İftara kalan zaman
20:27:00

Doruktan çukura

Doruktan çukura

İsm-i azam duasını bilen bir veliydi, dünya malına meyletti, kovulup tardedildi.

Yuşa aleyhisselâm, Erîha ve Eyliya’nın fethinden sonra Belka üzerine yürür. Etrâfı kuvvetli surlarla çevrili olan şehrin meliki Belak, zâlim şedit biridir.
Ancak beldede Bel’âm bin Baura isimli bir zât vardır ki İbrâhim aleyhisselâmın dînine bağlı bir haniftir. İlim ehlidir, İsm-i âzam duâsını bilir. 2 bin talip, hokka kamış ile vaazlarını dinler, tek sözünü kaçırmadan kâğıda geçirir. Melik Belak o günlerde, Yuşa aleyhisselâma karşı koyacak güçte değildir.
O büyük veliye gelir; “Ey Bel’âm!” der, “Yuşa bin Nûn, kalabalık bir orduyla üzerimize yürüyor. Mâlum, Rabb’in senin dileklerini geri çevirmiyor. Artık bize mi dua edersin onlara mı beddua edersin bilmem, ne yaparsan yap bizi şu dertten kurtar.
Bel’âm, Allahü teâlânın emriyle hareket eden Yûşa aleyhisselâma beddua edecek değildir. Hatta yanına gelenlere “selamet mi istiyorsunuz” der, “öyleyse Hazret-i Mûsâ’nın dînine girin, Hazret-i Yûşa da size ilişmesin.”
Şehir halkı hem tavsiyelerini dinlemez hem de dua isterler ısrarla. Ona hediyeler getirir dünyâlık vadederler. Bakarlar olmaz hanımını ayaklandırır, yuvasını bozmaya kalkarlar. Bel’âm, hak bildiğinden dönmez baskılara aldırmaz.
 Hükümdâr vazgeçecek yerde iyice üstüne düşer. Bel’âm için bir darağacı hazırlatır tehdide başlar: Ya dua edersin, ya da ipe çekilirsin.  
Bel’âm; “Müsâde edin de, Rabb’ime arz edeyim” der. Gece sarih (açık), sahih (doğru), salih bir rüyâ görür, duâ etmemesi emredilir ona.
Ertesi gün Belka ahâlisine; “Rabb’ime danıştım” der, “Yuşa aleyhisselâm aleyhinde duâ edemem asla”.
Tekrar baskılar, ısrarlar hediyeler. Vadedilen servetler.
Neticede gönlü mala mülke meyleder. “Rabb’ime tekrar arz edeyim” dese de sadık bir rüya göremez kalbine ilham da gelmez.
“Eğer” derler, “Rabb’in duâ etmeni dilemeseydi, seni nehy ederdi.”
Haydi gel şu duanı yap, biz de amin diyelim.
Bu sefer karşı gelemez. Husban Dağı’na doğru yola çıkarlar. Yanında Belka eşrafı ve meraklılar. Bir müddet gittikten sonra, merkebi yere çöker. Bel’âm onu kaldırmaya çalışır, beceremez. Güzellikle yürütemeyince, döver. Tekrar üzerine biner. Ama eşek yine durur, adım atmaz bir daha.

MERKEBE ZULMETMESE
 Zorlayınca merkebe lisan verilir. Konuşmaya başlar. “Ey Bel’âm! Sana yazıklar olsun. Nereye gitmek, ne yapmak istiyorsun? Görmüyor musun? Melekler önüme çıkıyor ve yolumdan çeviriyorlar. Sen onların aleyhinde duâ etsen ne olur? Ya Allah’ın peygamberi ve inananlar ellerini açarlarsa?”
Doğru haklısın der, bu yaptığımız uygun değil. Hadi dönelim.
Ancak iblis, insan sûretinde gelip; “Ey Bel’âm! Sen akıllı bir kimsesin. Bilirsin ki eşekler konuşmaz. Bu sözler olsa olsa şeytanın işidir, o meluna uyma. Senden kötü bir şey istemiyorlar ki sadece dua edeceksin onlara.
- Ama Hakk’a hakikate tavır alamam, batılın yanında duramam asla.
- Eğer dua edersen insanlar sana itibar eder, sözünü dinlemeye başlar. Kavmini imana davet etme fırsatı yakalarsın, müminlerin sayısı artar. Belki da Rabb’in peygamberlik verir sana. Şu değerli hediyelerden niye mahrum kalacaksın, hem yuvan da yıkılmaz.
Bel’âm bin Baura, şeytana aldanır, tekrar döner Husban Dağı’na. Zirveye ulaşınca ellerini kaldırır duaya başlar. Ancak o ne söylerse söylesin ağzından Belka ahâlisi aleyhine ve hazret-i Yuşa lehine kelimeler dökülmeye başlar.
“Ey Bel’âm! Ne yapıyorsun?” derler “Onlara duâ, bize bedduâ ediyorsun”
- Bunları isteyerek söylemiyorum. Allah böyle konuşturuyor.
Ve dili ağzından çıkıp sarkar. Allahü teâlânın gadabına uğrar “Eyvah, kapısından kovuldum, dünyâm da âhıretim de gitti” diye dövünmeye başlar. 

FESAT ÖĞRETMESE
 - N’olacak şimdi?
- Belka’yı alırlar. Karşılarında duramazsınız bundan sonra.
- Hiçbir çare yok mu?
- Var ama…
- Haydi, söyle.
- Hanımlarınızı kızlarınızı süsleyip İsrâiloğullarının yanına gönderin, eğer günah işlerlerse, belâlarını bulur, helâk olurlar.
Evet bu tuzağa düşenler olur ve veba salgını başlar. Rivayete göre 70 bin İsrâiloğlu düşer toprağa.
Uzun bir muhâsaradan sonra Belka fethedilir ki, cesetler arasında Belak da vardır, Bel’âm da…

En iyisi en şerlisi
“İnsanların saâdeti âlimlerin elinde olduğu gibi, cehenneme sürükleyen de onlardır. Din adamlarının iyisi, insanların en iyisidir. Dini, dünyaya alet eden, milletin îmânını bozan din adamları ise insanların en kötüsüdür.
Büyüklerden biri, şeytanı boş görüp, sebebini sorduğunda “zamanın din adamları yetiyor” der, “insanları yoldan çıkarmakta bize iş bırakmıyorlar.”
 (İmam-ı Rabbani- Mektûbât)

11.05.2019 - 06:07