadolu insanının kendileriyle dalga geçmesi ilgimi çekti. Kendini akıllı zannederek köye dönen modern insanın o kadar da akıllı olmadığını, tabiat karşısında çaresiz kaldığını fark ettim. Asıl hikâye ise tanıştığım bir arıcı kadının ayılarla yaşadığı mücadeleden doğdu.

¥ Filminizde “Hadi gel şehrimize geri dönelim!” diyorsunuz sanki…
İyiymiş! (Gülüyor) Tabii ki köyünüze dönmek istiyorsanız dönün ama her türlü maceraya da hazırlıklı olun. Ayılar, arılar, çamur… Karadeniz gibi yerlerde çok zor şartlar var. Oranın insanları coğrafyaya benzemiş. Şehirli insan ise bunlara alışkın değil.

UZERLİ ARI FOBİSİNE KARŞI KOYDU
¥ Bu zor şartlarda çekimler nasıl geçti peki?

Filmi, Artvin’in Borçka ilçesine bağlı iki bin metre rakımlı Macahel adlı dağ köyünde çektik. Halk eseri çok sahiplendi, imece usulü gibi oldu. Meryem Hanım’ın (Uzerli) da gerçek hayatta bir arı fobisi varmış. Kendisi bir mekânda arı görse hemen orayı terk ediyormuş… Rolü kabul etmenin kendisi için hayırlı olacağını düşünerek, korkusunun üzerine gitmeye karar verdi. Arılıktayken astronot gibi kıyafetini çıkarmadı ama rollü ustalıkla başardı. Bir sahnede Meryem’in yüzüne bir arı bile koyduk.

¥ Bu filmi çekmenin size kazandırdığı en mühim şey ne oldu?
Ben film yapmanın manevi bir pratik olduğunu düşünüyorum. Tabiat bize çok şey anlattı; çaresizliğimizi, her şeyin bizim planladığımız gibi gitmeyeceğini, kötü giden şeylerin de bazen hayırlı olabileceğini gösterdi.

SİNEMAMIZ KİMLİK KRİZİNDE
¥ Peki, Türk sinemacıların Anadolu insanıyla olan münasebetini nasıl buluyorsunuz? Mevzuya biraz “Fransızlar” mı sanki?

Durum Fransız kalmak gibi değil ama Türk aydınının belki cumhuriyetin kuruluşuna, belki daha önceye uzanan bir kimlik krizi var. Türk sinemacılar da bu krizi bire bir yaşıyor. Ne şehirli ne köylü olan, Doğu ile Batı, laiklikle dindarlık arasında kutuplaşmış bir hâldeler… Dolayısıyla taşraya dönmeye çalışmak o kimlik krizine şifa aramak demek.

¥ Son yıllarda kadın odaklı filmlerde feminist ideoloji öne çıkıyor. Siz kadın bir yönetmen olarak propagandist davranıyor musunuz?
Filmimde hırslı bir kadın karakter ayıyla mücadele edecek kadar tabiatı karşısına alıyor ama aynı zamanda hatalar yaptığı için hırpalanıyor. Böylece kadının güçlü yönlerini yansıtıyorum ama yaptığı yanlışlar üzerinden onunla alay da ediyorum. Net bir ideolojik tutumda olmanın filme zarar vereceğini düşündüğüm için bir tartışma meydana getirmeye çalışıyorum.


Filmin başrolündeki Ayşe karakterini Meryem Uzerli canlandırırken ona Burcu Salihoğlu, Feyyaz Duman, Hakan Karsak gibi oyuncular eşlik ediyor. TRT’nin ortak yapımcısı olduğu filmin yapımcıları arasında Canol Balkaya ve Mustafa Karadeniz de yer alıyor. 

YORUMLAR