11.10.2021 06:02
Usta hattat Halim Özyazıcı'dan yadigar kalanlar gün yüzüne çıktı

Sanatı yasaklanınca yıllarca bağcılık yapmak mecburiyetinde kalan ama elinden kalemi düşürmeyen hat sanatçısı Halim Özyazıcı’nın çalışma azmini ortaya koyan eserleri, Kazlıçeşme Sanat’ta açılan sergiyle gün yüzüne çıkıyor.

MURAT ÖZTEKİN

Mustafa Halim Özyazıcı trajik hayat hikâyesi olan hat sanatçılarından yalnızca biriydi... Osmanlıdan miras aldığı sanatının zirvesindeyken, çıkarılan kanunla hat yapması yasaklanan Özyazıcı, yurt dışına çıkmaya çalıştı ama başaramadı. Sonunda kendisini yıllarca bir bağ evine âdeta hapsetti. Üzüm yetiştirip yeni harflerle grafik tasarımı yapmak mecburiyetinde kalan Özyazıcı, gizli saklı yazdığı hat eserlerine ise “Sâbıkan hattat, hâlen bağban” (Önceden hattattı, şimdi bahçıvan) ibaresini düştü. Yaşadığı zor yıllardan sonra Türkiye demokrasiyle buluşurken o da sanat yapmaya başladı. Sanatçı, ömrünün sonuna kadar abidevi mimari eserlerin hat yazılarını yeniledi.

Halim Özyazıcı'nın hayatının detayları gözler önüne serildi

İLK DEFA SERGİLENİYOR

Özyazıcı’nın hayatının detaylarının peşine ise tanınmış koleksiyoncu Halûk Perk düştü… Yaklaşık otuz senedir, sanatçının özel eşya ve az bilinen eserlerini toplayan Perk, bu koleksiyonunu Kazlıçeşme Sanat’ta açılan “Hattat Mustafa Halim Özyazıcı: Hayatı ve Sanatı” adlı sergiyle gözler önüne serdi. Yaklaşık üç bin parçalık koleksiyondan meydana getirilen sergide usta sanatçının “mutfağını” açığa çıkaran 150 eser ve nesne ilk defa teşhir ediliyor. Sergide sanatçının hat eserleri, yaptığı karalamalar, fotoğrafları, özel eşyaları ve yazı aletleri görülebiliyor.  

Sergi, Zeytinburnu Belediyesi Kazlıçeşme Sanat’ta 31 Aralık’a kadar ziyaret edilebilecek

“MUTFAK”TAN NESNELER

Sorularımızı cevaplayarak koleksiyonun doğuş hikâyesini anlatan Halûk Perk “Türkiye’de hattatların yazıları çok güzel toplanıyor. Fakat onların sanatının mutfak kısmıyla pek ilgilenilmiyor. Ama beni hattat Halim’in taslakları, aldığı notlar ve yazışmaları çok heyecanlandırdı” diyor. Yıllardır Özyazıcı’nın eserlerini toplayan Perk sözlerine şöyle devam ediyor: Öncelikle sanatının, sonra hayatının mutfağına girdiğim. Böylece kendimi onun bütünleşmiş gördüm ve her şeyini didiklemeye başladım. Ayakkabısını ve tesbihini bile koleksiyonuma dâhil ettim.

Hattat Halim’in cumhuriyet döneminde yaşayan önemli biri olduğunu,  harf inkılabıyla birlikte sanatını icra edemediği için grafik tasarımına yöneldiğini hatırlatan Perk “Kendisi çok azimli. Büyük sıkıntılar çekmiş ama hiç boş durmamış. Mesela hattatlığı bırakıp bağ evine çekildiği zamanda bile 30 çeşit üzüm yetiştirmiş. Kendisine gelen mektup zarflarına bile hat yazmış ve üstelik bunları atmamış” şeklinde konuşuyor.

Özyazıcı'nın çocukları

EVLATLARI ANLATTI: YAZI YAZMADIĞI BİR GÜN YOKTU

Babası Halim Özyazıcı’yı anlatan Nesli Emel Özyazıcı “Şeker gibi bir babaydı. Bazen kahvesini mangalda yapar, yerde oturarak çalışırdı. Uzun parmakları vardı. Yazıya bir başlar, sonuna kadar durmadan giderdi. Çocukken en büyük zevklerimden biri onu izlemekti” diye konuşuyor.

Sanatçının üvey oğullarından Halit Yüksel Danış ise “Annemle evlendiğinde üç yaşındaydım. Bu yüzden onu gerçek babam olarak kabul ettim, o da bizi öyle gördü. Oldukça merhametliydi” diyor. Özyazıcı’nın sanat disiplininden bahis açan Danış “Yazı yazdığı zaman sessizliği ve tek kalmayı seviyordu. Her zaman yazardı. Boş kaldığında mutlaka karalama yapardı. Onun yazı yazmadığı ve kamışlardan kalem yapmadığı bir gün görmedim. Bazen geceleri küçük idare lambasının altında hat yazardı ancak küçük bir hata bile yapmazdı” ifadelerini kullanıyor.

YORUMLAR