Türkiye Gazetesi 50.Yıl
23.03.2020 06:00
Tetikten kamışa!..

Eli asla titremeyen bir Özel Harekâtçıyken hat sanatçısı olan Cavit Yumuşak “Öyle ki sağ elimin parmağı inceldi, kamış artık cuk oturuyor yuvasına” diyor.

İrfan Özfatura - Cavit Yumuşak Özel Harekât’ın en sert polislerinden biri, attığını vurmakla tanınıyor teşkilatta. 
Yaşını başını aldıktan sonra hat sanatı ile tanışıyor ve Bursa’nın en velut isimlerinden biri oluyor. Gün geçmiyor ki yeni bir istif ve tasarımla çıkmasın karşımıza. Öyle alkıştan hoşlanan biri değil ama bizi kıramıyor okuyucularımız için hat serüvenini anlatıyor kısaca: 
Ben 1960 Çanakkale, Çan, Terzialan’da doğdum, ilk ve ortaokulu beldemde okudum. Lisemiz yoktu, Bursa’ya geldim, Vakıflar Yurduna. Bir an önce elime ekmeğimi almalıydım, askerliğimi yapıp Erzincan Polis Okuluna başladım. Atışta ve sporda çok başarılıydım, beni özel harekâta ayırdılar. Elim asla titremezdi çelik bilek derlerdi bana. Mesleğe Diyarbakır’da adım attım, Doğu ve Güneydoğu Anadolu’da gezmediğim yer kalmadı. Sonra Bursa Terörle Mücadele’ye yollandım, yuvama dönmüş gibi oldum âdeta... Tam 14 yıl bu güzel şehirde vazife yaptım ve sırf Bursa’dan kopmamak için tekaüde ayrıldım. 

HİÇ UNUTMAM BİR GÜN
Bir gün Irgandı Köprüsünden geçerken hanım hattatlardan Mutlu Çatalkaya’nın eserlerine takıldım. Beni çekti cezbetti adeta. Mutlu Hanım “Siz de yapabilirsiniz” dedi, gayret verdi bana. 
- Kiiim ben mi? Yok ya!
- Bakın bu Hoca’mın telefon numarası, haftada bir Bursa’ya geliyor, deneyin ne kaybedersiniz? Bir kamışla mürekkebe bakar sonunda... 
Çekinerek Mahmut Şahin Hoca’ya telefon açtım. Baktım genç, sıcak, müşfik bir ses var karşımda. 
- Hoca’m ben sizden ders almak istiyorum.
- Niçin olmasın, hay hay...
- Ama yaşım biraz ileri. 
- Ne kadar?
- Elli iki efendim
- Bak benim Kocaeli’de bir öğrencim var 92 yaşında, gençlere taş çıkartıyor evelallah.
- Ama gözlerim de iyi değil.
- Hatta başla düzeldiğini göreceksin, hiç endişen olmasın bu hususta. 
Sekiz sene evvel derse başladım. Dediği gibi oldu, gözlerimde ağrı sızı kalmadı. Evet, yine aynı numarayı kullanıyorum ama keskinleşti zamanla. 

RABBİYESSİR VEL TUASSİR
Mahmud Hoca, ilk dersimde bir “Rabbiyessir…”  yazdı “Al bunu” dedi, “aynısından yap getir bana.”
Eğer yazıda üç hata bulursa “Aşk ile bir daha yaz” derdi. Nitekim geçemedim ilk hattımda. Ancak ikinciden sonra çok az geri döndüm, hızla ilerledim. O günlerde bir şirkette güvenlik müdürüydüm, vaktim müsait, yaz babam yaz. Mahmud Hoca’m bir sayfa meşk verir ben 40 sayfa yazardım en az. Kucak dolusu hat bırakırdım masasına. Tek tek hepsine bakar, tashihlerini yapardı. Hocayı sevmek çok mühim biliyor musunuz, zaten onun güler yüzü olmasa bu hizmet böyle katlanamazdı Bursa’da.
Polislikten kalma alışkanlıkla gündüzleri şehri turlarım, karanlık çöküp de el ayak çekilince oturur, sabahlara kadar yazarım, arkadaşlar gece kuşu derler bana. Öyle ki sağ elimin orta parmağı inceldi, kamış artık cuk oturuyor yuvasına. Bâb-ı Nun Derneği tarafından kurulan hat odası bizim için bulunmaz nimet oldu. Bu sanata gönül vermiş arkadaşlarla bir araya geliyoruz. Anlatılmaz bir dostluğumuz var, muhabbet şevkimizi kamçılıyor. 

Ulucami şimdi gözümde bir başka
Cavit Yumuşak: Yıllardır Ulucami’ye gider gelirim ama şimdi bambaşka bir gözle bakıyorum duvarlara. Eskiden de gözümüze hoş görünürdü lâkin “aklam-ı sitteyi” (6 çeşit yazıyı) tanıdıktan sonra hayranlığım arttı bir kat daha. 
Eski yazılarımı karıştırınca mahcup oluyor, birine göstermeye utanıyorum. Kim bilir belki ileride bunları da göstermekten sıkılacağım. Hat sanatı insanı gün be gün ilerletiyor zira... Zaman zaman doğduğum Terzialan’a giderim. Beldemizde üç cami var, yazıları bir hattat için cazip değil, cemaatten biri almış eline fırçayı çizmiş olduğu kadar. Belki halk rahatsız olmuyor ama bu işle uğraşanlar orantısız olduğunu anlar. Aynı hatları düzgünce yazıp asmaya karar verdim. Yaklaşık bir ay çalışıp cihar-ı yâri güzin takımlarını hazırladım birer kelime-i tevhid ve muhakkak besmele de yazdım, götürüp camilere astık...

 

YORUMLAR