Türkiye Gazetesi 50.Yıl
10.02.2020 05:11
Bir âşığın fırçasından eski İstanbul günleri

1919-1921 yıllarında İstanbul’da yaşayan ve şehre âşık olan Gritchenko’nun, yedi ülkeden toplanan eserlerinin yer aldığı ilk sergi, mazinin kasvetli günlerinden renkli tablolar sunuyor.

MURAT ÖZTEKİN

İstanbul tarih boyunca sayısız sanatçıyı ağırladı, çoğunu kendine âşık ederek uğurladı… Onların arasında “mülteci bir ressam” vardı ki, hikâyesi fazlaca “nevi şahsına münhasırdı”… Bu kişi Rusya’nın tanınmış ressamlarından ve sanat tarihçilerinden Ukrayna asıllı Alexis Gritchenko’dan başkası değildi... Gritchenko, Bolşevik ihtilalinden sonra “Sanat propaganda vasıtasına dönüyor” diyerek Komünistlerin hâkim olduğu topraklardan bir gemiyle İstanbul’a kaçtı. Böylece yalnızca baskıcı rejimden kurtulmadı, kendine has tekniği de kurtarmış oldu.

ŞEHRE ÂŞIK OLDU
Kasım 1919’da yanında bir paltoyla İstanbul’a ayak bastığında, İngiliz işgali altında olan şehir karmaşalı günler yaşamaktaydı. Ama mevzuyla doğrudan alakası olmayan Gritchenko, şehrin güzel taraflarını görmeyi tercih etti… Zira mülteci olarak geldiği Osmanlı İstanbul’unun ananevi silüeti kendisini fazlasıyla celbetmişti; adım adım dolaştığı Tarihî Yarımada’ya hayran kalmıştı. En çok da Ayasofya’ya... Namaz kılan müminleri, ders veren hocaları ve dervişleri kendine has üslubuyla tasvir etti... Gayrimüslim olmasına rağmen o kadar çok cami gezdi ki, Rus arkadaşları “Bugün namazını kılmadın mı” diyerek kendisine takılmaya başladı... “Namaz Kılan Hamal”, “Namaz Vakti” ve “Fesli Dört Adam” gibi meşhur eserleri böyle ortaya çıktı… Bunun yanında o zamanki gündelik hayatı da kendi resim tarzıyla kayıt altına aldı. Gritchenko, İstanbul’da ilk başlarda soğana talim ettiği günler geçirse de kısa zamanda ressamlar tarafından tanındı. İbrahim Çallı ve Namık İsmail gibi isimlerin yanı sıra Feyhaman Duran gibi sanatçılarla yakın dostluklar kurdu, dahası onları sanatıyla tesir altında bıraktı. Sıra dışı ressam, iki sene kaldığı İstanbul’dan değişerek ve değiştirerek ayrıldı... Şehri unutamayan Gritchenko, yerleştiği Fransa’da “Deux ans à Constantinople” (İstanbul’da İki Yıl) adıyla bir hatırat da yazdı...

CAMİLER, TÜRBELER, DERVİŞLER…
Eserlerini İstanbul aşkıyla ortaya çıkarmasına rağmen Türkiye’de çok az tanınan ressam Alexis Gritchenko’nun resimleri İstanbul’da ilk defa açılan bir sergiyle gün yüzüne çıkarılıyor. Ben de “Alexis Gritchenko - İstanbul Yılları” adlı sergiyi görmek için kalabalık İstiklal Caddesi’ni adımlayarak 1910’larda Petraki Meymaridis tarafından yapıldığı düşünülen Meymaret Han’daki Meşher sanat merkezine adım atıyorum... Dolambaçlı merdivenlerden sonra Alexis Gritchenko’nun kişiliğini yansıtan bir portresi karşılıyor beni. Sonra ibadet eden müminlerden dervişlere, eski balıkçılardan fesli adamlara kadar üzerine sis çökmüş şehrin bir asır evvelindeki kahramanlarıyla karşılaşıyorum. Gritchenko’nun “dynamocolour” üslubuyla yaptığı buğulu resimlerde surlar, camiler, mezar taşları vesair mabetler “umut” dolu bir şekilde beni selamlıyor... Ressamın büyük bir çabayla yedi ülkedeki 20’den fazla müze, arşiv ve özel koleksiyondan bir araya getirilmiş 150’den fazla eseri yer alıyor sergide.
Tarihî bir bölgede, tarihî bir dokuya sahip binada görülebilen resimlerle “Bu ülkede her şey ressamlar için... Burası Avrupa gibi değil. Her adımımı kendi irademe, arzuma, bazen tamamen sergilerime göre atabiliyorum. Ressamın yeri burası” diyen sanatçının hisleri siniyor ortalığa. Bazen de onun İstanbul’da o yıllarda olan bitenleri umursamamasına sizi şaşırtıyor. Tabii, İstanbul’a mülteci olarak gelen sanatçının, hayata tutunma çabasına şahitlik ediyor, imreniyorsunuz. Çeşitli arşivlerden toplanan mektup ve videolar da sergiyi daha renkli kılıyor…

SANATINIZ BATI'DA DEĞİL MEZARLIKLARDA
İstanbul’da iki sene boyunca kalan Alexis Gritchenko, şehri kayıt altına almasının yanı sıra Türk ressamlara da tesir etti. Gritchenko, Türk ressamlara, Kırık bir Türkçe ile Batı sanatının Türklere örnek olmayacağını anlatıp mezar taşlarından ve minyatürlerden ilham almaları gerektiğini anlattı. İbrahim Çallı gibi sanatçılar onun söylediklerine kulak astı. Enteresandır, kafa karışıklığı içinde olan Türk sanatçılara kendi değerlerini öğreten Ukraynalı bir mülteci ressam olmuştu.

YORUMLAR