17.11.2021 06:11
Benjamin Sack: Sonsuzluğun güzelliği İslam şehirlerinde

Çizdiği sıra dışı şehir tasvirleriyle tanınan sanatçı Benjamin Sack, İslam dünyasındaki şehirlerin uçsuz bucaksız geometri kalıplarına mana kattığını söylüyor.

MURAT ÖZTEKİN

Amerikalı sanatçı Benjamin Sack, çizdiği kompleks şehir resimleriyle dikkat çekiyor. Bir zamanlar yelkenli gemilerle uzun seyahatler yapıp gravürler çizen seyyahları hatırlatan Sack, gittiği dünyanın farklı şehirlerinden, “göz yoran” detaylara sahip eserler çıkarıyor… Biz de kendisinden hikâyesini dinliyoruz…

HAYALLER KALELERDEN DOĞDU
> Şehirler tarih boyunca sanatçılara ilham kaynağı oldu ama sizin onlarla bağınız farklı ve çok güçlü. Şehirlerle olan hikâyeniz nasıl başladı?

Eski tarım arazileri ve ormanların üstüne kurulan Washington D.C. çevresindeki banliyölerde büyüdüm. Sanırım toprağın dönüşümüne şahit olmak, çok erken yaşta beni kendine hayran bıraktı. Temel olarak mimariye her zaman ilgi duydum ve bir çocuk olarak hayal gücümü besleyen şey kalelerdi.

B. Sack, Efes antik şehrini ziyaret ettiğini, İstanbul'un güzelliğini resmedeceği günü ise sabırsızlıkla beklediğini söylüyor

> Detaylı olarak resmettiğiniz şehirlerde özellikle ne arıyor ve buluyorsunuz?
Başlangıçta bir şey aradığımdan emin değildim. Bu, tıpkı yeni bir insanla tanışmak gibi bir durumdu. Ama şehirlerin bulunduğu araziyi nasıl kucakladığını, nehrin kıyıları arasında nasıl dans ettiğini ve sokakların nasıl birbirine bağlı olduğunu görmek büyüleyici oldu.

> Çalışmalarınızda Orta Doğu ve İslam coğrafyasındaki şehirlere de yer veriyorsunuz. Sizce bu şehirleri diğerlerinden farklı kılan nedir?
Bu şehirler uçsuz bucaksız geometri kalıplarına o kadar çok sevgi ve ruhani mana katıyorlar ki… Sonsuzun güzelliğini yakalamışlar, hem mütevazı hem de ihtişamlı mimari yapılarda kendi dillerine yansıtmışlar.

BİR ŞARKI GİBİ
> Resimlerinizi yaparken bir şehrin en çok odaklandığınız yönleri neler?

Şehirlerin duvarları, sokakları ve tabii ki insanlarıyla iç içe geçmiş bir hayatı ve zengin tarihi var. Bu tezahürü bir tür şarkı olarak düşünmekten hoşlanıyorum.

> Sıra dışı ve detaylı resim tekniğiniz sosyal medyada da dikkat çekiyor. Üretim safhanız nasıl gerçekleşiyor?
Oldukça basit: Sabır, tutku ve sebatla karışık kâğıt, kalem ve zaman... Sezgilerimle çalışmayı seviyorum. Bu sebeple eğer varsa sadece birkaç basit eskizle çalışmaya başlıyor ve çizimin organik olarak büyümesine izin veriyorum.

ŞEHİRLERİN DE BİR ÖMRÜ VAR
> Dünyada geleneksel hâlini kaybetmiş birçok şehir var. Bu size ne düşündürüyor?
Hiçbir yerde şu veya bu şehrin, sonsuza kadar “en büyük” veya “en önemli” olacağı yazmıyor. Bir şehrin solmaya başlaması ve bir tür harabeye dönüşmesi talihsiz bir durum. Ancak çoğu zaman bir şehir gözden düştüğünde, farklı yerde bir başkası yükseliyor. Hayat devam ediyor. Mesela, Ürdün'deki Petra şehri bir zamanlar Nebatilerin mücevheri gibiydi. Zamanla, -sırrını bilen bedeviler hariç- “kırmızı gül şehri” diye anılan yer, tarihe karıştı. Neredeyse bin yıl boyunca, dünya onu unuttu ve yakın zamanlarda “yeniden keşfedildi”.

İş Sanat, İstanbul Ensemble konseri ile açılışı yaptı İş Sanat, İstanbul Ensemble konseri ile açılışı yaptı İş Sanat “Umut ve Dayanışma” adını verdiği yeni sezonunu, Maximum Uniq Hall’da orkestra şefi Rengim Gökmen idaresindeki İstanbul Ensemble konseri ile açtı.
Hisler sanat eserine dönüşüyor Hisler sanat eserine dönüşüyor Dijitalleşme, yapay zekâ, makine öğrenimi... Artık hayatımıza her geçen gün daha fazla giren bu mefhumlar sanata ilham kaynağı oldu ve bir sergi ortaya çıktı. “Yarının Dünyasına İvmeyle” sergisi ziyaretçilerini bekliyor.

 

 

YORUMLAR