07.07.2021 02:20
'Sanatçının kendiyle kavgası ölünce biter'

Usta hat sanatçısı Sevgili “İnsanın egosuyla mücadelesi ancak ölünce biter. Bu insan olmakla ilgili ama sanatçıysanız daha dezavantajlısınız” diyor.

MURAT ÖZTEKİN

Turan Sevgili, efsane hat sanatçısı Hamit Aytaç’ın yaşayan en eski talebesi…  Onu diğerlerinden ayrıştıran şey ise aynı zamanda bir ressam olması… Uzun yıllar Küçük Ayasofya ve Cağaloğlu’nda sanatını icra eden Sevgili, şimdilerde Sahra-ı Cedid Camii yakınlarındaki atölyesinde duramadan üretiyor. 'Hak'tan Damlalar' sergisi ise bugünlerde Nevmekân Sahil Galeri’de görülebiliyor. Ben de kapısını çaldığımda onu masasında eserlerle buluyorum. Konuşmamızın bir yerinde arkadaşlarının gençliğinde kendisine “Ben senin gibi üç ay çalışayım, ölürüm” dediğini aktarıyor ve maziye uzanan bir sohbete koyuluyoruz…

¥ Birçok hattat gibi size de Erzurumlusunuz ama Çorum’da doğmuşsunuz. Hamit Aytaç’la yolunuz nasıl kesişti?
1963’te Yüksek İslam Enstitüsünde tahsil için İstanbul’a geldim. Şimdiki gibi sosyal medya yoktu ama gazetelerdeki yazılardan Hamit Hoca’nın varlığından haberdar oluyordum. Onun yazılarını gördükçe içimde bir iştiyak kabarmaya başladı. Zaten 11 yaşımdan beri eski yazıyı okuyor ve yazıyordum. Sonrasında araştırıp öğrendim ki Hamid Hoca, Sirkeci’de bir handa çalışıyor.

¥ Hemen hat çalışmaya başladınız mı?
Önce bir iki defa ziyaretine gittim, sonra kendisiyle çalışmaya başladım. Hamid Hoca, “Gel sana ders vereyim” demezdi ama isteyeni de geri çevirmezdi. Ben de hem reklam ajansında çalışıyor hem fakülteye devam ediyordum. Cağaloğlu’nda Hamid Hoca’nın atölyesinin olduğu Büyük Reşit Paşa Hanına yakın bir yerde atölye tuttum. Koşturmaca içerisinde uzun zaman yanında kalamıyordum ama onun boş zamanlarını iyi biliyordum. O zamanlarda gider, meşkimi gösterir gelirdim.

“ÇANTADAN RESSAM”
¥ Hamid Aytaç’ın az konuştuğu malum… Aranızda nasıl bir münasebet vardı?

Hamid Hoca’nın da ressamlık yönü vardır. Bana yaptığı resimleri göstermişti; manzara resimleri ve kara kalem çizimleri yapardı. “Çantadan” derler ya, kabiliyeti kendindendi. Resme yatkın olduğumdan mıdır bilinmez, beni çok severdi.

¥ Ama ondan çok uzun bir zamanda icazet alabilmişsiniz. On beş yıl mıydı?
Evet, 15 beş sene çalıştıktan sonra bana icazet verdi. Ancak aslında ben şifahi izniyle altı ay sonra piyasaya yazılar yazmaya başlamıştım bile… Zaten edeben Hoca’nın izni olmadan başkalarına yazı yazılmaz. Fakat biz hocalarımıza “Efendim, icazet alacak duruma gelmedik mi?” diye soramazdık. Öyle bir anlayış vardı.

¥ Sonra diyebildiniz mi peki?
Bir avukat arkadaşa sordurttum. “Turan sana yıllardır gidip geliyor. İcazet alacak duruma gelmedi mi?” diye sual etti. O da “Geldi de geçti bile” deyince hemen altı çeşit yazıdan ibaret bir icazet hazırladım. Ondan sonra, böyle bir arada icazet alan olmadı.  

HAT ESERLERİ DE BİR RESİM!
¥ Peki, resme olan merakınız nasıl başladı?
Resme hep kabiliyetim vardı. Hamid Bey’le hat çalışırken, Güzel Sanatlar Fakültesinde de devam ettim. Sınıfa girdiğimde herkes hoca geldi zannederdi. 42 yaşında mezun oldum… İllüstrasyonla hattı birlikte yürüttüm. Çabalarım zamanla büyüdü. Malumunuz tarihteki yetmiş hattatın resimlerinden bir albüm hazırladım. Otobiyografilerindeki bilgilerle ve bende bıraktıkları izlerle hayalî portreler çizdim.

¥ Resimle hat sanatı arasında ne gibi benzerlikler buluyorsunuz?    
Plastik sanatlarda yerleştirme, ışık-gölge, denge gibi temel unsurlar vardır. Hat sanatında da mesele sadece kelimeleri öylece dizmek değil. Hatta da bir denge var. Aslında hat sanatı da bir resimdir. Ressam Picasso’nun da hat sanatını böyle öven sözleri var. Ama unsurlar farklı tabii…

BENLİK DAVASI OLURSA...
¥ Ama hat sanatının manevi bir yönü de var. Bunu resimde bulabildiniz mi?

Hat sanatının farklı bir ruhani yönü var tabii… Ayet, hadis ve bunlardan feyiz alınarak dile getirilmiş olan sözleri yazdığınız için insanın ruhunda bir fevkaniyet oluşuyor. Ama benlik davası gütmezseniz bunu yakalarsınız. Benlik davası olursa nefsi gıdalandırırsınız. İnsanın egosuyla mücadelesi ancak ölünce biter. Bu, insan olmakla ilgili ama sanatçıysanız daha dezavantajlısınız.

'Halktan kopan sinema terörü göremiyor' 'Halktan kopan sinema terörü göremiyor' Terör örgütlerinin insan kaynaklarına dikkat çeken ‘Karınca’ filminin senarist ve başrol oyuncularından Halit Karaata, sinemacıların terör hadiselerine gözlerini kapadıklarını kaydederek “Sinema festivallere yaranma meselesine dönüşünce, hâl böyle oldu” diyor.
Utku Lomlu: Kapak tasarlamaktan kitap okuyamaz oldum Utku Lomlu: Kapak tasarlamaktan kitap okuyamaz oldum Aldığı ödüllerle kitap kapağı tasarımında dünyada adından söz ettiren Utku Lomlu “Eskiden elimden kitap düşmezdi. Şimdi ise kitap tasarlamaktan kitap okumaya çok fırsat olmuyor” diyor.

 

YORUMLAR