Türkiye Gazetesi 50.Yıl
14.10.2020 02:25
12.000 yıl öncenin kültürel izleri var

Tarihin sıfır noktası Göbeklitepe’yi keşfeden insanları ve orada yaşayan köylüleri dokümanter filme taşıyan yönetmen Prof. Dr. Sedat Benek “12 bin yıl evvelinden bazı ritüellerin devam ettiğini gördük” diyor.

MURAT ÖZTEKİN

Dünyada tarih bilgilerinin revize olmasını sağlayan, ezberleri bozan on iki bin yıllık Göbeklitepe, bugüne kadar çeşitli filmlere konu oldu. Hem yönetmen hem de coğrafya profesörü olan Sedat Benek ise “Göbeklitepe Sakinleri” isimli dokümanter filminde, “tarihin sıfır noktası” olarak anılan mekânı keşfedenleri ve etrafında doğup büyüyen insanları merceğine aldı. Film, İstanbul Film Festivali, Antakya Film Festivali ve Kayseri Film Festivali’nde seyirci karşısına çıkacak. Biz de akademik kimliğine rağmen çektiği filmlerle, festivallerden mükâfatlarla dönen ve “Yaptığım filmlerle akademik çalışmalarımın konuları birbirinden uzak değil. Sosyal olaylara farkındalığı artırmak için sinema yapıyorum” diyen Prof. Dr. Benek’le konuştuk.

SÖZLÜ TARİHE KULAK VERDİLER
“Göbeklitepe Sakinleri” filminin arkeolojik bir belgesel olmadığını söyleyen Benek, “12.000 yıl evvel yaşayan insanlarla, günümüzde yaşayanlar arasında benzerlik var mıdır, düşüncesiyle yola çıktık. Göbeklitepe hakkında arkeolojik olarak birçok belgesel yapıldı ama burası yöre insanlarının perspektifinden tam olarak ele alınmadı. Biz de bölgeyi, sözlü tarih üzerinden anlamaya çalıştık. Göbeklitepe yöre halkı için de kutsal görülen bir yer miydi? sorusuna cevap aradık” diye konuşuyor.
Eserde Göbeklitepe’nin eski sahipleri olan Yıldız ailesinin yanı sıra ören yerinin yanındaki köyde yaşayan toplam 6 karaktere yer veren yönetmen Benek “Farklı yaşlardan karakterler üzerinden Göbeklitepe sakinlerinin bir asırlık tarihini anlamaya çalıştık. Altı ay boyunca kameram olmadan onlarla görüştüm; sık sık köye giderek kendileriyle sohbet ettim. Dokümanter filmin meydana gelmesi toplamda bir buçuk yılımızı aldı” diyor.
Göbeklitepe’de arkeologların ortaya çıkardığı bazı bilgilerle, yöre sakinlerinin yaşayışları arasında benzerlikler gördüğünü iddia eden Prof. Dr. Serdar Benek şöyle konuşuyor:  “Göbekli” diye adlandırılan bölge, yöre halkının hayatında önemli bir yer tutuyordu. Mahalli halk, yılın belirli dönemlerinde orada sürüleri dolandırıp yemekler pişiyorlardı. Ören yerinin olduğu bölge, psikolojik sıkıntı çekenlerin de gittiği bir yermiş. Oraya pislik dökmemeye de özen gösterilirmiş. Biz 12 bin yıl evvelinden gelen bazı ritüellerin devam ettiğini ama bu ritüellerin büyük oranda İslami inançlarla örtüştüğünü gördük. Kültürel kodlar bunu gösteriyor.

KÂŞİFLER BURUK
Dokümanter filmde, Göbeklitepe’yi babasıyla birlikte bulan Veysi Yıldız’a da yer veren Benek “Veysi ve merhum babası Şavak Yıldız, ilk bulunan eseri, ayıp olmasın diyerek temizleyerek Urfa Arkeoloji Müzesi’ne götürüyor. O zamanki müze müdürü, eserin çobanlar tarafından yeni yapıldığını zannediyor. Bunun üzerine rahatsız oluyorlar ve eseri müzenin bahçesine atıp gidiyorlar. Kendilerine bir teşekkür bile edilmiyor. O burukluğun etkisi belgeselde de görüldüğü üzere hâlâ devam ediyor. İsimlere girmedik ama konu önemliydi” ifadelerini kullanıyor.
Buna rağmen kamulaştırılan Göbeklitepe’nin eski sahiplerine kazılarda iş verildiğini kaydeden yönetmen şunları sözlerine ilave ediyor: Ören yerinin ilk kazı başkanı Klaus Schmidt, onlarla insani bir ilişki kuruyor. Göbeklitepe’yi bulan Yıldız ailesine kazılarda öncelikli olarak iş veriyor. Yıllarca kendi geçimlerini sağladıkları alanda kazılara katılıyorlar.

YORUMLAR