Türkiye Gazetesi 50.Yıl
26.06.2020 04:10
Perdenin afeti!

Pandemi tehlikesi henüz ortadan kalkmamışken tabii afetlerle sarsıldık. Önce deprem, sonra sel ve hortum... Hâliyle aklımıza sinemadaki tabii felaket filmlerinden sahneler geldi...

MURAT ÖZTEKİN

1970’lerde en yoğun dönemini yaşayan felaket filmleri, 2000’li yıllardan itibaren yeni görsel tekniklerle tekrar öne çıktı... Biz de envaiçeşit felaket filminden tabiata dair olanlarını seçtik. Gelin sinema salonlarının açılmasına çok az kalmışken o eserlerden öne çıkanları hatırlayalım…

KUSURSUZ FIRTINA
Tayfunda altı balıkçı

Deniz temelli filmlerin yönetmeni Wolfgang Petersen 2000 yapımı “Kusursuz Fırtına” filminde gerçek bir felaketten ilham alıyor; 1991’de ABD’de yaşanan “Yüzyılın Fırtınası” adı verilen hadiseyi hikâye ediyor. Felaketin ortasında kalan altı balıkçının hayatta kalma mücadelesine odaklanılan filmde biraz da insanoğlunun hırslarının neticelerine vurgu yapılıyor. Zamanında Türkiye’de oldukça popüler olan filmin oyuncu kadrosu George Clooney, Mark Wahlberg ve John C. Reilly gibi yıldız isimlerden meydana geliyor.

STOMBOLİ
Böyle olur İtalyan’ın işi

Meşhur İtalyan yönetmen Roberto Rosselini’nin Ingrid Bergman’lı klasik eserlerinden “Stomboli” (1950) her ne kadar ajite bir kadın hikâyesi anlatsa da tabii felaket dehşetine de yaslanıyor. Yönetmen İtalyan olunca, hortum değil yanardağ felaketi seyrediyoruz. Eserde mülteci kampından kaçmak için bir köylüyle evlenen Karin’in, yaşadığı birçok dramdan sonra bu defa kendisini lavlarla mücadele ederken bulması işleniyor. Yetmiş senelik filmin felaket sahneleri, devrine kıyasla oldukça realist...

2012
Görsel şölenli bir afet!

Beyazperdede “felaket” denilince akla ilk gelen yönetmen olan Roland Emmerich, filmleriyle sinema eleştirmenlerinin takdirine mazhar olamasa da popüler kitleyi cezbetmeyi fazlasıyla başaran bir sinemacı. Yönetmenin tarzının bütün özelliklerini yansıtan “2012” filmi de Maya takviminin kıyamet yılını merkezine alıyor. Arz ısınıyor, karalar hareket ediyor ve Nuh Tufanı’ndaki gibi sular yükseliyor... Yavan bir sosyal adalet vurgusu olan film, müthiş görsel efektleriyle öne çıkıyor.

KASIRGA
Belayı ararken…

Jan de Bont’un 1996 yapımı “Kasırga” adlı eseri ABD’deki fırtınaları araştıran Bill ve Joe isimli iki adamın, yeni bir keşif için girdikleri hayati tehlikeyi merkezine alıyor. Hikâyede Bill, kedine yeni bir yol çizmek üzereyken eski ekibiyle birlikte bir fırtınanın ortasına giriyor. Helen Hunt ve Bill Paxton’ın tesirli oyuncuklarına sahne olan eser, birçok noktalardan Amerikan seyircisinin korkularına hitap etse de geçtiğimiz günlerde gördüğümüz hortumlardan sonra bizim de bağ kuracağımız bir film oldu.

KORKUSUZLAR
Yangındaki hayatlar!

Yönetmen Joseph Kosinski’nin “Korkusuzlar”ı ise alevli bir tabii felaket filmi... 2013’te ABD’de yaşanan büyük bir yangın hadisesini merkezine alan eserde itfaiye ekip şefi Eric ile onun uyuşturucu bağımlısı elemanı Brendan üzerinden gelişen ve ailevi meselelere de uzanan bir hikâye var. Sakin bir tona sahip olan filmde felaket, suni olmayan görselliklerle seyirciye sunuluyor. Josh Brolin, Miles Teller, Jeff Bridges, Taylor Kitsch ve Jennifer Connelly’nin oyuncu kadrosunda  yer aldığı film, oldukça tesirli!

KIYAMET GÜNÜ
Tsunamide bir aile

İspanyol yönetmen Juan Antonio Bayona  “Kıyamet Günü” adlı filminde 2004’te Tayland’da yaşanan tsunami faciasına, “felaket filmlerinin” birçok klişelerinden uzak durarak bakmaya çalışıyor. Üç çocuklarıyla tatil için Uzak Doğu’ya giden Maria-Henry çifti, beklemedikleri anda dev dalgaların dehşetiyle sarsılır ve ortaya dokunaklı bir hayatta kalma mücadelesi çıkar. Naomi Watts ve Ewan McGregor’un isimlerine yakışan oyunculuklar çıkardığı filmde felaketi derdinden hissedeceğiniz çarpıcı sahneler var.

YERLİ SİNEMANIN FELAKETLERİ
Yerli sinemada da “felaket filmleri” kategorisine girebilecek filmler var. Ama bunlar daha çok deprem üzerine kurulu…  Kadir İnanır ile Türkân Şoray’ın başrollerinde yer aldığı “Deprem” (1976) yabancı filmlerden alınmış görüntülerle de olsa afeti merkezine alan ilk filmlerdendi. Alpgiray Uğurlu’nun çektiği “Enkaz” (2016) deprem sonrasında enkaz altında kalan bir kadının hikâyesine seyirciyi ortak ediyordu. Taylan Kardeşlerin “Küçük Kıyamet”i (2006) de deprem paranoyalarını ele alıyordu.

 

YORUMLAR