Türkiye Gazetesi 50.Yıl
07.09.2020 07:09
Minyatür altın çağını yaşıyor

Türkiye’de geleneksel sanatlara büyük bir rağbet olduğunu söyleyen minyatür sanatçısı Taner Alakuş “Günümüzde yapılan minyatürlerin eskiye kıyasla daha ileride olduğunu düşünüyorum” diyor.

Murat Öztekin

Taner Alakuş, yaklaşık 40 senedir minyatür sanatıyla uğraşan ve kadim sanatı yeni nesle aktaran bir sanatçı. Minyatür sanatının yeterince tanınmadığı bir zamanda sanata başlayan Alakuş, akademideki geleneksel sanatlar bölümüne ilk gittiğinde “Acaba burası hanım efendilerin gittiği bir kurs mu?” diye aklında geçirdiğini şimdi ise minyatür sanatına büyük bir sevgiyle bağlandığını söylüyor. Biz de geçtiğimiz günlerde talebeleriyle Nevmekân Bağlarbaşı Galeri’de “Duruş” sergisine imza atan sanatçıyla sohbet ettik….

> 1980’li yıllarda klasik sanatlar şimdiki gibi revaçta değildi. Minyatür sanatı nasıl öğreniliyordu?
İstanbul’da Cerrahpaşa grubu, Topkapı grubu ve Mimar Sinan Üniversitesi gibi geleneksel sanatlarla uğraşan gruplar vardı. Bu atölyeler arasında sıkı bir rekabet yaşanırdı. Ancak birbirlerine kapalı oldukları için farklı gruplardan faydalanamazdık. Benim sanatımdaki dönüm noktası ise usta sanatçı Yakup Cem ile tanışmam oldu. O “Size bir şey öğretemem, ancak bildiklerimi paylaşırım” derdi ama bizi başka bir boyuta taşıdı.
> Klasik sanatların modernleşmeye başladığı günümüzde artık minyatür ne manaya geliyor?
Minyatürü günümüzde kitap resmi olarak tanımlamak mümkün değil. Minyatür, bin beş yüzyılda rafine olmuş müthiş bir sanat. Renkleri, stilleri ve teknikleriyle en üst noktaya geldi. Minyatürü minik bir sayfaya yapabildiğiniz gibi metrelerce büyük eserler de üretebilirsiniz. 
> Peki, siz minyatür sanatında ne buluyorsunuz?
Bir araçta yavaş gidince manzarayı daha net görürsünüz. Minyatür bu şekilde size yavaşlamayı öğretiyor, hayata daha detaylı bakmanızı sağlıyor. Ben günlük hayatta nereye baksam minyatür görüyorum. Bu ne güzel stilize edilir diye düşünüyorum. Ben atölyeme sabah beşte heyecanlanarak geliyorum. 
> Sizinkisi bir aşk yani…
Ben esas hikâyenin aşkta değil, sevgide olduğuna inanıyorum. Çünkü aşk, çok hızlı ortaya çıkan ve kaybolabilen bir şey ama sevgi daha uzun vadeli.
> Minyatür maziyi hatırlatan bir sanat. Sizin hayal gücünüz nasıl işliyor, neler sanatınıza ilham kaynağı oluyor?
Ne yaparsanız yapın geleneksel sanatla uğraşıyorsunuz. Dolayısıyla bugüne “gelene” ekler yapıyorsunuz! Yani bu ne demek? Bir ayağınız zaten geleneklerde. Ama bunu yaparken andan keyif alıyor ve geleceğe bakabiliyorsanız bence doğru yapıyorsunuz.
> Peki, minyatürün İstanbul’la özel bir irtibatı olduğunu söylesek hata etmiş olur muyuz?
Hiç hata etmiş olmayız. İstanbul bir sanatçı olan Mimar Sinan’ın silüetini oluşturduğu büyülü bir şehir. İstanbul’da her şey minyatüre dönüştürülebilir ya da siz her şeye dönüşebilirsiniz. Ben İstanbul’dan etkilenmeyecek bir sanatçı düşünmüyorum. 

Taner Alakuş ve 20 talebesinin eserlerinin yer aldığı “Duruş” sergisi 13 Eylül’e kadar ziyaret edilebilecek.

YENİ SANATÇILAR HEYECANLI
> Aynı zamanda minyatür sanatında talebeler de yetiştiriyorsunuz. Bu sanata rağbet nasıl?
Şimdi akademilerde geleneksel sanatların puanları çağdaş sanatlara kıyasla daha yüksek. Bu taleple de alakalı bir şey. Siz doğru eserler üretip yeni nesli heyecanlandırınca bunlar meydana geliyor.
> Klasik sanatların insana nasıl tesiri oluyor?
Geleneksel sanatlarla uğraşan sanatçı adayları, bir maneviyat da yükleniyor, ağırbaşlılık kazanıyorlar. Hayata bakış şekilleri değişiyor. Bizim çağdaş sanatlarla farkımız da bu herhâlde. Bizim yetiştirdiğimiz sanatçılar arasından çok agresif kişiler çıkmıyor.
> Minyatürde bir altın çağ uzak mı?
Ben iddialı bir şey söylemek istiyorum: Günümüzde yapılan minyatürlerin eskiye kıyasla daha ileride olduğunu düşünüyorum. Günümüzde minyatürler çok daha detaylı, daha iyi portreler var ve minyatürlere çeşitli malzemelerle doku bile katılıyor. 

 

YORUMLAR