12.02.2020 07:51
Bütün güzellik toprakta saklı

Kırkıncı sanat yılını kutlayan seramik sanatçısı Ahmet Nejat Birdevrim “Bütün güzelliklerin yeşerdiği toprak, sanatı da yeşertiyor. Çamuru şekillendirerek ortaya çıkardığınız eserlerde ayrı bir mana var” diyor.

Murat Öztekin - Sanatçı Ahmet Nejat Birdevrim, Zekâi Dede Efendi ve Cahide Keskiner’in gibi isimleri çıkarmış, dostları Süheyl Ünver olan bir aileden geliyor. Kırk sene evvel seramik sanatına başlayan Birdevrim, toprak ve ateşin ahengiyle meydana gelen eserlerinde ananevi olanın peşine düşüyor. Ahmet Nejat Birdevrim, yarın açılacak “Toprakla Yeşeren 40 Yıl” adlı sergiyle 40. sanat yılını taçlandırıyor. Biz de kendisiyle sohbet ettik... 

l Seramik sanatında usta çırak geleneğiyle değil kendi çabalarınızla ilerlemişsiniz. Sanat maceranız nasıl başladı?
Lisede elektrik okumuştum. Tabii, üniversite de elektrik okumak istiyordum. Fakat tezhip ve minyatür sanatçısı olan halam Cahide Keskiner, “Senin el becerin iyi” diyerek sanat okumamı tavsiye etti. Malumunuz kendisi, meşhur sanat adamı Süheyl Ünver’in talebesidir. Ben de onun tavsiyesine uyarak Devlet Tatbikî Güzel Sanatlara girdim. Giriş o giriş… Seramiğe de orada başladım. 

l Halanız Cahide Keskiner’den neler öğrendiniz?
Çocukken Cahide halamla altlı üstlü oturuyorduk. Hep onun yanına iner, yaptığı çalışmalara bakardım. Küçükken yapılanlar size işler ya, bende de öyle oldu sanırım. Halam sanat çalışırken bana da küçük işler yaptırırdı. Fırına eser bile yerleştirirdim. Halamla hallihamur olarak sanata heves ettim yani. Zaten ben sanatçı bir ailenin çocuğuyum. Ailem Zekâi Dede Efendi’ye dayanıyor. 

SÜHEYL HOCA’NIN NOTUNU SAKLIYORUM
l Süheyl Ünver’i gördünüz mü peki?

Süheyl Hoca beni gördü ama ben onu ne yazık ki hatırlamıyorum. Kendisi halamın hocası olmasının yanında babamın da ahbabıydı. Hatta doğumumda bana hitaben eski harflerle ebcetle bir not yazmış. Hâlâ evimde saklarım o notu.  

l Peki, seramik sanatına sizi çeken ve 40 senedir bağlayan şey neydi? 
Seramik sanatının kaynağı olan toprağın insan üzerinde çok farklı tesirleri var. Toprak kayıt cihazı gibi hisleri, konuşulanları ve gözyaşlarınızı kaydedip size geri veriyor. Buna sanatçı abartısı olarak bakılabilir ama öyle değil.

l Bu nasıl oluyor?
Benim bazı panolarımda gözyaşlarım vardır. Mesela yüce Allah’ın isimlerini çalıştığım bir eserimi ağlayarak yapmıştım. Görenler “Bu eser konuşuyor” dediler. Toprağın çok büyük sırrı var. Bütün güzelliklerin yeşerdiği toprak sanatı da yeşertiyor. Çamuru şekillendirerek ortaya çıkardığınız eserler mana yüklü oluyor.

l Peki, seramik pişerken sanatçı da manen pişiyor mu?
Bu sanatta son nokta eser fırında pişerken konur. Ateş çalışmayı nihayete erdirirken duygularınıza da son noktayı koyar. Ama bazen altı ay çalıştığınız eserler bu safhada kırılabilir. Bu seramik sanatçısı için en acı şeylerdendir. O zaman bütün duygularınızla birlikte işiniz de kaybolur. 

l Eserlerinizde diğer Türk-İslam sanatlarının yoğun tesirini de görüyoruz... 

Toprak ısıyla birleşip sertleştiğinde bunun adına seramik deniliyor. Seramik bir malzeme türüdür; diğer sanat dallarını kullanarak eserleri meydana getirirsiniz. Aslında ben seramiği kullanarak resim, heykel ve hat sanatı yapıyorum. Geleneksel sanatlar ise bizim köklerimiz. Hat, ebru, tezhip gibi sanatlara bugün bütün dünya hayran. Bir sanatçıya mutlaka geleneksel çalış diyemeyiz ama klasik sanatlarımızı ayakta tutmamız lazım. 

l Niçin?
Ben Barış Mançolarla birlikte modada büyüdüm, önceden müzik de yaptım. Eğer bu yoldan ilerleseydim Türkiye’de beni tanımayan yoktu. Ama dikkat ederseniz bizim kültürel sanatlarımız ortalıkta görünmüyor. Sadece müzik ve tiyatro görünür kılınıyor. Ama Avrupa’da durum böyle değil. Sanatlara rağbet yüksek. Mesela Almanlar hat sanatını çok merak ediyor. 

Ahmet Nejat Birdevrim’in 40 senelik sanat hayatını yansıtan eserleri, yarın İstanbul Ticaret Odası Yeni Cami Hünkâr Kasrı’nda açılacak “Toprakla Yeşeren 40 Yıl” adlı sergide görülebilecek.  

Kendi rengimi dört yılda buldum
- Sanatçı Ahmet Nejat Birdevrim, eserlerinde kullandığı ve sırrını kendisinden başka kimsenin bilmediği özel bir turkuaz rengiyle tanınıyor. Sanatçı kendine has turkuaz rengini bulma hikâyesini ise şöyle anlatıyor: Seramik sanatına başladığım ilk günlerde bu renk için var gücümle çalışıyordum.  Bir müddet sonra Babam ‘Oğlum artık bir şeyler üret. Elektrik parası ödemekten yoruldum’ diye bana yakınmıştı. Renk atıp fırınlayarak yaptığım 3 bin 500 denemeden sonra turkuaz rengimi bulabildim. Bu, dört senemi aldı. O sırrımı bugün her çalışmamda kullanıyorum. 
 
   Kırk senelik sanat hayatının manevi bir çaba olduğunu söyleyen Birdevrim “Ben her zaman Allah’ın ismini üst noktalara taşımak için çaba sarf ettim. İster modern sanat ister geleneksel hep bunun peşinde oldum. Elim ayağım tuttuğu müddetçe de bunu yapacağım. Kırk yıllık çabam bu… Sanatın sonu yok. Sanatçı yaşadığı müddetçe duygularını yansıtmaya devam eder. Ne zamana kadar devam edebilirsem edeceğim” diye konuşuyor. 

 

YORUMLAR