19.01.2019 07:19
Salih Keçeci: Çok tehdit aldım yine de doğrudan vazgeçmedim

Neredeyse 40 yıldır magazin gazeteciliği yapan Salih Keçeci, içini gazetemize döktü.

Röportaj: Gülçin Coşkan

Gazeteciliğe başlama serüvenini ve yaşadıklarını anlatan Keçeci, öğrendiği en önemli şeyin, para ile şöhreti taşımanın çok zor olduğu... Vatan sevgisi ve manevi değerlerin unutulmamasını isteyen Salih Keçeci, bakın neler diyor...

Mesleğe nasıl gönül verdiniz?
Lisedeydim, o zamanlar İstanbul’da çok fazla araba, trafik lambaları yok. Karmaşa ve kuralsızlık var. Taksiler trafik kurallarını ihlal ederek çift sıra park etmiş. Ben de Karaköy İskelesi’nde vapurdan inen yolculardan müşteri bekliyorum. O dönemde Milliyet gazetesinde “Trafik Anarşistleri” diye bir yazı dizisi başlattılar. Hatalı parktan dolayı resim çeken bir gazeteci vardı. İki gün sonra gazetenin birinci sayfasında manşet “Trafik Anarşistleri”... Altta sembolik fotoğraf ben ve arabam. Mesleğe giriş böyle bir haberle oldu. Dedim ki kendi kendime, ben de gazeteci olacağım, ben de seni çekeceğim. Yıllar sonra bu hikâyeyi anlattım o gazeteciye. Gülüştük.

Şu an bulunduğunuz konuma gelene kadar yaşadığınız zorlukları soracak olursak neler söylerdiniz?
80 ihtilalinden önceki zor günlerimizde lise talebesiydim. Bu yüzden liseyi 6 senede bitirdim. 1977’de Hürriyet gazetesinde “Gözlemci muhabir” olarak çalıştım. 1980 ihtilalinden 40 gün sonra terhis olup geldim. Otomotiv sektörüne girdim. 1990’a kadar sektörde çok iyi bir konuma gelmeme rağmen gazeteciliğe geri döndüm. Her şeyin hayırlısını versin Allah. Paranın dahi.. Parayı ve şöhreti taşımak çok zordur. 

Mesleğe verdiğiniz aradan sonra geri dönüşte zorluklar yaşadınız mı?
1990’da Fotospor’da başladım. 1993’te Kenan Erçetingöz, Burhan Akdağ, Müslüm Demirci, Ünal Demirkaya ve ben muhteşem bir ekip oluşturup Kenan’ın genel yayın yönetmenliğinde Alem dergisini kurduk. 1995’te Hürriyet gazetesinin Magazin Servisinde başladım. Hafta Sonu istihbarat şefi, Klips’te haber müdürü olarak çalıştım. 2002’de emekli olup ayrıldım. Şirketimi kurdum Quality’yi çıkardım. TV 8’de de yorumcu olarak çıkıyorum. 

Sizce başarının sırrı nedir?
Net ve dürüst olmak yetiyor. İnsanların size sevmesi, güvenmesi benim servetimdir. 

Farklı bir mesleği yapmayı hiç düşündünüz mü?
Gazeteci olarak çalıştığım dönem Ebru Gündeş, Ajda Pekkan gibi isimlerden basın danışmanlığı teklifi aldım. “Etik değil yapamam” dedim. 

Gençlere tavsiyeleriniz nelerdir?
Eğer bu işi zaten seviyorsan, yapmak istiyorsan farkını gösterirsin ve mesleğe bir şekilde girersin. Ancak bu meslek devlet memuru gibi sabah 9 akşam 6 gibi kalıplarda yapılan bir iş değil. Gazetecinin geliş saati bellidir ama gidiş saati belli değildir. Pasaportumuz çantamızda dolaştık. İşimiz bitmeden evimize gitmedik. Kolay bir sektör değil. Dürüstlük, samimiyet, çok çalışmak ve fedakârlık gerektirir.

İnsanların özel hayatları ile ilgili haber yapıyorsunuz. Bunun zorlu yanları oldu mu?
Olmaz mı? Çok tehdit aldım, silah tehdidinden tutun vurma kırma tehditlerine kadar. Ama doğru bildiğimden vazgeçmedim. Doğru, bir tanedir ve benim için o geçerlidir.

Bugün mesleği bırakmış olsanız, sanatçılarla dostluklarınız devam eder mi?
Birçok isimle dostluklarım devam eder. Fakat bu meslek nankör bir meslek. Bu mesleği bıraktığım zaman üç ay sonra telefonum çalmaz, bunu biliyorum. Acı gerçek bu… O yüzden de bana “Abi ne zaman emekli olacaksın” diye sorduklarında “Ölünce” diyorum. Önemli olan iyi anılmak. Yanımızda hiçbir şey götüremeyeceğimizi bilerek yaşayalım. Ülkemiz, vatanımız burası ve başka bir vatanımız yok... Bu vatanın kıymetini bilmek, insanların birbirini sevmesi, en çok ihtiyacımız olan şeyler. 

ÇOCUKLARIM HİÇBİR BAYRAM BENİ GÖRMEDİ

Ben iki çocuk babasıyım. Çocuklarım hiçbir hafta sonu, hiçbir bayram ya da yılbaşı babalarını görmedi. Çünkü her bayram, yılbaşı biz en çok çalışan üstelik genellikle de İstanbul dışında olan insanlarız. Magazin gazeteciliğinin en yoğun olduğu dönemler bayramlar ve yılbaşları tatil günleri. Bu meslekte maalesef önce iş sonra aile. Bu da fedakârlığın en uç noktasıdır.

 

YORUMLAR