09.10.2019 06:37
'İnandıkları uğruna Hollywood’u reddetti'

On sene önce aramızdan ayrılan usta sinemacı Halit Refiğ’i eşi Gülper Refiğ’den dinledik… Eşinin sinemada yerli bir dil kullandığı için linç edildiğini söyleyen Refiğ “Bir yabancıyı filmde Müslüman yaptı diye gazeteler kendisine saldırdı. Belki inanmazlar ama senaryosuna karışılınca Hollywood’dan gelen film teklifini reddetti” diyor.

MURAT ÖZTEKİN

Türk sinemasının en sıra dışı yönetmenlerini saysak şüphesiz ilk sıralarda Halit Refiğ’in ismini zikretmemiz gerekir… Robert Koleji gibi Avrupai okullarda okumasına rağmen Refiğ’in nevi şahsına münhasır bir vatanseverliği ve “ulusal sinema” fikri vardı. Halit Refiğ Kendisini “dindar” olarak kabul etmese de Türk kültürünü ön plana çıkardığı filmleriyle ses getirdi. Ama birtakım çevrelerin gazabına uğradı; “mürteci” diye yaftalandı, filmleri yakıldı, bazen de görmezden gelindi...  11 Ekim 2009 tarihinde hayata gözlerini kapayan Refiğ’in sinema dili ve söyledikleri şimdi daha revaçta. Biz de vefatının 10. yıl dönümüne yaklaştığımız günlerde eşi Gülper Refiğ’le buluştuk, efsane sinemacı hakkında konuştuk…

* Eşiniz Halit Refiğ’le sanılanın aksine çok zor şartlarda yaşamışsınız. Nasıl mutlu olmayı başardınız?
Biz hep kirada oturduk, ben şu anda da kirada oturuyorum. Ben zenginlik arzulamadım. Bu yüzden zor şartlarda bile nasıl mutlu olunur bildik. Lüks sitelerde oturan insanlar inanın kapıcılık yapanlardan daha mutlu değiller. Malikânelerde ağız tadı var mı? Bizim peynir ekmek yediğimiz zamanlar oldu ama o sofrada Oğuz Atay gibi isimler otururdu. Ne sohbetler olurdu rutubetli evimizde.

* Başka kimler gelir giderdi evinize?
Meşhur yönetmenler, Oscar kazanmış kameramanlar, oyuncular, sanatçılar geldi gitti. Kadir İnanır, Türkân Şoray gibi yıldızlar da iş için gelip gidenler arasındaydı. Bizim evimizde neşeli sohbetler olurdu ama 35 sene bir kişi hakkında bile dedikodu yapılmadı.

HEP KÜÇÜK MASASINDA YAZDI
* Halit Refiğ senaryolarını hep evde mi kaleme alırdı?

Evet, devamlı evde yazardı. Küçücük bir ahşap masası vardı, onun üzerinde çalışırdı. Şu masayı değiştirelim derdim, katiyen kabul etmezdi. Vefatına kadar kullandı.

* Eşiniz hakkında eser yazdınız. Evliliğiniz boyunca devamlı hatırat mı tuttunuz?
Ben evlendikten sonra çok sıra dışı bir adamla yaşadığımı fark ettim. Milliyet’in eski sahibi Ercüment Karaca da “Bu adam enteresan biri, hayatını not et!” diye tavsiyede bulunmuştu. O tavsiyeye uyup evlendikten sonra ara ara notlar tutmaya başladım. İyi ki bunu yapmışım zira yazdıklarım insanın aklında kalacak şeyler değildi.

VATANSEVERE SİNEMA ÂDETA YASAKLIYDI!
* Peki, Halit Refiğ’de “ulusal sinema” fikri nasıl oluştu?
Canımın dinin ritüel kısmıyla arası yoktu ama İslam’a ve Anadolu tasavvufuna çok saygılıydı. Hakiki İslam Selefilik değil, Hacı Bektaş-ı Veli ve Ahmed Yesevi gibi zatların öğrettikleridir. Halit’çiğim de bunları sinemasına yansıtmak istiyordu. Bu ülkenin büyüklüğüne, kültürünün yüksekliğine çok inanıyordu. Ama çok reaksiyon aldı. Özellikle “Bir Türk’e Gönül Verdim”de bir yabancı kadını Müslüman yaptı diye gazeteler bize saldırdı. Ama nasıl bir saldırı!.. Bir tek sinema yazarı bile Halit hakkında iyi bir şeyler yazmaya cesaret edemedi.

