Türkiye Gazetesi 50.Yıl
11.09.2020 02:22
Sinemada bu hafta | 11 Eylül

Mel Gibson’ın emekli bir polisi canlandırdığı “Fırtınalı Soygun”da kasırga esnasında bir binada yaşanan hırsızlık teşebbüsüne odaklanılıyor. Sinematografisiyle dikkat çeken film, hikâye bazında seyirciye yeni bir şey sunmuyor.

MURAT ÖZTEKİN

FELAKET VE SUÇ TÜRLERİNİN KARIŞIMI: FIRTINALI SOYGUN
SULU AKSİYON!

Malumunuz Amerika kıtasında yaşayanların fırtına korkusu, tıpkı bizdeki deprem korkusu gibi. Hâliyle Hollywood sinemasının tabii felaket filmlerinde başroldeler... Yönetmenliğini Michael Polish’in yaptığı “Fırtınalı Soygun” da bu felaket temasını bir suç hikâyesiyle birleştiren ve aksiyon türünün birçok klişesini barındıran bir film... Eserin dar oyuncu kadrosunda Emile Hirsch, Mel Gibson, Stephanie Cristina Cayo ve David Zayas gibi isimler ön planda...


Filmdeki hikâye ABD’ye bağlı bir ada olan Porto Riko’da geçiyor. Beklenen büyük bir fırtına için alarm zilleri çalmakta. Mazisinde acı hadiseler olan polis memuru Cardillo ve çaylak polis Jess, insanları evlerinden tahliye etmek için görevlendiriliyor. Ancak bir ihbar sonrasında evinde büyük bir “kedi” beslediği için marketteki bütün etleri alan siyahi adamı gözaltına alıyorlar. Bu garip hadise onları bir apartmana sürüklüyor. Orada hasta olmasına rağmen evini terk etmek istemeyen eski polis memuru Ray (Mel Gibson) var ve kızının yardımıyla onu ikna etmeleri gerekiyor. Polis memurları, tahliye için uğraşırken daha büyük bir bela onları buluyor. “Vaftizci Yahya” lakaplı çete lideri, bir Nazi’nin oğlunun evindeki kıymetli sanat eserlerini çalmak için binaya geliyor. Sırılsıklam bir kedi fare oyunu başlarken neyse ki “yaşlı kurt” kendini gösteriyor!
“Fırtınalı Soygun”, tamamına yakını bir bina içerisinde geçen ve zorlu hava şartlarıyla da klostrofobik atmosferi kuvvetlendirilen bir aksiyon filmi... Kendine has, puslu ve etkili bir sinematografisi olan filmde, ıslak sahneler dikkat çekiyor. Ama seyircinin yeni şeyler bulmakta zorlanacağı eserde tahmin edilebilir komplolarla vasatın biraz altında bir hikâye anlatılıyor. Ne ortaya konan gerilim tat veriyor, ne de anlatılanlar inandırıcı duruyor. Filmde anlatılan yan hikâyeler de bir yere varmıyor.

İRONİK NAZİ HİKÂYESİ
Buna rağmen usta aktör Mel Gibson, prestijinden çok şey kaybetse de varlığıyla ve tecrübeli oyunculuğuyla filme renk katıyor. Ancak Yahudi karşıtı fikirleriyle çok eleştirilen Gibson’ın yer aldığı esere, yine bir Nazi hikâyesinin ve gayrisamimi görünen ırkçılık karşıtı mesajların yedirilmesi de oldukça ironik duruyor. Hülasa-i kelam benzeri birçok yapım olan “Fırtınalı Soygun” B sınıfı bir eser olmaktan öteye gitmiyor. Yine de aksiyon meraklılarına ve Gibson hayranlarına sunulan bir eğlencelik olarak görülebilir.

“SİLAHLAR FORA”
ABSÜRT KOVALAMACA
Yeni Zelandalı yönetmen Jason Lei Howden’in “Silahlar Fora” filmi, internet teknolojileri üzerinden ilerleyen enteresan bir kara komedi. Filmde Daniel Radcliffe, Samara Weaving ve Rhys Darby başrollerde… Eserdeki hikâye şöyle: Miles hem iş hem de özel hayatında sıkıntıları olan genç bir adamdır. Ama internette yaptığı bir yorum ona sıkıntılarını mumla aratır. Online ortamdaki “Skizm” adlı bir dövüş platformunda, insanların bir oyun gibi birbirleriyle silahlı kavgalara sokulmaktadır. İşte Miles, kendisini bulan çete tarafından zorla bu platforma sokulur ve kollarına asla çıkaramayacağı silahlar bağlanır. Üstelik ilk rakibi de platformdaki acımasız kadın Nix’tir. Artık Miles için hayati ve absürt bir kaçış başlamıştır… Eğlenceli bir şekilde başlayan hikâyedeki tekrarlar, eserin tadını kaçırıyor. Durmak bilmeyen aksiyon ve sıra dışı kamera açıları da sizi yoruyor. Mide bulandıran sahneler de cabası! Ama filmdeki ölüm platformu, dijital dünyanın geleceği açısından düşündürücü bir öge...

“UZUN ZAMAN ÖNCE”
ŞÜPHE GİRDABINDA SAVRULUŞ
Genç yönetmen Cihan Sağlam’ın yerli ve yabancı festivallerde birçok mükâfat alan filmi “Uzun Zaman Önce” esrarengiz bir cinayet hadisesi sonrasında yaşananları merkezine alıyor. Eserin oyuncu kadrosunda Onur Dikmen, Serdar Orçin, Nihan Okutucu ve Reha Özcan gibi isimler var.


Hem karakter hem de ekonomik olarak güçlü bir babanın iki oğlundan biri olan Ahmet, kendisini aldattığına inandığı eşinin peşine düşüyor. Zihnindeki şüpheler sonunda mantığını yeniyor ve elini kana bulayıp cinayet işliyor. Cesedi ortadan kaldırması için kendisine yardım eden kişi ise ağabeyi Mehmet oluyor. Her şeyin üstü örtülmüş gibi dururken bu hadiseyi birilerinin görmüş olma ihtimali, iki kardeşinin beynini kurcalamaya başlıyor. Yaşanan yeni gelişmeler de girift bir durum meydana getiriyor... Yönetmen Sağlam’ın filmi, sonuna kadar seyirciyi beklenti içerisine sokan esrarengiz bir hikâye sunuyor. Her ne kadar nihayette beklentiler tam olarak karşılanmasa da tesirli polisiye hava meydana geliyor. Problemleri bir baba figürüne bağlayan hikâyeyi realist kılan şey ise usta oyunculuklar... Eserin iki saatlik müddeti ise doğrusu biraz uzun…

HAFTANIN DİĞER FİLMLERİ
¥ ‘Yeni Mutantlar’
¥ ‘Hadi Gidelim’
¥ ‘Karanlığın İçinden’
¥ ‘Deney’

EN ÇOK SEYREDİLENLER
¥ ‘Tenet’  18.356
¥ ‘Mulan” 6.192
¥ ‘Davetsiz’ 2.508
¥ ‘Pretoria’dan Kaçış” 2.506
¥ ‘Cin Bebek 2’ 2.297

 

 

YORUMLAR