GERİCİ YAFTASI
* Refiğ kendisini dindar olarak tanımlamıyor ama...
Siz Türkiye üzerinde oynanan oyunların sadece son on senedir yapıldığını mı sanıyorsunuz? Türkiye’de vatansever birinin sanat yapmaması lazım! Onun sinemaya atıldığı dönemde geri kaldık edebiyatları tavan tapmıştı. Halit’çiğim üç yaşında başlamış okumaya. Tarihimizi iyi bildiği gibi Batı’yı da iyi tanıyordu. O yıllarda “İslam da geri değil, kültürümüz de geri değil” diyordu. Belki inanmazlar ama senaryosuna karıştılar diye Hollywood’dan gelen film teklifini reddetti.

* Nasıl oldu o hadise?
Selçuklu döneminde geçen filmin senaryosunda Bizanslı Beatrice ve bir Selçuklu kahraman birlikte anlatılıyordu. Selçuklu askeri, yüksek erdemli olarak tasvir ediliyordu. Amerikalı yapımcılar önce senaryoyu kabul edip çalışmaya başladılar. Ancak bunlar İslam’ı yücelten filme milyon dolarlar yatırırlar mı! Bir gün ABD’den bir telefon geldi; Halit’ten senaryoda Hristiyan karakter lehine küçük bir değişiklik yapmasını istediler. Canım “Bir defa taviz verince onun sonu gelmez” deyip projeyi reddetti. Hâlbuki ben kiradan kurtulacağız diye seviniyordum.

* Eşinizin Kemal Tahir’in fikirlerine tesiri ettiği söylenir. Doğru mu?
Kemal Tahir Marksist biriydi. Ama Kemal Tahir’le görüşüyormuş. Kemal Tahir’le Osmanlı hakkında tartışıp görüşlerine ise karşı çıkıyormuş. Nihayet Kemal Tahir’den çekecekleri bir Osmanlı filminin senaryosuna yardım etmesini istemiş. Sonra film projesi iptal olmuş ama Kemal Tahir bir şeyler yazmaya devam etmiş, böylece “Devlet Ana” romanı doğmuş. Halit, bir noktada Kemal Tahir’in Osmanlı hakkında ön yargılarının yok olmasına vesile oldu. Ama Osmanlıyı yazdığı için Kemal Tahir’e de “dönek” denildi.

OĞUZ ATAY'IN İKİ KİTABINDAN BAHSETMEZLER
* Yazar Oğuz Atay da evinize gelip gidenlerdenmiş…
Oğuz Atay Batıcıydı ama bizim eve sık sık gelip giderdi. Eşimle sabahlara kadar tartışırlardı. Sonra bazı fikirlerini değiştirdi. Nitekim son yazdığı eserlerden olan “Oyunlarla Yaşayanlarda” “Ey talih neden ecnebi malumatın kölesi yaptın bizi!” diye bu fikirlerini ifade etti. “Bilim Adamının Romanı” da aynı mesajlarla doludur. Bu yüzden bu iki kitaptan bazıları hiç bahsetmez.

* Şu an Türkiye’deki kültürel atmosferi nasıl buluyorsunuz?
Hâlâ bizim yaşadığımıza benzer engeller devam ediyor. İktidar millî bir dava güdüyor. Bu yüzden önceden Cumhurbaşkanı’na “İkinci Atatürk” diyenler bugün “diktatör” diye küfrediyorlar. Maalesef paranın ucu Batı’daki insan sömürenlerin elinde. Mesela film festivalleri onların kontrolünde. Tertipleyenlere bakın hep aynı tipler!

 

YORUMLAR